Adalet bakanlığına açık mektup!

T.C. Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve T.C. Haliç Üniversitesi Kurucu Vakfı olan Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Başkanı Sayın Mansur Topçuoğlu'nun yazısıdır.

Adalet bakanlığına açık mektup!

T.C. Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve T.C. Haliç Üniversitesi Kurucu Vakfı olan Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı Başkanı Sayın Mansur Topçuoğlu'nun yazısıdır.

12 Eylül 2019 Perşembe 10:31
Adalet bakanlığına açık mektup!

Sayın Bakanım;

Ben 2012 yılından bu yana T.C. Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve T.C. Haliç Üniversitesi Kurucu Vakfı olan Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı’nın başkanıyım.

2016 yılında YÖK tarafından üniversiteye 1 (bir) yıl süre ile idari yaptırım uygulandı. Daha sonra iş bu yaptırım birer yıl süre ile uzatıldı. 02/05/2019 tarihinde YÖK tarafından üniversitemize verilen idari yaptırım kararı kaldırıldı ve karar kurucu vakfımıza tebliğ edildi. (Ek. YÖK karar örneği)

Bunun üzerine vakfımız, vakıf senedimize, Vakıflar Kanunu ve Medeni Kanuna uygun olarak genel kurulu toplayarak, T.C. Haliç Üniversitesine 2547 sayılı YÖK Kanunu Ek5. Maddeye uygun olarak üniversite mütevelli heyet seçimini gerçekleştirdir. Akabinde de İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğüne 13.05.2019 tarih ve 13157 sayı numarası ile teslim edilmiştir. (Ek.Genek Kurul Tutanağı ve İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğüne teslim tutanağı)

Genel kurul sonrasında yapılan T.C. Haliç Üniversitesi Yönetim Kurulu toplantısında yeniden mütevelli heyeti başkanı seçilmeme oy birliğiyle karar verilmiş ve gerekli imza sirküleri noterden düzenlenmiştir.

Vakıf Genel Kurul kararı ile Üniversite mütevelli heyeti olarak görevine başlamak üzere T.C. Haliç Üniversitesi Sütlüce Yerleşkesine gidilmiş; ancak içeriye girişimiz ve göreve başlamamız vakıf ve üniversite ile ilgisi bulunmayan kişilerce engellenmiştir.

Bunun üzerine 15/05/2019 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına müşteki sıfatıyla suç duyurusunda bulundum ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2019 tarih 2019/86202 soruşturma numaralı dosyasında müşteki olarak ifade verdim. Aynı zamanda İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğüne 16/05/2019 tarihinde başvuruda bulunarak, kurucu vakıf tarafından üniversiteye seçilen mütevelli heyetin göreve başlaması için gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması talebinde bulundum.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2019 tarih ve 2019/86202 sayılı yazısı ile Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılarak T.C. Haliç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Mansur TOPÇUOĞLU’nun “T.C. Haliç Üniversitesinin ilgili biriminde gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle, kolluk nezaretinde ilgili üniversiteye girişinin yapılması, müştekinin üniversiteye girişlerini engellediklerini beyan ettiği kişilerin ifadelerinin alınması ve evrakın Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesi rica olunur.” İçerikli yazısı 17/05/2019 günü 11:45 te tarafımıza bizzat, Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne de UYAP üzerinden e-imzalı olarak tebliğ edilmiştir. (Ek: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ilgili kararı)

Aynı zamanda avukat olmam nedeniyle yanımda üniversite yönetiminde görevli üyeler ile birlikte Beyoğlu Emniyet Müdürlüğüne gittim. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğüne ulaştığımızda, İlçe Emniyet Müdürü İ... K...’ın izinli olduğu bilgisi tarafımıza verilerek soyadını bilmediğim C... isimli müdür yardımcısına yönlendirildim. Beyoğlu Emniyet Müdür Yardımcısı yazıyı alarak T.C. Haliç Üniversitesi Sütlüce Yerleşkesi içerisinde Beyoğlu Emniyetinde görevli sivil memurlar olduğunu ve savcılık talimatının icrası için bizleri bu memurlara yönlendireceğini beyan etti.

