TCMB, 30 Nisan’da piyasaların merakla beklediği enflasyon raporunu açıkladı. Rapora göre 2019 yılı sonu için ortalama enflasyon hedefi değiştirilmeyerek %14,6’da kalırken gıda enflasyonu tahmini %13’ten %16’ya yükseltildi. 2020 yılı için de ortalama enflasyon hedefi %8,2 olarak belirlenirken gıda enflasyonu tahmini de %10’dan %11’e yükseltildi.

https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ekonomi/son-dakika-nisan-ayi-enflasyon-rakamlari-aciklandi/enftab,JL-QiTOvqkqmi4a5j2JGbg.jpg?width=960&mode=crop&scale=both&v=20190503100808135

Enflasyon oranındaki bu düşüşün TCMB politika faiz oranı üzerinde de etkisi olacağı beklenebilir. Nitekim, TCMB Para Politikası Kurulu, son toplantısında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 24 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermesine rağmen  “ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir” ifadesini metinden çıkarmıştı. Bu noktadan hareketle, Nisan sonu itibarıyla yıllık enflasyon oranının %19,50’ye gerilemesi ve önümüzün yaz olması itibarıyla enflasyon oranının daha da düşeceğinin beklenmesi nedeniyle politika faiz oranının 12 Haziran tarihindeki toplantıda %20’ye düşeceği beklenebilir.

Bu kararda, bazı ekonomi yazarlarının kastı aşan bir abartmayla ve kafaları karıştırmak için zoomladıkları TCMB Net döviz rezervleri değil, Brüt Döviz Rezervleri ve bankalardaki döviz mevduatları ile yastıkaltında tutulan döviz ve altın rezervleri de belirleyici olacak. Nitekim, halen yurtiçi yerleşiklerin bankalardaki döviz mevduat tutarı 180 milyar $ düzeyinde. Yastıkaltında da 100 Milyar $‘a kadar döviz tutulduğu tahmin edilmektedir. 26 Nisan haftası itibarıyla TCMB Brüt Döviz Rezervleri 77,3, Net Döviz Rezervleri ise 25 Milyar dolar düzeyindedir. Buna 20,43 Milyar Dolar civarındaki TCMB Altın Rezervleri de eklendiğinde Toplam Brüt Rezervler 97,73 milyar dolar düzeyindedir. İlaveten; Dünya Altın Konseyi Türkiye Başkanı Murat Akman’ın tahminine göre yastıkaltında 4,5 bin ton (200 Milyar dolar) kadar altın rezervi de mevcuttur.  Bankalar nezdinde tutulan kıymetli maden hesaplarının yaklaşık 9 milyar dolar olduğu dikkate alındığında yastıkaltı altın rezervlerinin büyüklüğü daha çarpıcı hale gelmektedir. Bir hesaba göre de Türkiye’de toplam finansal varlıkların %40’ının yastıkaltında tutulduğu tahmin edilmektedir. Bu tahminler çerçevesinde, Türkiye’nin herhangi bir finansal saldırıya ve kur volatilitesine karşı oldukça dirençli olduğu öngörülebilir.

Öte yandan, TCMB başkanı Sayın Çetinkaya’nın 30 Nisan toplantısına katılarak soru soran bazı ekonomi uzmanlarının ve yazarlarının Net Döviz Rezervlerini artırmaya ve riskleri yönetmeye matuf Döviz Karşılığı TL piyasasındaki %100 şeffaf işlemleri kavrayamadıklarını ve TCMB Net Rezervleri etrafında bir kaşık suda fırtına koparmaya çalışmaları da ayrıca şaşırtıcı. Fıkra gibi: Ne hakkında soru sorduğunu bilmiyor lakin TCMB’nin bunun kendi hatası olduğunu kabul etmesini bekliyor.

Bu haksız, mesnedsiz ve kafa karıştırıcı ithamlara karşı TCMB bünyesinde Döviz Karşılığı TL swap piyasası yanında bir de Altın Karşılığı TL swap piyasasının da açılmış olması, Net Döviz Rezervleri’ni artırıcı ve güvence altına alıcı bir hamle daha olmuştur. TCMB’nin, bu şekilde Net Döviz Rezervleri’ndeki bir azalma riskini yönetebilecek enstrüman sayısını çeşitlendirmesi ekonomi adına iyi bir şeydir. Keza; TCMB’nin bankalara altın karşılığı TL vermesi, kredi verme iştihası olan bankaların likidite ihtiyacını da karşılayacak; TCMB net rezervlerini artırma yanında ekonomiye de can suyu olacaktır.

Daha da ötesi; 31 Mart yerel seçimleri sonrası sağlanan 4,5 yıllık politik istikrar güvencesi altında Türkiye ekonomisine herhangi bir finansal saldırı yapılmayacağı, daha da ötesi, özellikle Dolar faizinde beklenen ve Euro faizlerindeki cari azalışa bağlı olarak Türkiye dahil gelişmekte olan piyasalara bir fon akışı olacağı da beklenebilir. Politik istikrar ve kredibilite, yastıkaltında tutulan döviz ve altınların da ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayacaktır. Bu da TL’nin dolar ve Euro karşısında değer kaybını önleyici ve sınırlayıcı etkide bulunabilecektir. Keza Cari Açığın 20 Milyar doların altına ve GSYİH’ya oranının da %3’e doğru hızla düşmesi de kur baskısını azaltıcı etki yapacaktır.

Ancak, bir ekonominin canlılığı ve aktivitesi sadece finansal varlıklara, işlemlere ve süreçlere bağlı değildir. Reel sektörün de acilen kendini toparlayarak istihdam ve büyümeyi artırıcı hamleler içine girmesi gerekir. Bu süreçte; Türkiye sanayicisi de bebek rolü oynamaktan çıkıp ithalatsız ve kendi ARGE’siyle büyümeyi öğrenmek durumundadır. Zira, TL’nin değer kaybına endeksli ihracata dayalı büyüme ithalat maliyetlerini ve maliyet enflasyonunu artırıcı etki yaparak tüm toplumun refahını ve ekonominin rekabet gücünü de tahrip etmektedir. Bunun uzun vadede sürdürülebilirliği yoktur.

Sonuç olarak; küresel ve ulusal ekonomik ve finansal şartların Türkiye ekonomisi lehine geliştiği kanaatindeyim. Buna rağmen TCMB Net döviz Rezervleri gibi üstelik de %100 şeffaf ve bilanço usullerine uygun yapılan işlemler etrafında gereksiz tartışmalar yapılmasının, ekonomik olmaktan çok politik dürtülerden kaynaklandığına; asıl amacın Financial Times, Bloomberg, Reuters ve Die Welt gibi küresel finans merkezlerinin spekülatif operasyonlarına selam çakmak olduğuna; bu yolla da bir sonuç alamayacaklarına inanıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news