Türkiye’nin bir NATO ülkesi olması Soğuk Savaş şartlarına dayansa da bugünkü uluslararası ilişkilerdeki konumuna da etki etmekte. Ancak Soğuk Savaş konjonktürü şartlarında oluşan NATO’nun durumu da, Türkiye’nin durumu da elbette Soğuk Savaş şartlarından oldukça farklı. Bugünlerde Türk dış politikası ile ilgili en önemli mesele Rusya’dan S 400 alınmasına karşı ABD’nin F 35 meselesini tehdit haline getirmesi, zira Türkiye kendi çıkarına yönelik adımlar atıp, Rusya-ABD arasında denge kurmaya çalışırken, ABD de bu meseleden kendi lehine sonuçlar çıkartmak peşinde. Dolayısıyla mesele ABD-Rusya arası ilişkileri de ilgilendirdiği için NATO üyeliği tekrardan gündeme getiriliyor.

Ülkelerin dış politikaları en kaba şekilde “düşman” ülke üzerinden belirlense de “ittifaklar” da dış politikaları etkileyen en önemli iki unsurdan bir diğerini oluşturuyor. Tüm ülkelerin uluslararası arenada güç peşinde olduğu bir gerçek, bu güç bazen ittifaklar bazen de düşmanlıklar üzerinden elde edilmeye çalışılıyor.

Türkiye için NATO’nun bir “ittifak” ifade etmesi kadar arada sorunlar yaşadığı da bir gerçek, henüz 2017 yılında yapılan bir NATO tatbikatında bir ima üzerinden Türkiye hedef alındı. Türkiye, hem NATO’ya üye hem de NATO’ya karşı olan bir ülkeden silah alma peşinde olan bir olarak resmedildi. Tabi bu mesele Türkiye’nin Rusya’dan S 400 alması dönemine denk getirilmişti.

Türkiye için NATO bir “ittifak” ifade ediyor ancak 15 Temmuz’un emir vericisi Gülen’in ABD’de olması, Suriye’de ABD’nin PKK ile bağlantısı olan PYD’ye sonsuz destek vermesi “ittifak” meselesinin sorgulanması için önemli nedenler.

ABD’nin, Türkiye’nin S 400 alması konusundaki rahatsızlığı sadece askeri anlamda oluşan bir rahatsızlık değil, ekonomik anlamda da bir rahatsızlık duyuyor. Türkiye’nin savunması millileştirmek gibi bir hedefi var ancak bunu tümüyle -en azından şimdilik- başarabilmiş değil. Dolayısıyla hava savunma sistemine ihtiyaç duyuyor, bu ihtiyaç için 2009’da Patriot’lar için ABD’ye başvurdu ancak olumlu neticelenmedi. Daha sonra Türkiye Çin’e yöneldi ancak yine ABD engeline takıldı ve o girişim de yarım kaldı. Bunun üzerine Türkiye S 400’e yöneldi ve burada en büyük rahatsızlığı da her ne kadar ABD gösteriyormuş gibi görünse de NATO da bu yönelimden rahatsız oldu. Ancak bu rahatsızlıklar sonuç vermedi ve Türkiye S 400 anlaşmasını tamamladı. Türkiye her ne kadar NATO ile ittifak halinde olsa da bir diğer yandan savunmasını arttırmak ve NATO’ya bağımlılığını da güç elde etmek için azaltmak istedi. Zira Türkiye NATO’nun “üyesin” üzerinden kendisine uygulamaya çalıştığı baskıya rağmen NATO üyesi olduğu halde, NATO’nun kendisini yalnız bıraktığını da tecrübe etmiş bir ülke. Küba Krizi, Kıbrıs Müdahalesi, Suriye’deki olayların oluşturduğu tehditlere karşı, Türkiye, sürekli olarak NATO tarafından yalnız bırakılmıştır. Şimdi de ABD eliyle S 400 meselesi, F 35 tehditleri ile engellenmeye çalışılmaktadır.

S 400’ün Türk hava savunma sistemi için iyi bir koruma oluşturacağı kabul ediliyor ancak NATO’ya entegre olmadığı için belirli durumlarda yetersiz kalabilir. Beşinci nesil silah olarak da tanımlanan F35’ler, NATO üyesi ülkelerin kullanması için oluşturulmuş uzun soluklu bir projenin ürünü. Türkiye için bu süreç yeni değil, Türkiye 1996’dan bu yana bu proje ile ilgileniyor. Dolayısıyla bugün Türkiye, müşteri olabilecek arka plana sahip. Artık muharip uçaklara ihtiyaç duyan Türkiye’nin F 35 konusunda ısrarcı olması da anlaşılabilir bir durum.

