Kupa Kaybetmenin Kazandırdıkları

Yıllardır medyada en rahatsız olduğumuz şeylerden birisidir; kaybeden takımı teselli etmek için teşekkür etmek ve "Sağlık olsun...

Kupa Kaybetmenin Kazandırdıkları

Yıllardır medyada en rahatsız olduğumuz şeylerden birisidir; kaybeden takımı teselli etmek için teşekkür etmek ve "Sağlık olsun...

20 Mayıs 2019 Pazartesi 12:05
Kupa Kaybetmenin Kazandırdıkları

Yıllardır medyada en rahatsız olduğumuz şeylerden birisidir; kaybeden takımı teselli etmek için teşekkür etmek ve "Sağlık olsun... Canınız sağolsun..." gibi başlıklar kullanmak.

Maç kazanmak ya da kaybetmeyi, tüm toplum gibi, medya olarak da "Ölüm-kalım" olarak algıladığımızdan, bunu elde etmeyi de "savaşmak" olarak adlandırdığımızdan olsa gerek hep uçlarda yaşarız. Bu sebeple bulunduğumuz noktadan keyif alamayız, bir türlü oyun mutlu etmez bizi, elimizde kupa ya da şampiyonluk yoksa. Bizim spora bakış açımız bu, ne yazık ki değişmiyor. Çünkü biz sporla değil sadece ve sadece skorla ilgileniyoruz.

Geçen yıl Euroleague'de gruptan bile çıkamamış olan Anadolu Efes'in 7-8 yeni oyuncu takviyesi ile, önce tökezleyerek sonrasında işlerini yavaş yavaş yoluna koyup hedefledikleri ilk 4'te kalarak saha avantajına sahip olmasını, bu turda Barcelona gibi daha yüksek bütçeli bir takımı elemesini, sonrasında Final Four'a kalıp Fenerbahçe Beko gibi şampiyon adayını safdışı bırakmasını, son üç kupa şampiyonu ile Dörtlü final oynamasını çabuk unuturuz. Tıpkı normal sezonda 30 maçın 25'ini kazanan, sahasında maç kaybetmeme rekorunu kıran Fenerbahçe Beko'nun yaptıklarını son iki maçta unuttuğumuz hatta hafızamızdan tamamen sildiğimiz gibi. Oysa her takım için kaybederken bir takım çok önemli kazanımlar vardır. Bugün sana maç ya da kupa kaybettiren unsurlar, yarın elde edeceğin kalıcı başarıların basamaklarını oluşturur. Artık bakış açımızı değiştirip kupa kazanıp kaybetmeyi de böyle yorumlamak gerekir.

Geri dönüş umudu hep vardı

Yıllardır son 4'ten uzak kalan Anadolu Efes, CSKA Moskova'ya karşı finalde oynaması gerektiği gibi oynadı. Maçta iki kez 14 sayı geriye düşmesine rağmen, hiç pes etmedi. Son 1 dakikaya kadar hep bir "geri dönüş" umudu vardı. Coach Ergin Ataman da elindekini iyi kullandı, doğru hamleler yaptı ancak istediğini alamadı. Hatta 4 faullü Dunston'ı oyuna tutarak ve de O'nu 5'nci faulden koruyacak bir savunma stratejisiyle büyük risk de aldı ancak başarıya ulaşamadı. Sadece maça iyi giriş yapan James Anderson'dan, oyunun Larkin endeksli hâle döndüğünde daha fazla verim alabilirdi.

Fenerbahçe Beko maçından yıpranmadan çıkan Anadolu Efes, fiziksel olarak daha direnç gösterebilirdi. Ancak bu kupada yarı final oynamak ile final oynamak çok farklıdır. Finalin sonunda kupa olduğu için getirdiği baskı çok daha büyüktür. Anadolu Efes de maç genelinde iyi savunma yaptı. Hücumda ise çok kez telaşa kapılmasının sebebi final oynamanın verdiği panik ve başaramama korkusuydu.

Hücum ribauntları olmasa...

Anadolu Efes'in 91 sayı yemesi belki de iyi savunma yapamadığı düşüncesini akıllara getirebilir. Ancak yaptıkları sert savunma ile CSKA'yı ancak % 63.6 (14/22) üç sayı, % 53.1 (14/22) iki sayı istatistiklerinde tutabildiler. Üstelik kendilerinin % 37.5 (15/40) iki sayı, % 36.7 (11/30) üç sayı isabetle oynadıkları bir maçta... Zaten maçta aldıkları 19 hücum ribaundu olmasa maçın içinde kalmaları bile zordu. CSKA geniş kadrosu, üretkenliği ve tecrübesiyle kupayı aldı götürdü, hemen hemen her oyuncudan verim aldı.

Anadolu Efes, Larkin'in yanına bir skorer ekleyememenin sıkıntısını yaşadı. Simon 16'da 5, Vasilije Micic 13'de 4, Moerman ve Beaubois 4'de 1 ile oynadı. Yani Efes'in ana omurgasında skor beklediği oyuncular toplam 26 atış kaçırdılar. Tüm maça yayamasa da belirli bir seviyede sertlikte savunmada yapabilen ancak hücum öncelikli bir takım olan Anadolu Efes'in skor üretiminin düşük kaldığı bir finali kazanması kolay değildi. Ancak yine de son dakikaya kadar oyunda kalarak gelecek yıllarda yine bu seviyelerde bulunabileceklerini gösterdiler.

İç Hesaplaşma

Maçın son bölümünde Fenerbahçe taraftarı ile Anadolu Efes coach'u Ergin Ataman arasındaki sözlü sataşma ve de gerilimin artması Final Four gibi bir organizasyon için gerçekten "gereksiz" bir durumdu. Türkiye' sınırları içinde kalan kısır "iç hesaplaşma"yı Vitoria'ya taşımanın da bence alemi yoktu.

Bu yıldan çıkarılacak derslerle gelecek sezon Fenerbahçe Beko ile Anadolu Efes'i yine yarı finalde görmemiz yüksek bir olasılık. Dolayısıyla her iki takıma da teşekkür etmeye falan gerek yok. Biz neler yaptıkları ile ilgileniriz ancak ikinci olan Anadolu Efes ve dördüncü olan Fenerbahçe Beko bu yıl neleri yapamadıklarını analiz edip, üzerinde defalarca çalışarak, gerekirse takım kimyasını da yeniden düzenleyerek gelecek yıl yeniden buralarda olacaklardır.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news