'Çocukları düşünen siyasal iktidar yok'

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 20 Kasım'ın Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu hatırlatarak, "Çocuklarımıza gerçekten gerekli değeri veriyor muyuz? Acaba çocukluklarını yaşıyorlar mı? Bunları düşünen bir siyasal iktidar yok." dedi.

'Çocukları düşünen siyasal iktidar yok'

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, 20 Kasım'ın Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu hatırlatarak, "Çocuklarımıza gerçekten gerekli değeri veriyor muyuz? Acaba çocukluklarını yaşıyorlar mı? Bunları düşünen bir siyasal iktidar yok." dedi.

20 Kasım 2018 Salı 17:36
'Çocukları düşünen siyasal iktidar yok'

TBMM

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na, Toroslar'dan gelen yörük kadınlarına şükranlarını ileterek başladı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Toroslar'da bir çadırda duman tütüyorsa, ülkenin geleceğinden kimsenin endişesi olmasın." sözlerini anımsatan Kılıçdaroğlu, Anadolu kültürünün özünü oluşturan Yörük kültüründe kadınların büyük önem taşıdığını, bu kültürün bir parçası olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

CHP olarak yanlışları olduğu zaman eleştiriye açık olduklarını, vatandaşlar arasında ayrım yapmadıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, inancı, kültürü, yaşam tarzı ne olursa olsun 81 milyonu kucakladıklarını, vatandaşlara güzel bir gelecek hazırlamak için çaba gösterdiklerini söyledi. Hataları, eksikleri olabileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ama bildiğimiz doğrunun arkasında sonuna kadar kararlı yürürüz." ifadesini kullandı.

"Çocukları düşünen siyasal iktidar yok"

20 Kasım'ın Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, ülkenin geleceği, onuru ve gururu çocukların haklarının korunmasının herkesin görevi olduğuna işaret etti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 23 Nisan'ı bütün dünya çocuklarına bayram olarak armağan ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, çocukların geleceği konusunda çok endişeli olduklarını söyledi.

Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve İstanbul Milletvekili Ali Şeker'in, çocuk hakları konusundaki duyarlılıklarını Türkiye'ye aktarma imkanı yarattıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son 18 ayda 21 bin 957 çocuk hamile kaldı. Bunlar daha çocukluklarını yaşamak, oyun oynamak isterler. Bu çocuklar hamile bırakıldı. 15 yaşın altında cinsel istismara uğrayarak doğum yapan çocuklarımızın sayısı 15 bin 937. 3 bin çocuğumuz cezaevlerinde. 2 milyon çocuk işçimiz var. Son 7 yılda 340 çocuğumuz da iş kazalarında hayatını kaybetti. Çocuklarımıza gerçekten gerekli değeri veriyor muyuz? Çocuklarımızı sanki bir at yarışına katılıyorlarmış gibi sınavdan sınava sokmuyor muyuz? Acaba çocukluklarını yaşıyorlar mı? Bunları hiç ama hiç düşünen bir siyasal iktidar yok."

"İslam dünyası Yemen'i seyrediyor"

Yemen'de binlerce insanın hayatını kaybettiğini, bölgenin kan gölüne döndüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Ölen de öldüren de Müslüman. Mezhep savaşları yüzünden. İnanç üzerinden bir insan öldürülür mu? İnancı olan bir insan, başka bir insanı öldürür mü? Bu öldürmeden kimler kazanıyor? Birbirlerini öldürenlerin eline kimler silahları veriyor? Kimler o coğrafyada yerin altındaki petrolden nasiplenmek istiyor? Yemen'de 18 milyon kişi açlıkla boğuşuyor. 5,5 milyon çocuk neredeyse kimsesiz. Çocuk Hakları Günü'nde şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor. Yemen'de bunlar olurken İslam dünyası ne düşünüyor, bu savaşı bitirmek istiyor mu? 'Yapmayın birbirinizi öldürmeyin, hepiniz Müslümansınız.' diyor mu? Yoksa arkadan silahı verip 'Buyrun beyler, birbirinizi öldürün' mü diyor? Bugün Çocuk Hakları Günü ama Yemen'de 5,5 milyon çocuk savaşın ortasında. Çoğu annesiz babasız, açlıkla mücadele ediyor. Dünya da İslam dünyası da bunları seyrediyor."

