İsrail’i dünya üzerindeki en itici ülke yapan şey, Filistin’i işgal ederken gösterdiği pervasızlıktı. Amerika ise Trump’a kadar bir takım işgalleri bahane üreterek ve üzerini örterek yaptığı için İsrail kadar itici bir imaj çizmiyordu. Ancak Trump’ın yönetime gelmesiyle birlikte İsrail tipi işgal pervasızlığının aynısını ABD de göstermeye başladı.

İsrail, yakın dönemde seçime gidecek, seçime gitmeden önce Netanyahu bir seçim taktiği olarak Filistinlilere yönelik baskıyı arttırdı, böylece bir çatışma çıkmasını sağlamak istedi. Bu yeterli olmayınca Erdoğan!a yönelik çirkin sözler serf etti. Netanyahu’nun başı, yolsuzluk suçlamaları gibi konularla belada bu durumda seçime gitmek pek işine gelmiyor olabilir. Aslında İsrail’de yapılan bir anket, Netanyahu liderliğindeki Likud Partisi'nin 2015'te olduğu gibi en az 30 sandalye kazanacağını göstermişti ama sanırım bu yeterli olmadı ki Trump devreye girerek Golan Tepeleri provokasyonu ile Netanyahu’ya destek vermeye kalktı. Trump’ın “Golan Tepeleri’ni İsrail’e verme zamanı geldi” şeklindeki provokatif açıklaması bir yandan dünyanın İslâm Karşıtı saldırılara dikkat kesilmesinin de engellenmesi için yapılmış bir açıklama olabilir. Mevzunun en abes yönü ise böyle bir hakkın ne İsrail’de ne de Trump’ta olmaması.

Golan Meselesi

İsrail-Suriye arasındaki anlaşmazlıklar boyunca ABD birçok kez arabuluculuk rolü üstlenmeye kalktı. İsrail’in tüm dış politika tarihine baktığınızda hiçbir dönem “uzlaşmadan” yana tutum sergilemediğini görürsünüz, buna rağmen ABD bazen iyi niyetlerle bazen de –mış gibi görünmek için arabuluculuk faaliyetine soyundu ancak İsrail’deki isteksizlik ve uzlaşma masasının uzlaşma için değil İsrail’in işgal ettiği yerleri masada ele geçirmesi için olduğu ortaya çıkınca ne uzlaşma sağlandı ne de ABD bu sonu fiyasko olacak işe fazla mesai harcamak istedi.

İsrail,  Golan Tepelerini 1967 Savaşı sırasında işgal etmiş, 1981’de de ilhak etmiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 1967 Savaşı sonrası aldığı 242 nolu ile kararı bu meselenin çözümü için her iki tarafın da kabul ettiği ortak bir nokta bulunmaya çalışılsa da kararı İsrail ve Suriye farklı yorumladığı için kalıcı ve herkesi memnun eden bir sonuç alınamamıştır.

1973’te, İsrail, Mısır ile Süveyş Kanalı ve Sina bölgesinde, Suriye ile de Golan Tepeleri’nde savaşmaya başlamıştır. Bu çatışma sonrasında da İsrail işgalden vazgeçmemiştir. Hatta bu süreçten sonra İsrail, işgalinin dozunu arttırmış, bölgeye Yahudi yerleşimcileri yerleştirmeye başlamıştır, 140 bin civarında Arap ve Çerkes bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştır.

Soğuk Savaş sonunda ABD’nin tek güç olarak çıkması, Sovyetler’in dağılması, Suriye’nin Ruslardan gelen desteğinin kesilmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir süreçte Suriye, İsrail’e karşı bölgeyi savaş ortamında geri alacak gücü kendinde görmediği için masada çözümün daha makul olacağı fikrine kapılmıştır. Tabi masada da bir çözüm elde edememiştir.

Sonuçta, yaklaşık olarak 50 yıldır Golan Tepeleri, İsrail tarafından işgal altında tutulmaktadır. Golan Tepeleri, bir yönüyle İsrail’in güvenliği açısından tampon bölge oluşturuyor, topraklarını genişletiyor anlamı taşısa da bölgeyi önemli yapan bir diğer unsur su meselesidir.

Su meselesi, İsrail için kritik önemdedir ve İsrail’in hem kendi işgalci politika anlayışı hem de suyun kritik önemi nedeniyle işgalden vazgeçmesi mümkün görünmemektedir.

Meseleyi özellikle Suriye-İsrail üzerinden ele almaya çalıştım ancak meselenin dönem dönem ve hatta bugün de Ürdün, Mısır ve hatta Türkiye’nin Suriye ilişkileriyle alakalı yönü de bulunmaktadır. Üstelik Esed’in hali hazırda bir savaş içinde olması, gücünün kısıtlılığı, yeni cepheler açmak istememesi gibi realiteler göz önünde bulundurulursa Golan için uğraşacak gücünün olmadığı söylenebilir. Mısır ve Körfez’in de ABD ile mevcuttaki iyi ilişkileri, Golan için İsrail/ABD lehine tavır takınacaklarının göstergesidir. Nihayetinde Trump’ın zamanlamasını iyi seçtiği provokatif açıklaması, bölgede yeni istikrarsızlıklar oluşturmakla birlikte maalesef İsrail lehine sonuçlanacak gibi görünmektedir.

Golan Tepeleri’nden Türkiye’ye bakacak olursak; Golan Tepeleri işgalinin meşrulaştırılmasını talep eden Trump’ın her ne kadar Erdoğan ile arasının iyi olduğu sık sık ifade edilse de Türkiye, bu açıklamaya ciddi tepki gösterdi. Bir süredir Türkiye-Suriye arasındaki bozuk ilişkilerin düzeltilmesi gerektiği bazı çevrelerce vurgulanıyor, Adana Mutabakatı hatırlatılıyor, fazla aşırı bir yorum gibi gelebilir ancak İsrail’in artan taşkınlığının önlenmesi maksadıyla, Golan Tepeleri provokasyonu üzerinden Türkiye ve Suriye arasında bir adım daha yaklaşım da sağlanabilir. İnşallah, ABD ve İsrail’in pervasızlığı böyle bir adıma neden olmaz.

Golan Tepeleri provokasyonu şu süreçte kimlere seçim, kimlere itibar kazandırır ya da kaybettirir bilmiyorum ancak ABD’nin Trump yönetimiyle birlikte aldığı provokatif kararların, çok uzak sayılmayacak gelecekte tahminimizden daha büyük bir krizin, yıkımın, savaşın zeminin hazırladığından eminim, beni asıl ürküten senaryo ise maalesef budur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news