Fatih'in divanhanesi akustiğiyle şaşırtıyor

İstanbul'un fethinin sembolü Rumeli Hisarı'nın 3 büyük kulesinden biri olan ve Fatih Sultan Mehmet'in fetihten önce divanhane olarak kullandığı Saruca Paşa Kulesi'nin akustik ses düzeni bugün hala ziyaretçileri hayran bırakıyor.

Fatih'in divanhanesi akustiğiyle şaşırtıyor

İstanbul'un fethinin sembolü Rumeli Hisarı'nın 3 büyük kulesinden biri olan ve Fatih Sultan Mehmet'in fetihten önce divanhane olarak kullandığı Saruca Paşa Kulesi'nin akustik ses düzeni bugün hala ziyaretçileri hayran bırakıyor.

28 Mayıs 2018 Pazartesi 13:07
Fatih'in divanhanesi akustiğiyle şaşırtıyor

İSTANBUL - Çiğdem Alyanak

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'un fethinden önce divanhane olarak kullandığı Rumeli Hisarı'nın 3 büyük kulesinden biri olan Saruca Paşa Kulesi'nin, kubbe içine matematiksel bir nizam içinde yerleştirilen küçük ve büyük ağızlı testilerle sağlanan akustik ses düzeni, bugün hala ziyaretçileri şaşırtıyor.

İstanbul'un fethinin nişanesi olan Rumeli Hisarı, Boğaziçi'nden geçen gemileri denetim altında tutabilmek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırıldı. Fatih Sultan Mehmet, Rumeli Hisarı inşa projesini fetihten en az iki yıl önce hazırladı.

İnşa çalışmalarını mimar Müsliheddin'in yürüttüğü Rumeli Hisarı, 4 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. Mimar Ekrem Hakkı Ayverdi'nin araştırmalarına göre, Rumeli Hisarı'nın inşasında 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalıştı.

Hisarın yapımında kullanılan keresteler, iki yıl önce İznik ve Ereğli'den temin edildi. Anadolu Yakası'nda önceden oluşturulmuş kireç kuyularından sağlanan kireç, Çubuklu civarında açılan 12 ocaktan getirilerek söndürüldü. Kavak ve Büyükada'dan gönderilen demir cevherleri buraya nakledildi. Taş malzemenin büyük bir bölümü İstinye taş ocağından temin edildi.

İnşa çalışmalarının sürdürülebilirliği ve güvenlik tedbirlerinin bir arada başarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması, fetih hazırlıklarındaki Türk ordusu ve gerisindeki yönetim algısının değerini ortaya koydu.

15. yüzyıl kale mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Rumeli Hisarı, kalın sur yapısı, irili ufaklı burçları ve kapılarıyla dikkati çekiyor.

Akustiğiyle şaşırtıyor

Rumeli Hisarı, üç büyük kulesi olan Saruca Paşa, Zağanos Paşa, Sadrazam Halil Paşa kuleleri ile dünyanın en büyük kale burçlarına sahip.

Hisarın en önemli kulesini oluşturan duvar kalınlığı 7 metre, yüksekliği 28 metre olan Saruca Paşa Kulesi'nin özelliği, en üst katının divanhane olarak kullanılması. İçi ahşap katlardan oluşan 9 katlı Saruca Paşa Kulesi'nin divanhane katını tamamlayan kubbenin sahip olduğu akustik ses düzeni, bugün hala ziyaretçileri şaşırtıyor.

Saruca Paşa Kulesi, Bakü'de bulunan ve 12. yüzyılda yapılan tarihi Kız Kalesi'nden sonra Türk mimarisinden geriye kalmış en orijinal askeri ve savunma taş kulesi olarak önem taşıyor. Saruca Paşa Kulesi'nin iç boşluğu, tuğla kubbe ile diğer kubbelerden ayrılıyor. Üzeri ahşap kurşun külah ile örtülü olan kubbe, 1917-1918 ve 1955-1957 tarihlerinde onarımdan geçti.