"Vatan hainini yattığı yerde ziyaret etti"

Söz konusu ilkeleri "Laiklik ilkesi doğrultusunda bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, İslam dininin inanç, ibaret ve ahlak esaslarıyla ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek" olarak sıralayan Kılıçdaroğlu, "İlk ikisini şu an mevcut Diyanet İşleri Başkanı yerine getirmiyor. İnançla siyaseti bir araya getirdi. Öyle bir araya getirdi ki Türkiye Cumhuriyetine ihanet eden bir vatan hainini, yattığı yerde ziyaret etti." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, kışlaya ve camiye siyaset girmemesi gerektiğini belirterek, bu iki noktanın günlük sıcak siyasetin aracı olmasının asla kabul edilemeyeceğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

Kılıçdaroğlu, Çorum İl Müftü Yardımcısı Zeki Bıyık'ın Kadir Mısıroğlu'na ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, "Ruh hastası değil, bilinçli olarak yapıyor." dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığının saygın bir kurum olduğuna, Ali Bardakoğlu gibi değerli din alimlerinin bu kurumun başkanlığını yaptığına işaret eden Kılıçdaroğlu, Bardakoğlu'nun Atatürk'ün dine değil hurafelere karşı olduğuna yönelik sözlerini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, "Bütün bu gelişmelere karşın makam arabanla, resmi üniformanla gidip bir deliyi, vatan hainini ziyaret etmen, o koltukta oturmanı artık zorunlu kılmıyor. Sen edep, ahlak sahibiysen, bayrağına, vatanına saygın varsa o koltuktan ayrılacaksın." değerlendirmesini yaptı.

"Ülke üretecek ki güçlü olsun"

"Suçsuz insanları hapse atıp, sonra (Acaba nereden delil üreteceğiz) diye yola çıkıyorsanız, orada adalet yoktur. Orada kin ve intakım duygusu vardır." diyen Kılıçdaroğlu, kininden, öfkesinden ve intikam duygusundan yola çıkarak adalet dağıtanların, en büyük adaletsizliği yaptığını söyledi.

Böyle bir durumda, korkunun egemen olacağını, üretimin duracağını, düşüncelerin ifade edilemeyeceğini, gazetecilerin özgürce yazamayacağını, ülkenin düşünen beyinlerinin yurt dışına gideceğini, yabancı sermayenin "Bu ülkede demokrasi yok" diye gelmeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye bugün sağlıklı, güçlü üretim yapamayan bir ülke konumundadır. Bunun en temel belirtisi de tarımda geldiğimiz noktadır. Eğer saman, mercimek, pirinç, nohut, canlı hayvan ithal ediyorsak, hemen hemen tarımın her şeyini, zeytini, zeytinyağını ithal ediyorsak, bu ülkede üretim durmuş, bu ülkede sorun var demektir. Oysa bir devlet politikası olarak Türkiye'nin demokrasi içinde üretimi özendirmesi lazım. Ülke üretecek ki güçlü olsun, ülke üretecek ki saygınlığı, itibarı artsın, ülke üretecek ki işsizlik olmasın, herkesin hayat standardı yükselsin, her tarafta barış, kardeşlik, mutluluk egemen olsun."

Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre, her yıl milli gelirin en az yüzde 1'i oranında çiftçiye destek verilmesi gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, bugüne kadar 278 milyar lirayı bulan bu paranın verilmediğini, verilen miktarın 123 milyar lirada kaldığını söyledi.

Korkudan kimsenin dava açamadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Zamlar arka arkaya geliyor, çiftçi henüz tam farkına varamadı. Yeme gelen zam yüzde 90, mazota gelen zam yüzde 26. 2019 bütçesi görüşülüyor, 'Tarıma 16 milyar lira destek ödemesi yapacağız' diyorlar. Çiftçinin kullandığı mazot için ödeyeceği para 19 milyar lira. Bütün teşvikten çok daha fazla mazota para verecek." dedi.

