Toplumların ekonomik gelişmişlik seviyesini izlemede kullanılan ölçütlerden biri de ekonomik sektörlerin GSYİH içindeki payı. Üç Sektör Kanunu’na göre gelişme sürecinde ilk aşamada tarımın, ikinci aşamada sanayinin, üçüncü aşamada ise hizmetler sektörünün GSYİH içindeki payı artar. Sektörel gelişmenin bu kanuna uymaması durumunda ise dengesiz bir gelişme ya da geri kalma sözkonusudur. 

Misal; bu kanuna göre ikinci aşamada hizmetler sektörünün hakim sektör olması bir azgelişmişlik göstergesidir. Ya da ekonomide hakim sektörün tarım sektörü olmaya devam etmesi yine bir azgelişmişlik ölçütüdür.

Neticede, Üç Sektör Kanunu, sanayileşmeyi ekonominin birincil önceliği ve hedefi olarak görmüştür.

Sanayileşmeye giden yol ise sermaye birikiminden geçmektedir. Sermaye birikiminin sağlanması ise gelir dağılımının bozulmasını gerektirir. Zira, geliri yüksek olanların tasarruf oranı da yüksek olacaktır. Bu nedenle gelir, tüketim eğilimi yüksek olan düşük gelir grupları yerine tasarruf eğilimi yüksek olan yüksek gelir grupları elinde toplanmalıdır.

Bu süreçte, politik iktidar da ekonomik gelişmenin gereği olan sermaye birikimi için gelir dağılımını bozmakla görevlendirilmiştir.

Politik iktidar, sermaye birikimine katkı sağlayabildiği ölçüde başarılı ve kredibil kabul edilmekte; bunu başaramadığında ise kredibilitesi ve gücü de zayıflamaktadır.

Velhasıl, sanayileşme öncelikli kalkınma ve büyüme stratejileri, plan ve programları geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasını da beraberinde getirmiştir.

Ancak, 1990’larda, Üç Sektör Kanunu’nun açıklayamadığı ekonomik büyüme ve gelişme hikayeleri yaşandı.

Bu başarı hikayelerinin en çarpıcı örneklerinden biri, İrlanda’dır.

19. yüzyılın başlarındaki büyük kıtlık sonrası nüfusu hızlı bir şekilde düşen, başta ABD olmak üzere yurtdışına büyük göç veren İrlanda’da özellikle 1990’ların başlarından itibaren hem nüfus hem de kişi başına gelir hızla arttı, kişibaşına gelir Avrupa Bölgesi’nin çok üzerine çıktı, göçler tersine döndü, İrlanda, dünyanın en hızlı büyüyen, en çok yabancı sermaye ve nitelikli işgücü çeken ülkesine dönüştü:

2018’de, 4,83 milyon nüfuslu İrlanda’ya akan Doğrudan Yabancı Sermaye tutarı 29 Milyar $ iken 82 milyon nüfuslu Türkiye’ye gelen yabancı sermaye sadece 10,9 milyar $ olarak gerçekleşti. Kişibaşı rakamlar olarak bakıldığında aradaki farkın devasa boyutlarda olduğu çok açık.

Peki, İrlanda bunu nasıl başardı?

Kenichi Ohmae’nin Görünmez Kıta kitabına göre tetikleyici etkenler, dijital teknoloji çağının başlaması ve İrlanda’nın jeopolitik konumu. Şöyle ki; ABD’den yaklaşık iki saat erken güne ve mesaiye başlayan İrlanda’ya merkezini taşıyan bankalar, sigorta şirketleri ve diğer firmalar merkezi ABD’de olan firmalara göre rekabet avantajı elde etti. Bu avantaj nedeniyle daha önce merkezi ABD’de olan çokuluslu firmalar billişim merkezlerini İrlanda’ya taşıdı. Böylece ABD ile yakın iş ilişkileri kuruldu. Buna bağlı olarak da İrlanda’da dünyanın en büyük bilişim merkezlerinin kuruldu. Sanayi sektörü canlanmadan hizmetler sektörünün hızla canlandı ve büyüdü. Dünyanın bilişim, finans, mühendislik, yazılım konularında en nitelikli işgücü İrlanda’ya göç etmeye başladı. Köylere kadar dağıtılan bilgisayarlarla dünyanın en iyi eğitimli genç nüfusu yetiştirildi. 2017 The IMD World Competitiveness Yearbook’a göre dünyanın en rekabetçi, verimli ve uyumcul işgücüne sahip oldu. Bilişim ve finansa paralel olarak tıp, ilaç ve tıbbi teknoloji alanında muazzam yatırımlar yapılmaya başlanması. Ülke, bir inovasyon ve fikri mülkiyet üretim merkezine dönüşerek 2017 Global Innovation Index’inde 10. sıraya yükseldi. İstikrarlı, rekabetçi ve iş öncelikli bir yönetim sistemi ve anlayışı yerleşti. %12,5 kurumlar vergisi ve çifte vergilendirmeyi önlemeye yönelik ikili anlaşmalarla dünyanın en düşük oranlı vergi rejimine sahip ülkesi oldu. Forbes’in yıllık Best Countries for Business (2017) and IBM’in Global Locations Trends (2017) raporlarına göre dünyada doğrudan yabancı sermaye için en cazip ülke seçildi.

Tüm bunların; fiziksel sermaye stoku birikimi yerine fikri mülkiyete ve inovasyona, sanayiye değil hizmetler sektörüne dayalı bir büyümenin tesadüf olması mümkün değil nitekim.

İrlanda’nın ekonomik başarısından öğrenecek çok şey olduğu kesin. En azından, “beyin göçü”nün nasıl önlenebileceği ve fikri mülkiyetin nasıl artırılabileceği üzerine hakikatli ve anlamlı bir sivil tartışma platformu açılarak sürece başlanabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news