Ekonomik kriz çığırtkanlarının bonkörce kullandıkları kavramlardan biri de “yapısal reform.” Ekonomide yaşandığını iddia ettikleri “kriz”in, “yapısal reform” yapılmamasından kaynaklandığı iddiasındalar.

Ancak; yapısal reform kavramını kullanış şekillerine ve önerilerine katılmak mümkün değil. Şöyle ki; “yapısal reform”dan adeta her şeye muktedir ve müdahil bir kamu otoritesi eliyle uygulanacak bir “kültür devrimi” kastediyorlar. Söyledikleri “devlet şunu da yapsın, bunu da yapsın” gibi bir şeyler. Artık akıllarında Maocu tortulardan ne kaldıysa. Bir sistematikleri ve tutarlı bir hedefleri yok. Yapısal reform reçeteleri de sosyal, politik, kültürel, hukuksal vs. sayısız, detaylı ve çelişkili dağınık önerilerden, bilgi yığınlarından oluşuyor. Bunu kasıtla kafa karıştırmak için yaptıklarından şüphelenmemek elde değil.

Üstelik iddialarına göre sanki bu dağınık ve çelişkili yapısal reform önerileri bir bütün olarak acilen gerçekleştirilmesi şart. Aksi halde ekonomiyi ve toplumu büyük felaketler ve krizler bekliyormuş gibi kehanetler de dayatıyorlar.

Aslında; bir yandan kriz çığırtkanlığı yapıp diğer yandan “yapısal reform” önerileri sıralamak teorik olarak büyük bir tutarsızlık ve ironidir.

Zira; “yapısal reform”, arz yönlü ve uzun dönemli bir olgudur.

Kriz çığırtkanlarının açıklamaları ise talep yönlü ve kısa dönemci Keynesyen Makroekonomi’ye dayanmaktadır. Bilindiği gibi Keynesyen Makroekonomi, yapısal reform ve büyüme konusunu “Uzun dönemde herkes ölmüş olacak” argümanıyla kestirip atmış; kısa döneme ve kriz olgusuna odaklanmıştır.

Yapısal reformların yıldızı; ancak ekonomilerin stagflasyon duvarına çarpması sonrasında Keynesyen mutabakatın çökmesi,   arz yönlü ve uzun dönemli ekonomik analizlerin parlaması ve ekonomik büyümenin yeniden ekonomi biliminin ana konusu olması sonrasında  parlamaya başlamıştır.

Ekonomilerin kurumsal ve düzenleyici mimarisini “dengeli büyüme potansiyelini” gerçekleştirecek yönde değiştirmeyi; “iş ortamını iyileştirerek” verimliliği, yatırımları, istihdamı artırmayı amaçlar.

Avrupa Merkez Bankası’nın iş ortamını iyileştirmeye yönelik yapısal reform önerileri de şunlar: İşgücü piyasasının esnekleştirilmesi, vergi sisteminin basitleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması, yolsuzlukların önlenmesi, eğitime erişebilirlik  ve inovasyon (icat çıkarma) önündeki engellerin kaldırılması.

Yeri gelmişken; bu önerilerin tamamı kriz odaklı Keynesyen Makroekonomi’nin varsayımlarının zıttıdır. Bilindiği gibi Keynesyen Makroekonomi, işgücü piyasalarının katılığı, bekleyişlerin sabitliği (ekonomik karar birimlerinin bilme ve öğrenme kabiliyetinin olmaması), işgücü bolluğu, yozlaşmaz ve elit kamu yöneticileri gibi varsayımlara dayanmaktadır. Böyle elitist, devletçi ve müdahaleci bir ekonomi politikte yapısal reform gerekmediği de açıktır. Keynesyenlerin yapısal reformların mantığını ve felsefesini anlamaya yeterli bir kavramsal ve kuramsal referans çerçevesi yoktur nitekim. Yapısal reform başlığı altında dağınık ve çelişkili bilgiler yığmalarının ve herşeyi kamudan beklemelerinin nedeni de budur.