Elçilerin duvar yazılarını görmek mümkün

İstanbul'un fethinin ardından stratejik önemini kaybeden Rumeli Hisarı, İstanbul Gümrüğü'ne bağlı gümrük mevki hizmetini gördü. Ayrıca, Kilyos Kalesi ile Rumeli Hisarı arasındaki kıyı güvenliği ve çevresinin kolluk kuvveleri ile ilgili teşkilatın merkezi görevi, Rumeli Hisarı üzerinden yürütüldü.

Rumeli Hisarı, 16. yüzyıldan itibaren uzun bir dönem hapishane olarak kullanıldı. Rumeli Hisarı'nda ilk olarak 1478 yılında Arnavutluk seferine gitmediği için Veziriazam Gedik Paşa hapsedildi.

Saruca Paşa Kulesi'nde tutulan mahkumların kule duvarlarındaki taş ve tuğlalara yazdıkları yazıları bugün de görüp incelemek mümkün.

"Rumelihisarı fethin ilk habercisiydi"

Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Hisarlar Müze Müdürü Süleyman Faruk Göncüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Rumeli Hisarı'nın inşasında uygulanan tekniğin, dünyanın en önemli lojistik başarı hikayelerinden biri olarak tarihteki yerini aldığını söyledi.

İstanbul'un fethinin, Türklerin İstanbul ile ilk tanıştığı dönem olmadığını anlatan Göncüoğlu, Malazgirt Zaferi'nin hemen ardından Maltepe, Kartal ve Üsküdar kıyılarına Türk atlılarının hakimiyet kurduğunu aktardı.

İstanbul'un fethinin üç kademede gerçekleştirildiğini belirten Göncüoğlu, "Sosyolojik, iktisadi ve fiziki fetih. Karacaahmet Mezarlığı, İstanbul'un fethinden 100 yıl önce teşekkül ettiriliyor. Rumeli Hisarı'ndan önce Anadolu Hisarı yaptırılıyor. Fetih, adım adım hazırlanıyor. Fetih, sadece Fatih'ten ibaret değildi. Osmanlı toplumu, İslam dünyası zaten bu fethe hazırlanmaktaydı, hazırlığını hep bu amaçla yürütüyordu. Fatih, buna son noktayı koyan kişidir." diye konuştu.

Rumeli Hisarı'nın inşasının, fethin ilk habercisi olduğunu anlatan Göncüoğlu, "Rumeli Hisarı'nın inşasıyla İstanbul'un fethinin yüzde 50'si gerçekleşti." dedi.

Rumeli Hisarı'nın inşasının dünyanın en büyük lojistik başarılarından biri olarak görüldüğünü ifade eden Göncüoğlu, kısa sürede sadece surların değil, mahalle, cami, hamam, su yollarının da inşa edildiğini söyledi.

Göncüoğlu, İstanbul'un fethinin hazırlığının, devlet organizmasının cihan devletine doğru nasıl bir organizasyon içinde yürüdüğünün en güzel örneği olduğunu anlattı.

Bizans zincirlerinin en büyüğü sergileniyor

Rumeli Hisarı'nın, İstanbul'un fethi öncesinde bir gövde gösterisi olduğunu vurgulayan Göncüoğlu, hisarın en önemli kulesi olan Saruca Paşa Kulesi'nin önemine değinerek, sözlerine şöyle devam etti:

"Fatih'in İstanbul'u fethinden önce kullandığı divanhane bu kulede bulunuyordu. Bu kuleyi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği; akustik kubbesidir. Dünyadaki nadir kulelerden biridir Saruca Paşa Kulesi. Kubbede, stereo uygulaması kullanılıyor. Fatih Sultan Mehmet'in toplantısı sırasında ve komutanlar brifing verirken tüm sesin net ve iki kulağa gelecek şekilde düzenlemesi yapılıyor. Kubbe içine matematiksel bir nizam içinde yerleştirilen küçük ve büyük ağızlı testiler ile bu akustik sağlanıyor. 2018 yılında hala bu ses düzeneğine şahit olanlar hayretler içinde kalıyor."

Süleyman Faruk Göncüoğlu, Saruca Paşa Kulesi'nin içinde içeriden ve dışarıdan görülmeyen bir su sarnıcı ve İstanbul'un kuşatması sırasında Bizans'ın Haliç'in ağzına gerdiği zincirin en büyük parçalarından birinin sergilendiğini sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: 28.05.2018 13:07
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news