Dünyanın ve özellikle de gelişme yolundaki ülkelerin en temel problemlerinden biri de "Yargı Reformu"dur. 

Sürekli değişen bir "ekonomi politik" ve teknolojik evrende her ülkenin kesintisiz yargı reformuna da ihtiyacı vardır. 

Dünya Ekonomi Forumu 2018 Yargı Bağımsızlığı Raporu'na göre  140 ülke arasında 111. sırada yer alan  Türkiye'nin öncelikle çözmesi gereken problemlerinden birinin de yargı reformu olduğu açıktır.

Ancak; yargı reformu, laf olsun alem görsün diye yapılmaz. Bir amacı olmalıdır. Bu amaç da yüksek ekonomik performans ve büyümedir. Bağımlı bir yargı imajının ve vakasının Türkiye'ye fon akışını, performans ve büyümeyi olumsuz etkilediği şüphesizdir.  Bir yargı reformunun da ekonomik aktörleri, tüketici ve üreticileri zenginleştirici olması beklenir. Tüketici ve üreticiler için anlamsız bir şey hayat için de anlamsızdır.

Peki, ekonomik performans ve büyüme öncelikli bir yargı reformu nasıl yapılmalıdır? 

Ekonomik performansı artırmaya ve büyümeye yönelik bir  "Yargı Reformu", sadece yasa revizyonu ile özdeş değildir. Sadece “saf hukukçulara” ve “yasa uygulayıcılara” bırakılamayacak derecede karmaşık bir süreçtir.

Nitekim, “saf hukukçular”ın başı çektiği yargı reformu girişimleri bir dizi sapma ile malul olmakta ve sonuçta da başarısız kalmaktadır: Şöyle ki; bu sapmaların başında, “saf hukukçular”ın reformu büyük ölçüde hatta bütünüyle soyut hukuk doktrinlerinin, mevhum bir geleneksel bilgeliğin ya da ideolojilerinin referans çerçevesi bağlamında gerçekleştirmeye çalışmaları gelmektedir. İkinci sapma; “saf hukukçular”ın, yargı reformu sürecinin merkezine kendilerini yerleştirmesi ve yargı reformunu, yargı çalışanları için yapılan bir reforma dönüştürme çabası içine girmeleridir. Bunun en tipik örneği, bireysel iş anlaşmazlıklarındaki "arabuluculuk" müessesesini saf hukukçuların kendi tekellerine almasıdır. Oysa bu işi bir Yeminli Mali Müşavir de çok iyi yapabilir. Neyse..

Sonuçta, Yargı Reformu, “yasa revizyonu”na ve yargı çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesine ve tekellerinin güçlendirilmesine indirgenmektedir. Geliştirilen öneriler (yasaların revizyonu, eğitim, ücretler, iş yükü, fiziksel donanım, binalar, özlük haklar, bağımsızlık vs.) de büyük ölçüde daha önce bilinenlerin mekanik bir tekrarından ibaret kalmaktadır. 

Yargı çalışanlarının yeterlilikleri, karar alma mekanizmaları ve alınan kararların ne kadar ve hangi adaleti temsil ettiği ise gözardı edilmektedir. 

Bu yerleşik anlayışa karşı ekonomik performansın artırılması için yargı reformunun, çok daha kapsamlı bir ekonomik, sosyal ve politik kurumsal kontekst içinde ve enterdisipliner bir çerçevede ele alınması zorunludur. 

Nitekim, günümüzde “Yargı Reformu, “deneyimler aracılığıyla gelişen bir uzmanlık alanı” hatta “saf hukuk”un ötesine uzanan “bağımsız bir disiplin” olarak  nitelendirilmektedir. Bu çerçeve içinde, soyut hukuk doktrinlerinin ve geleneksel bilgeliğin ötesine geçilerek yargı reformunun bilgi ve enformasyon temellerinin oluşturulması ve zenginleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu yöndeki çalışmalar günümüzde büyük ölçüde farklı disiplinlerin (iktisat, sosyoloji, tarih, psikoloji, hukuk v.s.) çatısı altında faaliyet gösteren araştırmacıların katkıları ile gerçekleştirilmektedir. Böylece Yargı Reformu'nun bilgi tabanı iyileştirilebilecek ve “entelektüel boşluk” giderilebilecektir.

Ancak en az bilgi tabanının iyileştirilmesi  kadar önemli ve oldukça güç bir adım da "yasa uygulayıcıların" bu iyileştirilmiş bilgi tabanını kullanmalarını sağlayacak teşvikler geliştirilmesidir. Nitekim, günümüzde Yargı Reformu süreçlerinin sürdürülememesinin gerisindeki başlıca sorumlular, dünyada da Türkiye'de de ne yazık ki bu "bilgiye ve yeniliklere kapalı tekelci ve mevzuatçı  elitist yasa uygulayıcılar"dır. 

Türkiye, yüksek ekonomik performans ve büyümeye yönünde bir yargı reformu başaracaksa öncelikle bu elitist saf hukukçuların ve yasa uygulayıcıların yargı reformu üzerindeki tekeline son vermek zorundadır. Yargı Reformu sürecinin tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla ve enterdisipliner bir evrende tartışılması, ülkemizin ve ekonomimizin geleceği açısından ufuk açıcı  olacaktır. 

Ekonomiyi önceleyen bir yargı reformu sürecinin işletilmesi, finansal ve reel kesimlerin güven arayışını da olumlu etkileyecek; Türkiye'yi yükselen bir fırsatlar ülkesine dönüştürecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news