Son dönemde Türkiye’nin ekonomik ve politik gündemini belirleyen temel problemlerden biri de TL’nin ABD doları ve Euro karşısında sert hareketlerle değer kaybetmesi yani “kur”un ($/₺, €/₺) düşmesi. Döviz kurlarındaki bu hareketlilik, ekonomik ve politik aktörlerin finansal piyasalara ve portföy hareketlerine, kısa vadeli fon arz ve talebine odaklanmasına yol açıyor nitekim. Oysa, bir ulusal paranın değerindeki ve kurlardaki dalgalanmalar, sadece finansal sektör sınırları içerisinde ve portföy hareketleriyle açıklanamayacak kadar kompleks; hatta yapısal. Asıl sorun, “ekonomik” olmaktan çok “ekonomi-politik”.

Şöyle ki; Adam Smith’in çığır açan Ulusların Zenginliği kitabından itibaren kabul edildiği üzere, her ulusal ekonominin temel amacı, ekonomik zenginleşme ve büyüme. Ekonomik zenginliğin ve büyümenin temel ölçütü ise “para (kıymetli maden) birikimi” değil “mal” üretimi. “Mal” gibi “hizmet” üretimi de ekonomik canlanma ve büyümeye katkı sağlar. Ekonomilerin performansı, “mal ve hizmet üretimi”ne bağlıdır.

Bir ekonomide mal ve hizmet üretiminin parasal değerinin iki ölçütü vardır: GSYİH ve GSMH. GSMH, vatandaşların (yerlilerin) yurtiçinde ve/veya yurtdışında ürettikleri mal ve hizmet üretiminin parasal değeridir. GSYİH ise yerli ve yabancıların, yurtiçinde ürettikleri mal ve hizmetlerin parasal değeridir.

Hemen farkedileceği gibi, GSMH hesabında ekonomiye yabancı sermaye ve işgücü gelmesinin hesaba bir etkisi yoktur. Dolayısıyla ekonominin açık ya da kapalı olmasının bir anlamı da yoktur. Ancak GSYİH hesabında, ekonomilerin açık olması belirleyici etki yapmaktadır. Ekonominin açıklığı ölçüsünde yerli ve yabancı üretim faktörlerinin (özellikle de işgücü ve sermayenin) serbest dolaşımı ve ülkenin doğrudan (uzun vadeli) yabancı sermaye ve nitelikli işgücü çekme potansiyeli de artacaktır. Nitelikli işgücü katkısına bağlı olarak AR-GE ve beşeri sermaye artacağından teknolojik ilerleme de hızlanacaktır. Bu da ekonominin hem canlanmasına hem de büyümesine katkı sağlayacak; hem bütçe dengesini hem de cari dengeyi olumlu etkileyecek; ekonominin küresel rekabet gücünü de artıracaktır.

Bu noktada; kısa dönemde Toplam Talep artırıcı etkisiyle ekonomik canlanmanın ve istihdam artışının; uzun dönemde ise Toplam Arz artırıcı etkisiyle ekonomik büyümenin en temel belirleyicisi, Özel Yatırım Harcamaları ve Sabit Sermaye Oluşumu’na bağlı olan sermaye birikimidir.

Çağdaş ekonomilerde; “Özel Sektör” eliyle Sermaye Birikimi, ekonomik büyümenin önkoşulu ve temel belirleyicisidir.

Peki, özel sektör yatırım harcamaları nasıl finanse edilecek, hangi kaynaklardan fonlanacaktır? Bir ekonomide, şirketlerin “Özel Yatırım Harcamaları”nın öncelikli ve normal finansman kaynağı Hanehalkının “Özel Tasarrufları”dır.