Ancak bir süre sonra, İlçe Emniyet Müdürü İ.... K....’ın makama geldiği ve bizleri beklediği tarafımıza iletilince İstiklal Caddesinde bulunan ek hizmet binasından Tarlabaşı Bulvarında bulunan İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına geçtik. İzinli olduğu söylenen Emniyet Müdürü İ.... K.... tarafından bizzat karşılandık, savcılık talimatını kendisine sunduk, onlar da UYAP üzerinden kararın tebliğ edildiğini teyit ettiler. Bunun üzerine İ.... K.... bizzat bana ve yanımdakilere savcının böyle bir yetkisinin olmadığını ve bu kararı infaz etmeyeceklerini söyledi. Bunun üzerine şahsımın hukukçu / avukat olduğunu ve kararın infazını yerine getirmeleri gerektiğini söyledim. İ.... K.... da konu ile ilgili kendisinin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne gideceğini; bizim de üniversite yerleşkesine giderek Beyoğlu Emniyet Müdürlüğünde görevli memurlarla birlikte kendisinden gelecek haberi beklememizi söyledi. Bunun üzerine T.C. Haliç Üniversitesi Sütlüce Yerleşkesine, üniversite mütevelli heyet ve kurucu vakıf üyelerimizle birlikte gittik. Burada Beyoğlu Emniyetinde görevli, isimlerini Emrah ve Ali olarak duyduğum memurlara savcılık kararını verdim ve üniversitenin ilgili yönetim katı olan 5. (beşinci) kata polis memurları nezaretinde çıktık. Yönetim katında şüphelilerden Mehmet Naci TOPSAKAL, Yusuf Enes TOPSAKAL ve siyah takım elbiseli, üniversitede çalışmayan, Securitas üniformalı güvenlik görevlileri tarafından Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü görevlileri de olmasına rağmen çalışmaya başlamamız engellendi. Orada bulunan polis memurları savcılık makamının yazılı talimatının infazını uygulamak yerine bize engel olan kişilere müdahale etmediler. Bunun üzerine 155 polis ihbar hattını 05522002212 numaralı telefon marifetiyle arayarak polis desteği talep ettik. Ancak gelen polisler ve Beyoğlu Emniyet Müdürlüğünde görevli memurlar tarafından şüpheli şahıslar yerine bizler göz altına alındık. Savcı O.. T... tarafından verilen talimat ile gözaltı için somut bir delil dahi bulunmamasına rağmen gözaltına alındım ve yine aynı savcının talebi ile tutuklandım.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Gözaltı başlıklı 91. Maddesinde “Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.” denilmektedir. Yasanın da açıkça belirttiği üzere “Gözaltına Alma” bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bu suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır. Oysaki kurucu vakıf tarafından T.C. Haliç Üniveristesi Mütevelli Heyeti Başkanlığına seçilmiş olmama ve İstanbul Valiliği ile İstanbul Cumhuriyet Savcılığına başvurmuş olmama ve savcılık kararıyla üniversiteye gitmeme rağmen herhangi bir somut delil bulunmamasına rağmen göz altına alındım ve Ceza Muhakemesi Kanunu 100. Maddede sayılan tutuklama nedenleri ararsında yer almamasına rağmen Türk Ceza Kanunu 112. Maddede belirtilen “Eğitim ve Öğretimin Engellenmesi” suçu gerekçesiyle tutuklandım.

Bir avukat olarak gözaltına alınmam için dahi herhangi somut bir delil bulunmamasına rağmen 120 gündür tutukluyum. 120 gündür (4 aydır) iddianamem hazırlanmadığı gibi, soruşturmayı yürüten savcı tarafından 4 ay sonra Eğitim Öğretim Faaliyetinin Engellendiği iddia olunan üniversiteye yazı yazılıp Yargıtay tarafından Eğitimin Engellenmesi için Özel Kasıt aranan iş bu suçun işlendiğine dair hangi sınıfın zarar gördüğü, hangi öğrencinin sınıftan çıkarıldığı gibi asla gerçekleşmemiş olguların bildirilmesi amacıyla yazı yazılmıştır. Savcılık makamının elinde böyle bir bilgi bulunmadan beni nasıl gözaltına aldılar, sulh ceza mahkemesi böyle bir bilgi /delil bulunmadan nasıl tutuklanmama karar verdi. Tarafınıza Adalet Bakanımızın yani sizin vermiş olduğunuz beyanları sunuyorum. Tutukluluk infaza dönüşemez demiştiniz; oysa burada tutukluluğum infaza dönüştüğü gibi velevki suçlu bulunmam halinde de öngörülen cezam şu anda tutukluluğum döneminde geçmiştir.

Sayın bakanım; tutukluluğumun infaza dönüştüğü ve halen hakkımda bir iddianame hazırlanmadığı düşünüldüğünde dosyam ile ilgilenen savcının değişmesini talep ediyorum. Mevzuata ve hukuka uygun olarak hareket etmeme rağmen halen savcılık makamı olmayan delilleri üretmeye çalışmaktadır. Ailem, çocuklarım, yakın çevremin psikolojisi bu davranışlar karşısında telafisi imkansız zararlara uğramış olup; bir hukukçu olmama rağmen adalete olan güvenim bilinçli olarak yok edilmeye çalışılmaktadır. Bu itibarla hazırlamakta olduğunuz yargı reformunun ne kadar gerekli olduğu ortadadır; çünkü hakim ve savcılarımızın uygulamalarının Sayın Cumhurbaşkanlığımızın, TBMM’nin ve Adalet Bakanlığımızın iradesi ile çeliştiğini bizzat yaşayarak görmekteyim.

Saygılarımla

Bilgi İçin         :

CİMER

Adalet Bakanlığı

HSK

AK Parti Genel Merkezi

Son Güncelleme: 14.09.2019 11:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Emlak Fiyatları
İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news