CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’nın Çubuk ilçesinde katıldığı bir şehit cenazesi töreninde saldırıya uğradı. Bazı kişiler Kılıçdaroğlu’nu darp etmeye çalıştı. Haberlere göre arbede sırasında Kılıçdaroğlu vücuduna yumruk ve tekme darbeleri aldı aldı.

Kılçdaroğlu’na ve CHP camiasına geçmiş olsun diyorum. Çok üzücü bir olay. Bu saldırıyı insanlığa ve demokrasiye inanan herkes ayıplamalı ve mahkûm etmeli. Ben de bu çerçevede saldırıyı şiddetle kınıyorum. Suçluların ve varsa saldırıyı azmettirenlerin ve/veya organize edenlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını diliyorum.

Demokratik siyaset şiddetle uyuşamaz, bir arada bulunamaz. Şiddet ve demokratik siyaset karşılıklı olarak birbirini giderir. Başka bir deyişle, bunlardan birinin var olduğu yerde diğeri var olamaz, yaşayamaz. Bizatihi demokratik siyasetin erdemlerinden biri şiddeti dışlaması ve siyasî amaçlara şiddet dışı yollarla ulaşılmasını mümkün kılmasıdır.

Siyaset yapan herkes, özellikle tepedekiler, bu gerçeği akılda tutmalıdır. Siyasî tartışmalar ne kadar sert olursa olsun, siyasî liderlerin lisanı asla şiddeti kışkırtacak sertliğe ulaşmamalıdır. Siyasî liderler ve ekipler de bu açıdan pozisyonlarını gözden geçirmelidir; bir öz eleştiri yapmalı ve dillerindeki şiddeti azaltmaya hatta tamamen ortadan kaldırmaya çalışmalıdır. Zira siyasetin tepesinde kullanılan şiddet dili aşağılara katlanarak yansır ve toplum içinde potansiyel şiddet vakalarına zemin hazırlar.

Bu çerçevede şahsen Kılıçdaroğlu’nun da Erdoğan’ın da lisanını çok sert buluyorum. İki lider birbirlerini çok ağır sözlerle sarsmaya çalışıyor. Kılıçdaroğlu son seçim kampanyasında, bir taktik olarak, daha yumuşak bir dil kullandı, ama Erdoğan seçim kampanyasını sert bir söylemle sürdürdü.  İki liderin lisanı meselâ son seçimlerde Yıldırım ve İmamoğlu’nun kullandığı lisanla kıyaslandığında tablo net biçimde ortaya çıkıyor. Toplumun gövdesinin iki ana dalını temsil eden bu iki liderin dikkatli olması lâzım. Fakat iktidar olması sebebiyle Erdoğan’ın daha dikkatli olması gerektiği, yani Erdoğan’a siyaset dilinin genel olarak yumuşatılması yolunda daha büyük görev düştüğü açık. Bunun aynı zamanda AK Parti için rasyonel ve siyaseten faydalı olacağın zannediyorum.

Şehit cenazelerinin bu tür kavgalara alet edilmesinden ise özellikle kaçınılmalı. Hatırlayın, bir zamanlar ulusalcı Kemalist kanat şehit cenazelerini AK Parti karşıtı gösterilere dönüştürmeye çalışırdı. Bekir Bozdağ, Melih Gökçek cenazelerde saldırıya uğradı. Enerji bakanı Taner Yıldız’ın burnu kırıldı. Erdoğan’a bile aynısı yapılmak istendi. CHP çevreleri çoğu zaman bu saldırılara ses çıkarmadı, hatta saldırıların faillerine sahip çıktı, başlarını okşadı. Şimdi roller değişmişe benziyor. Bazı AK Parti mensupları ve çevreleri muhalefeti şehit cenazeleri üzerinden vurmaya çalışıyor. Bu doğru, ahlâklı, meşru, demokratik ve faydalı bir tavır değil. Şehitler herkesin şehididir ve bizim geleneğimizde cenazeye katılan insanlara saygı gösterilir.

Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı bir bakıma Türk demokrasisine yapılmış olan bir saldırıdır. Partiler bu tür saldırılara karşı hassasiyet göstermeli ve birlikte karşı çıkmalıdır. Şiddete engellemede dayanışma içinde olmalıdır. Bu satırların yazıldığı ana kadar medya organlarına Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nu geçmiş olsun demek için aradığı veya Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun mesajı gönderdiği yolunda bir haber düşmedi. Bu da çok üzücü ve insanı karamsarlığa iten bir durum.

Demokratik siyaseti korumak istiyorsak, hangi gerekçeyle uygulanmak isteniyor olursa olsun, şiddeti siyasetten uzak tutmalıyız. El birliğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news