Siyasette, sporda edebiyatta, felsefede,kültür ve ekonomide, sığlık olarak ifade edilen durumun ana nedeni genel olarak, bu alanlarda söz söyleyen ya da söylem geliştirdiklerini sanan, bireylerin kendi hayat tecrübelerine sıkı sıkıya bağlı kalmalarından kaynaklandığı ileri sürülür. Bu tespitin yabana atılır bir yanı yoktur; çünkü genel olarak hayatımızı kuşatan her şeyi, sadece kendi hayat pratiğimiz ile açıklamaya çalışırsak, dönüp dolaşacağımız yer, yine kendi hayatımız olur. Oysa pratik salt bizim deneyimimizden de ibaret değil. Elbette kendi pratiğimizin bilgisi çok önemlidir ama bundan total bütün pratiklerin sonuçlarına ulaşmak mümkün olmaz. diğer pratikler ile ilişkilenmemiz ancak zihinsel bir faaliyet yolu ile mümkün olabilir.

Platon’un ‘’Sokrates’in Savunması’’ adlı kitabında Sokrates, Euthyphron, Apologia, Kriton ve Phaidon ile sıkı bir diyalog yaşar. Diyalogların en ilginci ve hayati değeri en yüksek olanı, edilen bunca lafa karşı nasıl konum alınacağıdır. Bunca lafın ikna için yeterli sayılacak dayanaklarıdır. Daha doğru bir ifade ile ikna aynasının esas olarak ne olacağıydı. Sokrates, ‘’ Bana inanmayın, düşüncelerime inanın; bana bakmayın düşüncelerime bakın’’ diyerek doğru ve haklı olmayı nerede aramaları gerektiğine işaret ediyordu.

Kişiye bakmak, doğru ve haklı olduğuna buralardan hareketle karar vermek, temel olarak pratik bir dairenin sonuçlarıyla yetinmek anlamına gelir. Kim olursa olsun, ona bakarak ona dair bir inanç elde etmek, her zaman kişinin pratik deneyimlerini genelleştirmek ve onu alternatifsiz hale getirmek sonucunu doğurur. Hiç kuşku yok ki bunu söylerken pratik deneyim ve çıkarımların değerini düşürmek gibi bir niyetim yok.

Niyetimin özü, politik sığlığın sağlam ve ikna edici dayanaklarına işaret ederek, bir nebze olsun, bu derin sığlıktan çıkışın yollarını aralamaya çalışmaktır. Herkesin pratik hayat tecrübesi değerlidir. Ama bu tecrübe her derde deva diye her şeyin yerine ikame edilemez; çünkü ne hayat ne de hayatın içinde filizlenip ayaklarımıza dolanan sorunların çözümü salt bizim pratik tecrübemizin sonuçlarına göre değerlendirilemez. Hayat ve onun geliştirdiği sorunların ne kendisi ne de çözümleri bizim pratik tecrübemizden ibaret olamaz.

Düşüncelerin değil de pratik tecrübelerin öne çıktığı siyasi atmosferler her zaman beraberinde bir politik sığlık getirir. Bunun biricik nedeni, pratik olanın zaten aşılmış, geride bırakılmış olan, olmasıdır. Aşılan ve geride bırakılması lazım gelen bir zeminde durmak ve o zemin üzerinden doğru ve haklı olduğumuzu ısrar ile söylemek geçmişte durmaktır. Dün de durmaktır. Dün gelecek olan güne ve onun beraberinde getireceklerine kapsayıcı olamaz.

Hayatın kesintisiz bir akışkanlık içinde olduğuna inanıyor olmamız, geleceğe dair de öngörülerde bulunmamızı zorunlu kılar. Geleceğe dair öngörülerde bulunmak daha önce atmış olduğumuz pratik adımların ayak izlerine sığmaz. Hep daha fazlasını gerektir. Daha fazla olan ancak düşünsel olarak, ancak pratik ve onun sonuçları aşıldığında mümkün olabilir.

Siyasetten kutuplaşan toplumlar, pratik ve inanç üzerinden ayrışırlar. Kutuplaşma asla düşünsel bir veri değildir. Düşünce temel olarak ötekine ulaşma çabasıysa, buradan ayrışma çıkmaz. Tam tersine birleşmenin çimentosudur düşünce.

Siyasetten düşüncenin alanını daralttığımız da sığlaşırız. Aslında siyasetten şiddetin alanını daraltmak mümkün ve gereklidir. Yine her türlü çatışmalı alanları kuşatmak ve çatışmayı salt düşünsel alana kanalize etmekte de mümkün gerekli ve yararlıdır.

Politik olanın alanını genişletmeden, politik sığlıktan kurtulmak mümkün değildir. Geriye dönüp, kültürel olarak siyasete dahil etmemiz gereken ne kadar olgu ve değer varsa, onları siyasetin merkezine taşımadan, siyasi olarak derinleşmek pek mümkün olmaz.

Siyasetteki derinliği, pratik adımlar atarak sağlayamayız. Kültürümüzün meşru gördüğü bütün değer ve olguları, büyük bir özgüvenle düşünce hayatımıza taşımalı ve oradan siyasetin ihtiyaç hissettiği malzemeyi devşirmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news