Bakan Albayrak’ın 10 Nisan “YEP Yapısal Dönüşüm Adımları 2019”  paketinde ekonomik/finansal risk faktörlerini azaltarak yatırımcıları heyecanlandıracak ve cezbedecek açık ve detaylandırılmış reformist adımlar yer almıyor ne yazık ki.   Paketin, Bakan Albayrak’ın 12-14 Nisan’da katılacağı Dünya Bankası/IMF Bahar Toplantısı öncesi yatırımcılara bir reform mesajı verme kaygısıyla aceleye getirilmiş bir metin olduğu anlaşılıyor.

10 Nisan paketindeki 2019 hedefleri arasında tartışmaya en açık olanlardan biri de Türkiye’de bir “Ulusal Kredi Derecelendirme Şirketi” kurulacak olması.

Aslında bir ulusal kredi derecelendirme birimine olan ilgi yeni değil. Bunun bir geçmişi var. Hükümetler ve BDDK birkaç yıldır bu konuda çalışmalar yürütüyor. Medyada da yıllardır bu yönde haberler çıkıyor. Ancak kuruluşun nasıl bir yapıya sahip olacağı konusunda mutabakat sağlanmış değildi. Anlaşılan, gelinen noktada kredi derecelendirme kuruluşunun bir özel hukuk tüzel kişisi (şirket) olarak kurulmasında karar kılınmış görünüyor. Organizasyon yapısı olarak doğrusu da özel şirket olarak kurulması zaten.

Bu özel şirkette hangi kesimlerin ne kadar pay ve söz sahibi olacağı da önemli elbette. BDDK Başkanı’nın birkaç yıl önceki açıklamasında, payın %10’unun bankacılık kesiminde olması öngörülüyordu. Reel kesimin ve kamunun da makul oranda pay sahibi olması muhtemel. Lakin, kamunun payı ne kadar az olursa şirket derecelendirmeleri de o kadar meşru olur kanaatindeyim. Kamunun hiç pay sahibi olmaması ise “birinci en iyi” seçenek olur. Zira, dünyadaki örneklerine bakıldığında, kredi derecelendirme kuruluşlarının bütünüyle özel kuruluşlar olduğu ortada.

Bir “ulusal” kredi derecelendirme kuruluşuna neden gerek duyulduğu da tartışmaya açık kanaatimce:

Dünyadaki ulusal kredi derecelendirme kuruluşu örneklerinden biri Bangladeş’teki National Credit Ratings Limited (NCRBD). NCRBD, Bangladeş Merkez Bankası tarafından Harici Kredi Değerlendirme Kurumu (ECAI) olarak tanınmış durumda.  Misyonu da müşteri talebi üzerine “yurtiçindeki” endüstriyel ve ticari girişimlerin risk profili ve kredibilitesi hakkında harici değerlendirme yapmaktan ibaret.

BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben’in 2018’deki açıklamasına göre Türkiye’de kurulması hedeflenen kredi derecelendirme kuruluşunun bir amacının NCRBD gibi bankacılık kesiminin riskini minimize etmeye katkı sağlamak olduğu anlaşılıyor. Ancak, kanaatimce, yurtiçi piyasalarda NCRBD benzeri bir dışsal kredi derecelendirme kuruluşuna gerek yok. Zira; yurtiçindeki kredi müşterilerinin kredibilitesi zaten bankacılık kesimi tarafından derecelendiriliyor. Hatta, Findex’te her bireyin kredi notu dahi var. Findex puanınız düşükse özel ya da kamusal bir bankadan kredi alamazsınız. Keza hiçbir şirket de şartlarını karşılayamadığı ve güvence veremediği sürece bir bankadan kredi alamaz.  Her banka kendi risk ve maliyetlerini yine en iyi kendisi hesaplar. Türkiye’de bankaların bireysel ve ticari kredi verme usulleri çok sert kurallara bağlı nitekim. Bunu her birey ve şirket hemen bugün test edebilir.

