Yukarıdaki lafı 2015/2016 sezonunda Leicester City’i Premier Lig şampiyonu yapan İtalyan Teknik Adam Claudio Ranieri’den aldım. Ligin sonunda şampiyon takımın teknik direktörü olarak, gazeteciler ona ‘’ bu şampiyonluğun sırrı nedir’’ diye sorduklarında; yanıtı çok sade ve vurucu olmuştu. ‘’Takımımın zihni açık ve şarjı doluydu’’ Mealen şöyle demek istiyordu Ranieri , Uzun lig maratonunu en önde bitirmek için takımımı zinde, güçlü ve dayanıklı hale getirdim.  Oyuncularımın fizik kalitesini, bu çetin süreç için yeterli hale getirerek, onları belirgin ve net bir amaç için ikna ettim.

Futbol için geçerli olan temel prensipler elbette toplum içinde geçerlidir. Futbol takımı, tıpkı aile gibi, toplumu oluşturan küçük birimlerden biridir. Başka bir deyimle insani faaliyetlerin hepsi aslında hem toplumun aynasının kendisidir hem de o toplumun kendi sınırlarını zorlayarak başka bir şeye dönüşmesinin dinamiğidir. Şarjı dolu ve zihni açık bir toplum, mutlaka önüne koyduğu hedeflere ulaşır. Bunun istisnası aması fakatı yoktur. Yeter ki, toplumun zihni açık olsun ve her ne yapacaksa, yapacağı o şeye büyük bir motivasyon ile bağlı olsun.

Ama ne yazık ki, bir toplum olarak biz, belli bir süreden beri, adeta zihnimizin açık pencerelerin koyu kadife perdeler ile sıkıca örttük. Öyle ki, sanki o perdelerin gerisinden kenarından ışık bile sızmaz oldu. Sıkıca kapattığımız pencerelerden içeriye oksijen de sızmaz oldu. Kapalı pencereler oksijen almamızı engellerken, sıkıca örttüğümüz koyu siyah kadife perdeler güneşle temasımızı kopardı.

Güneşsiz ve oksijensiz kalmış zihin, yepyeni ufuklara bakamaz. Aydınlık yarınlar için geleceği kurgulayıp tasarlayamaz. Bunları yapamadığı içinde öfkelenip, ötekini düşman ilan eder. Kutuplaşıp, hayali iç düşmanlar, Büyük baskın ve işgalci dış düşmanlar yaratır. Sadece içeride muhalif bellediği kesimler ile kavgalı olmaz, bütün dünyayı toptan düşman olarak görür.

Zihni açık bir toplum, herkesin içinde hayat bulacağı, herkesin için mutlu ve huzurlu olacağı bir demokrasi talep eder. Enerjisini, gücünü ve imkanlarını böyle bir birlikte yaşam için seferber eder. Öteki mutsuzken, onun mutsuzluğu üzerinden mutluluk arayışına girmez. Tam tersine, mutsuz olanın mutsuzluğuna çare üreterek, hep birlikte mutlu olanın imkanlarını zorlar.

Zihni açık toplum özgürlüğün değerini bilir. Özgürlük denilen en insani ve ahlaki değeri her şeyin en başına koyar. Çünkü insan özgür olmadan zihni açık olmaz. Açık zihnin biricik koşulu ve teminatı özgürlüktür.

Zihni açık toplum Adaletin kıymetini bilir. Adil olmak ne demektir. Adil olmadan adaletin tesis edilemeyeceğini görür, algılar ve bütün gücüyle herkes için adalet anlayışını, ödünsüz ve tereddütsüz olarak savunur.

Zihni açık toplum ekonomik ihtiyaçlara duyarsız kalmaz. Özgürlüğün ve adaletin ancak bir refah içinde anlamlı olduğunu bilir. Dolayısıyla kendi ihtiyaç duyduğu her şeyi üretir. Üretimi çeşitleyip zenginleştirir. Dışa bağımlılığı azaltır ve kendi kendisine yeterli bir ekonomi yaratır.

Ekonomik refah, özgürlük ve adalet, zihni açık bir toplumun emareleridir. Zihni kapalı, zihni manipüle edilmiş toplum, sürekli krizler yaşar. Bu krizler sadece ekonomik krizler değildir; siyasi krizleri, sosyal, dinsel ve etnik krizler izler.

Zihni açık toplum, sorunlarının bilincinde olan toplumdur; bu da yetmez mutlak surette bu sorunların çözümleri için de büyük bir çaba ve uğraş içindedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news