James Surowiecki'nin, Kitlelerin Bilgeliği adlı ilginç kitabında, kitlelerin ortak aklının o kitleler içindeki en akıllı bireylerin tercih ve çözümlerinden daha isabetli sonuçlara ulaştığını söylediğini dünkü yazımda ifade etmiştim. Kitaba dayanarak bunun nasıl vuku bulduğunu özetlemek istiyorum.

Sorowiecki'nin temel varsayımı, aynı şekilde ifade etmese de, bireysel özgürlük. Kitlelerin bilgeliği bireylerin özgür olduğu insan toplumlarında tezahür ediyor. Başka türlü söylersek, kelimenin gerçek anlamında -yani yukardan aşağı empoze edilmeyip aşağıdan yukarı oluşan- isabetli kolektif karar serbest bireylerin kendi başına davranabildiği ve karar alabildiği yerlerde ortaya çıkıyor. Surowiecki'nin lisanıyla, bireylerin özgür olması kitleleri bilgeleştiriyor.

Yazara göre bilge kitlelerin dört özelliği var: 1) Fikir ve bilgi çeşitliliği (bilişsel çeşitlilik), 2) bağımsızlık, 3) adem-i merkeziyetçilik, 4) kümelenme.

Fikir-bilgi çeşitliliği aynı zamanda enformasyon çeşitliliğini de kapsar. Özgür bir toplumda bilgi çoğu zaman iktisatçıların ‘özel enformasyon’ dediği türdendir. F. A. Hayek bu hususa düşünce tarihinde en çok dikkat çeken filozoftur. Açık toplum bilginin çoğalması, nakledilmesi ve koordine edilmesi açısından diğer toplumlarla karşılaştırılamayacak kadar elverişli bir ortam sağlar. Bilgiler böylece birbirini tamamlayıp  kristalize olurken, fikirler de çarpışarak/yarışarak birbirini ıslah veya imha eder.

Çeşitlilik grubun kişisel nüfuz, otorite veya grup ittifaklarından ziyade olgulara dayalı karar vermesini kolaylaştırır. Çeşitliliğin azalması -yani homojenleşme- grubun üyelerine tatbik ettiği uyum baskısını takviye eder. Bilişsel çeşitliliğin özelliği grubun önündeki çözüm seçeneklerini çoğaltması ve grubun sorunları yeni şekiller içinde kavramsallaştırmasına izin vermesidir.

Bireylerin bağımsız olması, bir yerden direktif almadan kendi başına hareket etmesi demektir. Bu kısmen özgürlükle örtüşür ama özgürlükle özdeş değildir. Bağımsızlık akıllı karar vermede iki sebeple önemlidir: Birincisi, insanların yaptığı hataların birbirine eklenmesini engeller. Bireysel yargı hataları, sistematik biçimde aynı yönde olmadıkça, grubun kolektif yargısını etkilemez. İkincisi, bağımsız bireylerin herkese bilinen bilgilerden daha farklı bilgilere ulaşması ihtimâli daha yüksektir. Surowiecki burada ilginç bir noktaya şu sözlerle işaret ediyor: “Bağımsızlık mutlaka ussallık ya da tarafsızlık demek değildir. Taraflı ve mantıksız olabilirsiniz, ama bağımsız olduğunuz sürece grubu aptallaştırmazsınız.”

Bağımsızlık insanların bir taraftan sosyal hayatta kesişen ilişkilere girmesini ama ilişkilerin tam olarak çakışmamasını, diğer taraftan birbirlerini izlemesini gerektirir. Bu çerçevede, taklit büyük öneme sahiptir. Zaman zaman orijinal olana övgü ve vurgu yapar, taklidi küçümseme eğilimi içine gireriz, ancak, taklit beşerî hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır. İktisatçı H. Simon insanların genetik olarak taklit makinesi gibi davranma eğilimi içinde olduğunu ileri sürmüştür. Bununla beraber, taklidin türleri vardır. Akıllıca taklit iyi fikirlerin hızla yayılmasını kolaylaştırarak gruba yarar sağlar. Körü körüne taklit gruba zarar verir.

Adem-i merkeziyetçilik toplumun merkezileşmesini, hiyerarşik bir yapılanmaya dönüşmesini engeller. Bunun sonucu, toplumsal hayatın hemen hemen her alanında rekabettir. Rekabet bir taraftan zaten yapılmakta olan şeylerin daha iyi yapılmasını sağlar, diğer taraftan yeni şeyler yapılmasının yolunu açar. Rekabeti önleyen, yarışa izin vermeyen her toplum, kendini durgunluğa ve başarısızlığa mahkûm eder. Karar alma bağlamında adem-i merkeziyetçiliğin faydaları şunlardır: 1) Çalışma alanı, ilgi konusu, odaklanma noktası vs. gibi hususlarda uzmanlaşmayı besler ve bu sayede uzmanlaşmadan beslenir. 2) Zımnî bilgi için önemli ve güçlü yanı: Bağımsızlık ve uzmanlaşmayı teşvik ederken, insanların etkinliklerini koordine ederek zor sorunları çözmelerine de imkân sağlar.

Kümelenme tarzların ve tercihlerin belli noktalarda yoğunlaşmasına işaret eder. Bireylerin bağımsız tercihleri tercih yelpazesinin kimi noktalarında yoğunlaşır. Böylece, toplumlarda ağırlıklı tercihler ortaya çıkar. Bu tercihler çoğu zaman söz konusu kitle içindeki en akıllı kimsenin tercihlerinden daha isabetli olur. Kümelenme sayesinde kolektif kararlar alınabilir. Piyasalar ve demokraside kümelenme özellikle mümkün ve dikkat çekicidir.

Bilişsel-fikirsel çeşitlilik, bağımsızlık, adem-i merkeziyetçilik ve kümelenme her toplumda karşımıza çıkan bilişsel, eşgüdümle ilgili ve işbirliğiyle ilgili problemleri çözer. Biliş problemleri kesin çözümleri olan sorunlardır: “Bu sene kim şampiyon olacak?” gibi. Eşgüdüm sorunu, grup üyelerinin, kendilerinden başka herkesin aynı şeyleri yaptığını bilerek, birbirlerine karşı davranışlarını nasıl ayarlayacaklarını hesaplayabilmelerini gerektirir. İşbirliği, birbirlerini tanımayan ve birbirlerine güvenmeyebilen insanlar arasında işbirliğini sağlama çabasını gerektirir.

Kitlelerin bilgeliği bu şekilde ortaya çıkar.

Eski bir yazımın gözden geçilmiş hâlidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news