Yeterli ve en ideal sistem olmasa da daha iyisini bulana kadar elimizdeki en iyi sistem demokrasi, demokratik seçimler diyebiliriz. Ancak siyasetin dilinde ve taktiğinde ciddi sorunlar olması, seçime dayalı demokrasi için tehdit ve sorun oluşturuyor.

Cumhur İttifakı, daha özelinde AK Parti bir seçim taktiği olarak eski Türkiye’yi örnek veriyor, eskiden kötü olan ne varsa hatırlatarak “biz gidersek her şey eskisi gibi kötü olur, biz gidersek onlar gelir” demeye getiriyor. Neredeyse bir asır önceden aklımızda kalmış olan “ezanın Türkçe okutulması, camilerden ahır yapılması” trajedisi, bugün bir karşılığı olmayacağı bilinse de tekrar tekrar hatırlatıyor.

Bu seçmen korkutması taktiği Türkiye’nin “Korku Cumhuriyeti” yapılmaya çalışıldığı dönemleri hatırlatıyor. Darbelere bahane bulmaya çalışan, siyasette etkinliğini devam ettirmeye çalışan bir takım ordu mensupları, zamanında “biz gidersek gericiler gelir, yobazlar gelir, laiklik tehlikeye girer” gibi korkutma ifadeleri ile halka psikolojik baskı yapardı, şimdi aynısını maalesef AK Parti yapıyor.

Şunu söyleyebilirsiniz, o dönemde “biz gidersek dinciler iktidara gelir” diyenlerin korkutması gerçek bir korku değildi, “Korku Cumhuriyeti” oluşturmak için yapılan bir taktikti ama AK Parti’nin olmadığı dönemlerde yaşadığımız olumsuz durumlar bir gerçek, uydurulmuş değil, doğrudur, buna katılırım ancak sonuçta bir taktik olarak “korkutulmanın” siyasette etkin olduğunu görüyoruz, maalesef bu problemli algı yaratma taktiği bazı kesimlere seçim kazandırabilir ancak halka olumsuz etki yaparak, sosyolojik açıdan kaybettirir. Dahası eskiden Türkiye’de baskı olduğunu bugün ise baskı olmadığını söyleyenlerin de çok dürüst olmadığını biliyoruz. Çok derine inmeden basit bir örnekle sadece ülkenin gazetelerine ve televizyonlarına bakın derim, medya üzerinden son 5 yılın muhasebesini yapın derim, bu 5 yıllık süreçte sadece iktidarı övenlerin istihdam edildiği, eleştirenlerin mecazen ifade edecek olursam imha edildiği bir süreç yaşandığını görürsünüz. Bu, eylemsel ve psikolojik olarak alternatif, muhalif medyanın oluşmasını engelleyen bir çeşit baskıdır ve zamanında en ağır baskılara maruz kalmış olan iktidarın, kendi tecrübelerinden yola çıkarak bu tip baskıları yapmaması gereken en önemli grup olduğu söylenebilir.

Bir diğer korkutma taktiği “ülkenin beka sorunu var” söylemi üzerinden oluşturulmaktadır. Beka sorunu gibi çok önemli bir kavram maalesef bu tip yerel seçimlerde seçimi kazanma amaçlı kullanılmaktadır ve bu yapılan en büyük yanlıştır. Seçim için istismar edilen bu kavram, bu ülkenin seçim ve siyasi partilerinin çok çok üstündedir, bu ülkenin suyunu, yazarını, çocuğu, ağacını ve hatta çöpünü bile ilgilendirmektedir. Çok şükür bir beka sorunumuz yok, yokken var demek, Allah korusun yarın öbür gün bir beka sorunumuz olduğunda bir probleme gevşek yaklaşılmasına neden olacaktır, dahası yineliyorum seçmeni korkutarak tercihte bulunmaya zorlamak da eski yanlış taktiklerden biridir, bugünün dünden farkı olduğu iddia edenler, bu korkutma taktiğinden uzaklaşarak farklarını ortaya koymak zorundadır, eğer farklılarsa…

Siyasetin üslup sorunu….

Elimden geldiğince siyasi liderlerin, başkan adaylarının açıklamalarını takip etmeye çalışıyorum. Herkes kendi zaviyesinden bir şey söylüyor, bazen sert üsluplar da kullanılıyor… Bu gayet normal, seçim sürecindeyiz…

Ancak bir ifade var ki bu ifadeyi en sert seçim süreci için bile fazla ağır buluyorum, fazla itham edici, rahatsız edici… “Zillet İttifakı”… bu ifade Türk vatandaşı birçok seçmeni olan partilere, bu ülkenin diğer siyasi partileri tarafından kullanıldıkça birlik ve beraberliğimiz ciddi zarar görüyor. Her an her dakika, Millet İttifakı’na teröristlerle birlikte oldukları, zillet içinde olduklarını söylemek bir seçim söylemi değil oldukça ağır bir ithamdır, bu itham bir süre sonra halk içinden bazı kesimlerin de Millet İttifakı seçmenine teröre yakın bir pozisyondalarmış gibi bakılmasına neden olur ve ciddi problemler doğurur.

Diğer yönden eğer Millet İttifakı, zillet ittifakıysa bu ülkenin diğer yarısına “zelil” demektir ki bu dil ülkesi için çalışan siyasetçiye yakışmaz. Yok eğer Millet İttifakı’nın bir takım terör gruplarıyla ilişkisi olduğunu iddia eden varsa, bir hukuk devletinin gereği olarak, bu ittifak içindeki kişiler iddia edildiği gibiyse adil yargının önüne çıkartır. Eğer bunu ispatlayamıyorsa bu yıkıcı dili kullanmayı bırakır, bırakmalıdır.

En iyisi olmasa da demokratik seçimler, daha iyisini bulana kadar en iyi seçenek, o seçenek hepimiz için ideal bulduğumuza ulaşma yolu, en meşru yol, bu meşru yola karşı meşru olmayan söylemlerde bulunmak elimizdekinin de zarar görmesine neden olur. Dahası, gerekli yahut gereksiz yere bu ülkenin insanlarını korkutarak sandığa götürmek, bir seçim yatırımı olarak sürekli korkutmak bu ülkeye hizmet etmek değil, zarar vermektir. Korkutulmaktan artık yorulduk ve bize ideal hedefler sunacak, içimizde umut yeşertecek söylemlere ihtiyacımız var, çünkü bu ülkenin tüm vatandaşları bu huzuru hak ediyor, lütfen artık korkutmayın, lütfen.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news