Fenerbahçe'den gövde gösterisi

İlk periyotta, savunma düzenini oturtana kadar alınan fauller, hücumda erken atışlar ve alışılmış seri pas trafiğinin sağlanamamasına bakınca geri kalan periyotların bu kadar kolay olabileceği belki akılllara gelmemişti...

Fenerbahçe'den gövde gösterisi

İlk periyotta, savunma düzenini oturtana kadar alınan fauller, hücumda erken atışlar ve alışılmış seri pas trafiğinin sağlanamamasına bakınca geri kalan periyotların bu kadar kolay olabileceği belki akılllara gelmemişti...

17 Nisan 2019 Çarşamba 13:18
Fenerbahçe'den gövde gösterisi

İlk periyotta, savunma düzenini oturtana kadar alınan fauller, hücumda erken atışlar ve alışılmış seri pas trafiğinin sağlanamamasına bakınca geri kalan periyotların bu kadar kolay olabileceği belki akılllara gelmemişti. Ancak, aslında ilk çeyrekteki savunma sertliği ve agresifliği yine de maçın gidişatına dair birşeylere işaret ediyordu. Yani hücumda işler düzelince devamının geleceği belliydi. Öyle de oldu. Kalinic ve Guduric ile hücumda ritim bulmaya başlayan Fenerbahçe'ye Bobby Dixon da ayak uydurdu. Sonrasında da kenardan gelen her oyuncunun skor katkısı eklenince fark büyük oldu.

Bu seviyelerde çok farklı oynayan Fenerbahçe belli ki bu seriyekendini çok iyi hazırlamış. Normal sezonun son maçlarındaki formuyla kimsenin beklemediği şekilde play-off'a kalan ve de coach Jasikevicius 'un karakterinin bir aynası olarak savaşçı, pes etmeyen ve geri adım atmayan bir takım olan Zalgiris Kaunas, ilk çeyrek dışında maçı kazanabileceği düşüncesine hiç kapılmamışsa bu Fenerbahçe'nin doğru oynadığını ve arayı çok iyi değerlendirdiğini bir kez daha kanıtlıyor.

Burada Fenerbahçe için bir parantez daha açmak gerekiyor. Zira Fenerbahçe, bu seride olabilecek en iyi takımla eşleşti. Bunu Zalgiris Kaunas'ın gücüne değil ama takım kimyasına bakarak söyleyebiliyoruz. Çünkü değişmeli savunmayı bu seviyede en iyi uygulayan takım olan Fenerbahçe için, dominant bir uzunu olamayan Zalgiris bir anlamda olabilecek en iyi rakipti. Daha önceki maçlarda Kalinic ve Datome'yi de 5 numarada kullanmak zorunda kalan, hatta rakip uzunları kısalarla tutmaya mecburiyetine düşen Fenerbahçe bu kez böyle bir fiziksel handikap yaşamadığı için bu maçta uzunlarını da çok aramadı. Maçta kimsenin aklına "Neden Lauvergne yok" sorusu gelmemiştir sanırız. Çünkü Zalgiris, pota altında Fenerbahçe'ye sorun çıkarak bir rakip değildi. Fenerbahçe istediği gibi değişmeli adam adama oynayarak savunmada bir saniye bile rakibine boşluk vermedi. Belki de en önemlisi bunu maçın tamamına yayabilmesiydi.

Agresif ve rakibine göz açtırmayan savunması ile Zalgiris Kaunas'ı 43 sayıda tutmaları derslerini ne kadar iyi çalıştıklarını ve play-off'ta seviyelerini biraz daha yukarıya çektiklerini gösteriyor. Burada Zalgiris'e 21 top kaybı yaptırmalarının savunmayı da ne derece sertlikte yapabildiklerini net şekilde ortaya koyuyor. Savunmanın verdiği güçle akışkanlık kazanan hücum gücünün beraberinde yüksek yüzdeli atışları getirdiğini de belirtmek lazım.

Böyle farklı bir galibiyette sonra "Fenerbahçe'de hiç olumsuz bir yön yok muydu" sorusu da akıllara gelebilir. Bu durumda, bize göre halen uzun rotasyonundaki sorun belki bu seride değil ama sonrasında, Final Four'da, rakipler gözönüne alındığında başa büyük iş açabilir. Lauvergne'nin halen takıma dönmemesi büyük bir sorun. Ayrıca döndüğü zaman da ne şekilde döneceği de ayrı bir problem. Bir diğer sorun da Vesely'nin geçirdiği ameliyat sonrasında bir türlü toparlanamamış olması. Fiziksel olarak halen eski seviyesinde olmayabilir ancak bizce mental olarak da Vesely şu anda takım genelinden farklı bir noktada. Zalgiris karşısında belki, eskisi gibi çok fazla bir şey yapmak istemesine rağmen fiziksel yetersizlik nedeniyle kolay faul sorunu yaşadı. Taraftarının beklediği "Vesely Air" günlerine hızla dönmesi için sadece fiziksel olarak değil zihinsel olarak da bu mücadeleye hazır olması gerekir. Hem sağlam bir Lauvergne, hem eski günlerindeki Vesely hem de istikrarlı oynaması beklenen Ahmet'e Fenerbahçe'nin çok ihtiyacı olacak.

İstanbul'da, kariyerindeki ilk Euroleague şampiyonluğunu kazandığı günde (16 Nisan 1992 Partizan, henüz 32 yaşındayken) müthiş bir Zalgiris zaferi yaşayan Zeljko Obradovic, savunmada takımı gelebileceği en yüksek seviyeye çıkarmış. Seride sadece 1-0 öne geçtiler ama iki takım arasındaki siklet farkına bakılırsa bundan sonra Zalgiris Kaunas'a elenmeleri çok çok büyük bir sürpriz olur.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news