NATO ve ABD’nin S400’lerle ilgili temel çekincesi ileride F35’lerin Rus savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilebilme ihtimali. Aynı zamanda ne NATO ne de ABD, Türkiye’yi kaybetmek istemiyor. Türkiye, F35’lere gövde vesaire gibi parçalar tedarik ediyor, bazı uzmanlar bunun Türkiyesiz de tedarik edilebileceğini söylüyor. Şimdilik NATO ve ABD’nin çekinceleri Türkiye’nin Rusya ile beklenenden fazla yakınlaşması, F 35 projesinin Rusya’ya karşı yetersiz kalabilme tehlikesi, stratejik anlamda etkili olabilecek Türkiye’nin kaybedilmesi. Hatta Türkiye’ye S 400 almaması durumunda başka alımlarda kolaylık sağlayacağını da belirtmişti, Türkiye S 400 konusunda kararlılığını ortaya koyunca da F 35’leri tehdit gibi kullanmaya başladı.

Rusya-Türkiye ilişkileri, Suriye’de karşı karşıya olunsa da dönemsel olarak gayet iyi gidiyor ancak unutmamalı ki Putin’in Türkiye’nin kara kaşına hayran olduğu yok, o da köklü bir NATO ülkesi olan Türkiye’yi yakın ilişkileri kullanarak kendine bağlı/bağımlı hale getirmek istiyor.

Türkiye için NATO bir müttefik olduğu kadar, NATO için de Türkiye bir “güvenlik kapısı” anlamı taşımakta, aynı durum ABD için de geçerli. İki ülkenin de S 400’ler üzerinden bu kapıyı tamamen kapatmaya niyeti olduğunu sanmıyorum ancak iki taraftan gelen açıklamalar, S 400 meselesinin kolayca sineye çekecek gibi görünmedikleri yönünde. Türkiye, hem NATO üyeliğine hem ABD ile yakın ilişkilere devam edip hem de Rusya ile en az NATO kadar yakın ilişkiler geliştirmekte, S 400’lerden de vazgeçmeyeceğinin altını çizmekte. Dahası Türkiye F 35’lerden vazgeçecek durumda değil çünkü projenin başlangıcından bu yana 1.25 milyar dolarlık yatırım yaptı ayrıca tedarikçi olan Türk şirketlerinin de zarar görmesi durumunu Türkiye göze almak istemeyecektir.

Türkiye ve ABD arasında birçok resmi kanal üzerinden yapılan görüşmelerle S 400 krizi atlatılmaya çalışılmakta. Trump bu krizi atlatma noktasında daha yumuşak davranırken ABD Kongresi daha keskin bir çizgi çiziyor. Hatta bazı ABD kaynakları Türkiye’den vazgeçilebileceğini, tedarikçi olarak muadil ülkeler olduğunu belirtiyor.

Türkiye, şu süreçte hem NATO hem de ABD ile ilişkilerinde hassas davranmakta, NATO hassasiyetlerini dikkate alacağını belirtmekte hatta NATO’nun da dahil olacağı bir oluşumun S 400’ler meselesine müdahil olup gerekli endişelerini giderecek şekilde katılmasını önermektedir. Ancak ABD’nin şimdilik bir yumuşama emaresi göstermemesi hatta Türkiye’ye yönelik bazı yeni yaptırımlar peşinde koşması öngörülmektedir.

İlerleyen zamanlarda Türkiye’nin S 400 ve F 35’ler arasında, daha doğrusu ABD ve Rusya arasında iki tarafı da memnun edecek bir yol haritası belirlemesi, ABD Kongresi’nin engeline takılacak gibi şahsen çok büyük bir kriz çıkacağını sanmıyorum ancak Türkiye bu süreci kolay da atlatamayacak, ABD Türkiye’yi bir şeylerden vazgeçirmeye zorlayacaktır, önemli olan o bir şeylerin S 400’lerin alınımına değip değmeyeceği, bunu da çok yakın zamanda olmasa bile ilerleyen zamanlarda yaşayıp göreceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TDP 2019-05-02 17:40:05

beşinci nesil "silah" değil, beşinci nesil savaş uçağı. ve daha birçok hatalar...

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news