Ancak Sayın Akben’in açıklamasından, amacın sadece yurtiçi kredilerin derecelendirmesi olmadığı, bir nedenin uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarına güvensizlik ve bir kaçış yolu bulmak olduğu anlaşılıyor. Hükümetten gelen sinyaller de bu yönde.  Yani, kurulacak Ulusal Kredi Derecelendirme Şirketi’nin, Standart &Poors, Moody’s ve Fitch gibi köklü ve itibarlı uluslararası kuruluşları ikame etmesi ve bunlarla yarışarak Türkiye Ekonomisi hakkında küresel ölçekte kredi ve risk derecelendirmesi yapması hedefleniyor. Bu çok naif bir amaç kanaatimce. Zira; uluslararası fonların bir ulusal şirketin kendi ulusal ekonomisi hakkındaki risk ve kredi değerlendirmesine itibar edeceğine ihtimal vermiyorum. Hiçbir uluslararası fon, Standart &Poors, Moody’s ve Fitch gibi uluslararası kuruluşların risk derecelendirmesi dururken, bu Ulusal Kredi Derecelendirme Şirketinin notunu dikkate alarak Türkiye ekonomisine ve TL varlıklara yatırım yapmaz kanaatimce. Türkiyeli yatırımcılar dahi dahi bir başka ülkenin ya da yabancı şirketin varlıklarına yatırım yapıp yapmama kararı verirken kendi ulusal şirketinin değil uluslararası kuruluşların derecelendirmelerini dikkate alır.

Uluslararası fonların, ulusal derecelendirme kuruluşunun kendi ulusal ekonomisi hakkındaki notuna itibar edeceğini düşünmek, bir bankanın Findex notu yerine bireyin kendi kendine verdiği kredi notunu dikkate alacağını düşünmek kadar irrasyoneldir.

Bu çerçevede; Türkiye’de kurulacak bir Ulusal Kredi Derecelendirme Şirketi, ancak yurtiçi piyasalarda endüstriyel ve ticari girişimlerin kredibilitesini derecelendirmede işlevsel olabilecek; uluslararası fonların TL varlıklara ve Türkiye’ye yatırım yapma kararları üzerinde anlamlı bir etki yaratamayacaktır.

Böyle bir şirketin tek muhtemel olumlu yanı, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye hakkındaki değerlendirmelerinin ne kadar objektif ve tutarlı olduğunu izlemek olabilir. Bunun için de herbir uluslararası kuruluşun kredi derecelendirmelerinde kullandığı ölçüt ve endekslerin birebir kullanılması ve izlenmesi gerektiği açıktır. Fahiş bir hata olmadığı sürece aynı ölçüt ve endeksler de aynı sonucu vereceğinden, yüksek ihtimalle sonuç ulusal kredi derecelendirme kuruluşu bulgularının uluslarası kredi derecelendirme kuruluşu bulgularını teyid etmesi olacaktır. Ki bu Türkiye açısından çok daha sorunlu bir sonuçtur. Uluslararası kuruluşların dikkate aldığı ölçütlerin dışlanması ise başka telden çalmak ve kıyaslama imkanının kalmaması demektir.

Sonuç olarak, kanaatimce, politik söylemlerle uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının kamuoyunda şaibeli hale getirilmesi ve buna istinaden Türkiye’de bir Ulusal Kredi Derecelendirme Şirketi kurulması, ekonomik ve politik açıdan rasyonel, etkin ve verimli bir tercih değildir. Hiçbir derdin devası da değildir.

Hükümet ve ekonomi yönetimi için en makul yöntem; uluslararası derecelendirme kuruluşlarından kaçış yolu bulmaya çalışmak ve bunlarla bağı kesmek yerine, bu kuruluşların not verirken dikkate aldığı konularda ekonomik ve politik risk faktörlerini azaltıcı yapısal reformlar yapmaya odaklanmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news