"Bir tek fabrika yaptınız mı"

"AK Parti demek enflasyon, yolsuzluk, işsizlik, hayat pahalılığı demektir. Geldiğimiz nokta bu." diyen Kılıçdaroğlu, şeker, çimento, kağıt fabrikalarının özelleştirildiğini, et kombinalarının kapatıldığını, Telekom'un, bankaların, Bitlis'in sigara fabrikasının satıldığını, Adıyaman'ın tütününün yok edildiğini söyledi.

"Fabrikaları, bankaları, arsaları, arazileri sattınız, bir tek fabrika yaptınız mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Özelleştirme yaparak hapishane yapan dünyadaki tek hükümet bunlar. Bununla da övünüyorlar (Size modern hapishaneler yapıyoruz) diyorlar. Enflasyon aldı başını gidiyor, enflasyonla mücadele yerine esnafla mücadele ediyorlar. (Vay efendim esnaf pahalı satıyor.) Zabıtayı, valileri, kaymakamları gönderiyor (esnafa ceza kesin.) Esnaf sattığının yerine yenisini alamıyor. Esnaf kardeşime de sesleniyorum; eğer Türkiye'nin gerçeklerini görüyorsan, eğer canın yanıyorsa önümüzde seçimler var, bir ders verme imkanın var. O dersi vereceksin."

"Üç sorunun yanıtını bekliyorum"

Kılıçdaroğlu, TBMM'nin Halkla İlişkiler Binası'nın çatısına çıkarak intihara kalkışan kişiyi, bir AK Parti Milletvekilinin "İntihar etme, sana 10 bin lira vereceğim." diyerek ikna ettiğini belirterek, "Bu bir insanın onuruyla oynamaktır. O insan dilenci değil, iş istiyor. Alınteriyle kazanmak istiyor." dedi.

Bursa'da bir iş adamının fabrikasını kapatmasına ilişkin sosyal medya paylaşımlarını da okuyan Kılıçdaroğlu, Suriyelilerin vergi vermediğini, kayıt dışı çalıştığını, hastanelerde para ödemediğini, her türlü sorunlarının çözüldüğünü kaydetti.

Kılıçdaroğlu, daha önce sorduğu üç sorunun yanıtını beklediğini belirterek, şunları ifade etti:

"Eğer cevap vermezlerse her ortamda, her grup toplantısında bu soruları soracağım. Bir, Cemal Kaşıkçı Türkiye'de öldürüldü, ses kayıtları elindeydi, katilleri ne için serbest bıraktın? Bunun cevabını bekliyoruz. Kimin talimatını yerine getirdin? İki, 3 Ağustos 2018'de bir toplantı yaptılar, 100 gün için birçok taahhütte bulundular. (Hiçbir emeklinin aylığı bin liranın altında olmayacak, bunu 100 günde yapacağız) dediler. 100 gün geçti, ne oldu bu bin lira? Niye yapmıyorsunuz, kim engel, kim size talimat verdi? Hani verdiğiniz sözü tutuyordunuz? Emekliler, size sesleniyorum, ben sizin bin liranın altında aylık aldığınızı biliyorum, sizin sorunununuzun takipçisi olacağım. Bin lira en düşük emekli aylığı sağlanıncaya kadar ben ve milletvekili arkadaşlarım Parlamentoda gerekli mücadeleyi vereceğiz. Üç, 15 Temmuz şehit yakınları ve gaziler için para toplanmıştı, bu paranın miktarı ne kadar, bu parayı kime ödediniz, bu para nerede? Şehit yakınlarının, gazilerin hakkını biz savunuyoruz. Bu parayı ne yaptınız? Yoksa onu da mı götürdünüz? Eğer onu da götürdüyseniz sizin yatacak yeriniz yoktur ne bu dünyada ne öbür dünyada."

Editör: Seval Ocak Adıyaman-Mehmet Tosun

Son Güncelleme: 20.11.2018 17:36
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news