Londra’da faaliyet gösteren “bir kısım finans kurnazı”, politik gerilim ortamında ekonomiye ve siyasete güvenin sarsılacağı öngörüsünden hareketle “TL değerinin 31 Mart yerel seçimleri öncesinde hızla düşeceği” seçeneğine oynayarak külliyatlı miktarda para swapı işlemi yapmış. Kur ve faiz riskini düşürme bahanesi altında; dolar ve Euro alıp karşılığında da açığa TL satmış. Yani; dolar ve Euro’yu cebine atıp, işlem sonu için belirlenen tarihte belirli bir kurdan TL verme taahhüdünde bulunmuş.

Buraya kadar senaryo normal görünüyor.

Ancak yapılan bu swap işlemlerinin yönü ve hesapları kapatma girişimlerinin zamanlaması; bu işlemlerin TL’nin değeri üzerine son derece “bilinçli, planlı ve kasıtlı bir spekülasyon” olduğuna dair şüpheler uyandırıyor.

Anlaşıldığı kadarıyla, “TL değerinin 31 Mart yerel seçimleri öncesinde hızla düşeceği” seçeneğine oynayan bu finans kurnazları, 2001 krizinden sonra alışkanlık edindikleri üzere, istedikleri an TL bulabilecekleri ve TL açıklarını da keyfilerince kapatabilecekleri varsayımına oynadılar. 

Lakin evdeki hesap piyasada tutmadı.

Önceliki hedefi fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadele olan TCMB’nın bu hedef doğrultusunda ve çok sağlam bir duruşla kurallara dayalı “sıkı para politikası” uyguladığını ve bu politikanın spekülatif saldırılarla sarsılamayacağını hesaba katmadılar.

Bu hesap hatası nedeniyle de hemen seçim öncesi TCMB Net Döviz Rezervlerinde meydana gelen 3,5 milyar dolar bir azalmayı fırsat bilerek, swap işlemlerinin gerektirdiği gibi TL’nin değer kaybetmesi yönünde işlemler için düğmeye basarak operasyonlarını sahneye koydular: Buna bağlı olarak öncelikle TL, dolar ve Euro karşısında bir anda hızla değer kaybetmeye başladı, kur hızla düştü. Alış yönünde para swapı işlemini yaparak açığa TL satanlar avantajına devasa boyutlarda bir kazanç imkanı doğdu. Aynı süreçte açığa TL satan plaza kurnazlarının Londra’daki TL Swap piyasasında TL talebi de hızla arttı. Böylece açığa sattıkları TL borçlarını kapatabilmek için piyasadan ucuza TL toplama operasyonu başlattılar. Beklentileri, TL taleplerinin her zaman olduğu gibi Türkiye’de faaliyet gösteren bankalar eliyle karşılanmasıydı. Lakin tutmadı. TCMB’nin antienflasyonist sıkı para politikası nedeniyle, hedefledikleri zamanda spekülatif taleplerini karşılayacak miktarda TL tedarik edemediler. Çok önceden planlı ve sistematik bir şekilde yürüttükleri spekülatif operasyonun son aşaması olan TL cinsinden kısa pozisyonlarını kapatamadılar. TL alacaklılarına taahhütlerini karşılayabilmek için TL taleplerini artırmaları sonucunda da Londra Swap piyasasında TL faiz oranı aşama aşama, grafikte görüldüğü gibi, %1300’lere doğru hızla yükseldi.

Keza, bu süreçte TL talebinin hızla artması, TL’nin değer kazanmasına ve kurun ($/₺, €/₺) da yukarı doğru hareketlenmesine yol açtı. TL’nin dolar kuru, “1/5,30”a yükseldi. Spekülatif atakları ters tepti ve kendilerini ayaklarından vurdular. Bazı yorumcuların tespitiyle: Bünyelerini kurtarabilmek için kollarını kesip atmak zorunda kaldılar. Süreç sonunda TL faiz oranlarının yükselmesine bağlı olarak, Londra Swap piyasasının talep ettiği TL likiditesi, banka dışı kesimler tarafından karşılandı ve buna bağlı olarak dolar kuru an itibarıyla “1/5,57”ye, TL faiz oranı da %30’a düştü.

Finans kurnazlarının spekülatif saldırısı püskürtüldü, TL değerini düşürüp avanta kazanç elde etme beklentileri çöktü ve ekonomi normal seyrine dönme sürecine girdi.

Bu spekülatif saldırının ve karşı duruşun elbetteki yurtiçi finansal piyasalara da geçici zararı oldu. TL açığını kapatmaya ve artan faizden yararlanmaya çalışanların satışlarının etkisiyle BIST endeksi bu süreçte düştü ve yine satışlar nedeniyle DİBS’lerin gösterge faiz oranları %22’lere yükseldi. Türkiye’nin CDS puanı 380’den 458’e yükseldi. Ancak, spekülatif saldırıların etkisinin geçici olduğu, seçim öncesi son işgünü olan 29 Mart 2019’da çok sayıda olumlu veri ile de teyid edildi: BIST endeksi yükseldi, CDS puanı düştü, TL dolar ve Euro karşısında değer kazandı.

Bu olumlu gelişmeler, seçim öncesi hükümete ve ekonomi yönetimine de güven ve destek niteliğindeydi. Nitekim seçim sonuçları da bunu teyid etti. Nisan 2018’den itibaren yaşanan ekonomik sorunlara ve spekülatif saldırılara rağmen ekonomi yönetiminin güven vermesi ve sağlam duruşu sonucunda ekonomide hasarlar çok az maliyetle atlatıldı. Neticede, Yeni Ekonomik Programa güven, bazı belediyeler el değiştirse de iktidar partisinin toplam oy oranında bir değişiklik olmamasıyla teyid edildi.

Sonuçta; Londra Swap Piyasası oyuncuları Türkiye Cumhuriyeti ile Türk Lirası ile finansal oyun oynanamayacağını, bu tür oyunların sonunun “batak (swamp)” olduğunu, Türkiye’nin ve Türk Lirası’nın açığa satılamayacağını, ekonomide kurnazlığın elde patlayacağını ve aklın kazanacağını acı bir şekilde öğrendi.

Ders almaları dileğiyle geçmiş olsun nitekim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news