ABD, Avrupa Birliği, Milletler Cemiyeti, İslam Konferans Örgütü ve her ülkenin hukukunda “terörizmin” birbirine yakın tanımlamaları bulunmaktadır. Bunlardan en genel tanımın İslam Konferans Örgütü’ne ait olduğu söylenir, buna göre; Terörizm: “Saik ve kastına bakılmaksızın halkı terörize etmek veya ona zarar verme tehdidinde bulunmak veya halkın yaşamları, onurları, özgürlükleri, güvenlikleri veya haklarını tehlikeye atmak veya çevreyi, bir kamu hizmetini veya kamu veya özel mülkü zarara maruz bırakma veya onları işgal etme veya onlara el koyma veya bir ulusal kaynağı veya uluslararası hizmetleri tehlikeye atma, ya da bağımsız devletlerin istikrar, ülke bütünlüğü, siyasal birliği veya egemenliklerini tehdit etme amacıyla bir bireysel veya toplu suç planını gerçekleştirmek için işlenen her türlü şiddet eylemi ile bu tür eylem tehdidinde bulunmadır.”

Terörizm, farklı şekillerde tasnif edilmiştir, en kaba haliyle; devlet terörü, devlete karşı terör, iç terör, uluslar arası terör şeklinde bir ayrımdan da bahsedebiliriz.

Terör tarihi miladi döneme kadar uzansa da çağımızın terör kelimesiyle maalesef en çok kullanılan kavramı “İslam ve Müslümanlar” ifadesidir. Soğuk Savaş sona erip Batılı anlayış bir düşmana ihtiyaç duyarken birden Müslümanlar keşfedilmiştir. Ve Soğuk Savaş’ın bitimiyle NATO ve ABD kendilerine yeni öteki ararken o öteki Müslümanlar olarak belirlenmiştir.

Uluslararası ortamda birçok yönetim, kendi iktidarlarını devamlı kılmak için ve resmi olarak işledikleri İslam Karşıtlığı suçunu örtmek/meşrulaştırmak için “İslami Terörizm, Siyasal İslam, Müslüman Terörist, Cihadist” gibi ifadeleri bilinçli olarak kullanmaktadır. Ve maalesef bu hem zihinlere hem de terminolojiye yerleşmiş durumda. Batı’da artan İslam karşıtı saldırılardan çıkan sonuç da bu problemin varlığını doğruluyor.

Avrupa’da artan ırkçılık, aşırı sağcıların oy oranlarının yükselmesi, Venezüela’daki terör saldırısı gibi gelişmelerin tüm dünyayı rahatsız etmesi gerekirken tam aksine “liderler” ağzıyla bu trajedinin üzerine bir bidon benzin dökülüyor. Bunun nirvanaya ulaşmış örneği ise ABD Başkanı Trump.

Trump, geçtiğimiz haftalarda İran Devrim Muhafızları’nı terör listesine aldı. Bu hafta ise Müslüman Kardeşler’i terör listesine almaya hazırlandığı açıklandı. Daha önce Almanya “Almanya İslamı” gibi bir projeden bahsediyordu hatta bu minvalde Diyanet görevlilerinin Almanya’da “ajanlık” yaptığı gibi temelsiz iddialara sarıldı. Almanya’dakine benzer bir proje de Fransa’da var. Birkaç gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Macron “Siyasal İslam’ın her çeşidiyle mücadele edeceğiz, izin vermeyeceğiz.” gibi bir açıklama da yaptı.

Tuhaf gelebilir ama Türkiye’de de Müslüman olduğunu bildiğimiz bazı kişiler de “Siyasal İslam” eleştirisi yapıyor, elbette eleştirebilir ancak eleştirileri Trump’tan, Macron’dan farksız… bu kadar büyük bir intihar biçimi olmasa gerek çünkü isterse laik, seküler bir yaşam biçimine sahip olsun, İslam karşıtları için, yeri gelince ABD, Almanya, Fransa için “Müslüman” olmanız “korkulacak bir varlık olmanız, terörist” olmanız için yeterli olacak.

Siyasal İslam’ın da üzerinde uzlaşılmış bir tanımı yok, genellikle ötekileştirici, tahkir edici bir yaftalama olarak kullanılıyor. Bununla birlikte genel geçer bir tanımından bahsetmek de güç, diğer yönden “Siyasal İslam” ifadesi Batı menşeili bir tanımlama. En sade haliyle “Siyasal İslam’ın”, İslamcılık, bir asırlık bir geçmişi olan, Müslümanların sorunlarına çözüm bulmak için özlerine dönmesi, bununla birlikte yaşadıkları modern dönemin sorunlarına çare arama çabası, sosyal, kültürel, siyasi yönü olan, dönem dönem Batılı işgale karşı olarak domine edilmiş, terörizmle alakası olmayan, Mısır/İhvan-ı Müslümin’den çokça referans alan, 79 İran Devrimi’nden etkilenen, her dönem kendini geliştirebilen bir hareket olduğunu en basit şekliyle söyleyebiliriz. Daha net ifade edeyim; bugün liberal, sosyal demokrat, Marksist, milliyetçi muhafazakar ideolojiler/hareketler ne kadar normalse, bunların siyasete katılımı ne kadar normalse İslamcıların, “Siyasal İslamcıların” katılımı da o kadar normal. Çünkü terörize olmuş, radikalleşmiş, ürünü olduğu döneme yabancı, öcü, fundamentalist bir hareketten bahsetmiyoruz ancak bilinçli olarak radikal, terörle ilişkili bir yapıymış gibi yaftalanan bir durumla da karşı karşıyayız.