Devam edersek, yapısal reform başlığı altında dağınık ve çelişkili bilgiler yığmak gereksizdir. Ortada sihirli değnek işlevi görecek ve tüm ekonomik sorunları kökten çözecek bir yapısal reform paketi imkanı yoktur. İş ortamını iyileştirecek, piyasaların ve bürokrasinin katılığını çözecek, yozlaşma ve yolsuzlukları azaltabilecek, kamu müdahalesini ve politika belirleme sürecinde keyfiliği sınırlandıracak her çözüm yapısal reform sürecinin de bir parçasıdır.

Ayrıca; Avrupa Merkez Bankası’na göre bu tür yapısal reformlar, “para politikasının başarımı ve fiyat istikrarının gerçekleşmesi” açısından da son derece önemli. Ekonomik durgunluğa ve daralmaya karşı tek mücadele imkanının da para politikası araçları olduğu dikkate alındığında, yapısal reformların kısa dönem ekonomik işleyiş açısından da önemli olduğu görülecektir. Ancak kriz önleyicilik yapısal reformların nihai amacı değil, sonucudur. Malum; sağlıklı bir bünyede kriz çıkma olasılığı da düşük kalacaktır.

Bu noktada; kanaatimce çok önemli bir hususa daha dikkat çekmek isterim: Keynesyen kriz çığırtkanlarının yapısal reform önerilerinde demokrasi, “nihai bir amaç olarak” vurgulanmaktadır. Ben de bir demokrasi taraftarı olarak söylüyorum: Demokratikleşme, yapısal reformların nihai amacı değil aracıdır. Demokrasi, kanaatimce vazgeçilemez olsa da, işlevsel açıdan sadece bir “kamusal karar alma yöntemi”dir. Demokratik siyasal iktidar, totaliter de olmamalıdır. Zira her tür yozlaşmanın kaynağı, gelişme ve büyüme önündeki en büyük engel, totalitarizmdir. Gelişmiş ülkelerin deneyimlediği gibi; demokratik bir rejim totaliter de olabilir. Totaliter demokrasiler de popülizmin, stagflasyonun, slumpflasyonun ve yozlaşmanın da kaynağıdır. Bu tür sorunların ekonomide yaşanmaması için demokratik iktidarın, ekonomik aktiviteye, ticari işlemlere, sözleşmelere, özel aktörlerin kararlarına, kaynak dağılımına ve faktör gelirlerine karışmaması; piyasaların işleyişini bozmaması; öncelikle de piyasalara güven vermesi zorunludur. Yapısal reformlar da bunun için yapılır.

Sonuç olarak yapısal reformlar, yukarıdaki şekliyle gerçekleştiğinde, Jurassic Park’da  söylendiği gibi; hayat kendi yolunu bulacak; kendini üretecek ve evrilecektir.

Yapısal reformlar yapılmadığında, iş ortamı bozulduğunda ve güven ortamı tahrip olduğunda; ekonomik aktörler yaşayabilmek için güven ihtiyacını yerleşik politik otorite ve devlet dışında alternatif alanlarda aramaya başlayacaktır. Bu süreçte hiçbir şey, kurum ve kişi vazgeçilemez değildir.

Politik iktidar ve devlet dışında güven arayışının öncü alanlarından biri de blockchain teknolojisi ve kriptopara yaratım sürecidir. Bu; gerek ticari işlemlerin aracısız yapılması gerekse ulus devletin para üzerindeki tekelinin kırılması açısından son derece önemli anlamları olan, alternatif bir zenginleşme fırsatı sunan ve kendiliğinden evrilen bir süreçtir. Yakın bir gelecekte politikadan hukuka tüm alanlarda çok önemli yansımaları olacağı öngörülebilecektir.

Blockchain teknolojisinin ve kriptoparaların yapısal reform potansiyelini de gelecek yazılarmda işlemeyi planlıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news