Gelişmekte olan ekonomilerin temel problemlerinden biri Özel Toplam Tasarrufların, Özel Yatırım Harcamaları’ndan düşük olması yani Tasarruf Açığı’dır. Bu Tasarruf Açığının, Bütçe Açığı ve borçlanma yoluyla kapatılmaya çalışılması da Talep Enflasyonunun nedenidir. Talep Enflasyonu kaynaklı yurtiçi fiyat artışı da Dış Ticaret Açığına dolayısıyla da Cari Açığa yol açar.  Buna literatürde “İkiz Açıklar” denir. Cari Açık da Ödemeler Dengesini bozar. Kısa dönemde Cari Açığı kapatmanın yegane yolu da, sabit kur rejimlerinde devalüasyon; esnek ya da dalgalı kur rejimlerinde ise ulusal paranın değer kaybetmesi yani “kur”un düşmesi/düşürülmesidir. Bu da dışaleme teknoloji, yatırım malı ve girdi bağımlılığı olan ekonomilerde maliyetleri artırıp Maliyet Enflasyonuna yol açar. Maliyet Enflasyonunun en temel nedeni de yurtiçinde gerekli teknolojik ilerlemenin başarılamaması yani AR-GE Açığı’dır. AR-GE Açığı, gelişmekte olan ekonomilerin bir diğer temel problemidir.

Özel Tasarruf Açığı’nı kapatabilmek için yurtiçi ve yurtdışı fonlardan borçlanma gereği nedeniyle DİBS’deki ve özel kesim borçlarındaki artış ulusal para cinsinden finansal varlıkların piyasa fiyatını; enflasyon oranındaki artış da bu varlıkların reel değerini düşürerek Gösterge (Piyasa) Faiz Oranı’nın ve Politika Faiz Oranının yükselmesine yol açar. TL cinsinden varlıkların CDS’lerinin yükselme nedeni de budur. Bir diğer ifade ile; yüksek enflasyon, yüksek faizin ve yüksek CDS’lerin nedenidir. Yurtiçi Faiz Oranı’nın Yurtdışı Faiz Oranı’ndan yüksek olması da ekonomiye kısa vadeli yabancı sermaye (TL cinsinden varlıklara portföy yatırımları) çekerek, Cari Açık’ın Ödemeler Dengesi üzerindeki bozucu etkisini bertaraf eder. Yurtiçi Faiz Artışı, Ödemeler Dengesi’ni sağlayacak yabancı sermaye tutarına ulaşıncaya kadar da devam edecektir.

Bu süreçte, döviz kuru ve yurtiçi faiz oranı, bizatihi belirli bir düzeyde tutulması ve kontrol edilmesi gereken hedef değişkenler değil, Özel Tasarruf Açığı ve AR-GE Açığı’ndan kaynaklanan makroekonomik dengesizlikleri (Bütçe Dengesi ve Ödemeler Dengesi) kısa dönemde ve geçici olarak bertaraf etmenin politika araçlarıdır. Özel Tasarruf Açığı ve AR-GE Açığı sürdüğü sürece; kısa dönemde makroekonomik dengeleri sağlayabilmek ve uzun dönemde büyümeyi sürdürebilmek için, her aşamada “enflasyon”un ve “faiz”in yukarı“kur”un aşağı gitmesi kaçınılmazdır.

Velhasıl; kur ve faiz dalgalanmalarından sadece hükümetleri sorumlu tutmak da çözümü sadece hükümetlerden beklemek de haksızlık ve kolaycılıktır. Türkiye’de de artık kronikleşmiş olan Özel Tasarruf Açığı’nı ve AR-GE Açığı’nı bir anda kapatacak ve bu süreci tersine çevirecek, Özel Tasarruf Açığı’nı ve AR-GE Açığı’nı bir anda kapatacak bir “kutsal asa” ya da “sihirli değnek” veya politik kudret” de yoktur. Bu problemler, ekonomik olmaktan çok daha derin ve kapsamlı, uzun dönemli politik, hukuksal ve kültürel boyutları olan ekonomi politik niteliktedir. Hakiki bir çözüm için, uzun dönemli bir perspektifle “büyüme” eksenli yapısal reformlar ve politikalar geliştirmek zorunludur. Yapısal reformların temel hedefleri de ülkeye daha çok ve sürekli Doğrudan (Uzun Vadeli) Yabancı Sermaye Yatırımı çekebilmek ve AR-GE Açığı’nı kapatmak;  olmalıdır.

Bu yöndeki yapısal reformların politik önşartı “demokrasi” ve  “siyasal istikrar”; hukuksal ön şartı ise “ekonomik hak ve özgürlükler”in, özellikle de “ fiziksel ve fikri varlıkların mülkiyet hakkı”nın hiçbir şüpheye ve soru işaretine yol açmayacak şekilde güvence altına alınmasıdır. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news