Ben İslamcı değilim, elbette bir İslamcı gibi konuya yaklaşmam mümkün değil ancak bir Müslüman olarak doğrudan İslam’a ve Müslümanlara savaş açtığını belirten ülke ve kurumların, “Siyasal İslam” bahanesi üzerinden hepimizi hedef alacağı ihtimalinden çekiniyorum. Çünkü bu yaklaşan cisim formunda adı konmamış savaşın faillerine göre “Müslüman olmamız”, terörist olmamız için neredeyse yeterli olacak gibi görünüyor ki bu çok korkutucu.

Diğer yönden ABD, AB, İran, Suud, BAE, Mısır gibi ne siyasi, ne kültürel, ne dini, ne de mezhepsel anlamda asla uzlaşamayacak ülkelerin de İslamcılara, Siyasal İslam’a açtığı savaş konusunda uzlaşabiliyor olması tedirgin olmamızı gerektiren bir diğer sebep. Zira radikalizm ve terörizm denilince sanırım Suud’un eline kimse su dökemez. Suud, 11 Eylül’ü planlayanlara maddi destek vermekten yargılanacaktı, şanslarına Obama’nın yerine Trump geldi de yargılanmak yerine milyarlarca dolar haraç ödeyerek kurtulma şansı yakaladılar. Mısır’da darbeci Sisi’nin, yüzlerce sivilin katledilmesi, hayatta kalanlara insanlık dışı işkenceler yapılması, hukuksuzca hapsedilmesinin emrini vermişken, meşru bir başkan muamelesi görmesi, hatta siyasi hayatının ömür boyu görev yapacak kadar uzatılması tedirgin olmamızı gerektiren bir başka sebep. Çünkü burada yapılan şey; Batı’ya onun istediği şekilde teslim olanların “ideal Müslüman”, teslim olmayanların ise “terörist” olarak tanımlanması… Bu tanımlama, bu proje başta da belirttiğim gibi Batı merkezci aklın, kendi işine geldiği gibi bir “Müslüman profili” belirleyip, bu profile uymayan kim varsa kafasına göre terörist ilan etme projesidir ve ciddi sorunları beraberinde getirecek kadar da kötü bir durumdur.

Devrim Muhafızlarını, İhvan-ı Müslimin’i terör listesine almak, “Siyasal İslam’la mücadele edeceğiz” demek, Müslüman ve terör kelimelerini bilinçli olarak yan yana kullanmak, “ideal Müslüman-terörist Müslüman” tasnifi yapma hakkını kendinde görmek, terörizmle mücadele değil tam olarak terörize etmeye çalışmaktır. Terörizmin tanımı ortadayken, terör ile bağlantısı olmayan kişi ve kurumların keyfiyete bağlı olarak “terörist” ilan edilmesi, bir takım savaşların terör örgütleri üzerinden yapıldığı bir çağda yapılabilecek en büyük hatadır.

Trump ve Macron, ayrıca onların peşinden gideceklerin rastgele kullandıkları “terörist” ifadesi çoğu kez teröristler için değil terörle ilgilisi olmayan meşru kişiler için bile kullanılıyor. Düşünün ABD Kongresi’nde vekil olan İlhan Ömer bile bu yanlış anlayış sonrası kolayca “terörist” ithamına maruz kalıyor ama Cemal Kaşıkçı’nın bedenini parçalara ayıran Suudlu katiller ellerini kollarını sallayarak geziyor. Seçilmiş meşru lider Muhammed Mursi Mısır zindanlarındayken ve kimse kendisinden haber alamazken, Mısır’da binlerce vatandaşını öldürten Sisi meşru bir lider olarak muamele görüyor. Türkiye’de yukarıda paylaştığım terör tanımına tamamıyla uyanlar, 250 kişinin öldürüldüğü darbe girişiminin emrini veren Gülenciler ABD’de korunuyorken, PKK’nın uzantısı PYD Suriye’de ABD tarafından silahlandırılıyorken, bu teröristler ABD eliyle istihdam ediliyorken, bu teröristler terör listesine alınmıyorken ABD’nin yaptığı terör listesi ne kadar meşru olabilir onu düşünmek lazım. Ve ağzımızı açarken bu rastgele yapılan “terörist” tanımının yarın bizim kapımızı kırmaya kalkacağından da şüphe etmemek lazım. Dolayısıyla Trump’ın ölçüsüz eliyle neredeyse tüm Müslümanlar “terörist” ilan edilecekken aval aval bakmamak, nasılsa ben İslamcı değilim, o yılan bana dokunmaz konforundan kurtulmak lazım. Çünkü artık yarın keyfiyete bağlı olarak “terörist” ilan edilmeyeceğimizin hiçbir garantisi kalmıyor, bundan daha korkutucu bir tablo tasavvur edemiyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news