Avrupa’da; Türkiye’nin içsel ekonomik ve politik sorunlarının tozu dumanı içerisinde gözden kaçan önemli bir süreç yaşanıyor: Brexit Süreci.

İngiltere, 23 Haziran 2016’da, neredeyse tüm seçmenlerin katılımıyla yapılan bir referandumda, %52 çoğunluk desteğiyle Avrupa Birliği’nden “çıkma” (British Exit) kararı aldı. “British Exit”’in kısaltması da “Brexit”.

Brexit, kimine göre kutlu ve mutlu bir karar olsa da Avrupa Komisyonu Başkanı Juncker'a göre “bir trajedi”. Zira AB’nin ekonomik performansı ve kişibaşına tüketim harcamaları yüksek üyelerinden biri İngiltere.  AB’den çıkışının kısa vadede değilse bile orta ve uzun vadede her iki taraf açısından da önemli sonuçlara yol açacağı açık. Bu hesapların ne kadar yapıldığı ise şüpheli. Bunun en somut göstergesi, İngiltere ile AB arasında 25 Kasım 2018’de imzalanan ve İngiltere’nin 29 Mart 2019’da AB’den çıkmasını karara bağlayan Brexit Anlaşması sonrası İngiltere’nin içine düştüğü “trajik” durum.

Juncker'ın “mümkün en iyi metin” olarak değerlendirdiği  Brexit Anlaşması, İngiltere Parlamentosu’ndan bir türlü onay alamadı zira. Anlaşma, 15 Ocak ve 12 Mart tarihlerinde parlamento tarafından iki kez reddedildi. Bu redlerin yol açtığı belirsizlik sonucu, 16 Mart tarihli The Economist’in kapağına alaylı bir dille “OH **UK!” şeklinde yansıdı.  

Brexit Anlaşması’nın Parlamento’dan onay alamaması üzerine hükümet, süreci hızla kotarabilmek için “Anlaşmasız Brexit” seçeneğini devreye soktu. Ancak bu yolun da dikensiz olmadığı ve AB’de yerleşik İngiltere vatandaşlarının durumunu da belirsizliğe ittiği ortaya çıktı. Anlaşmasız çıkış seçeneğinin yol açtığı belirsizlik, anında piyasalar tarafından cezalandırıldı: UK para birimi “Sterlin (£)”, hızla değer kaybederek 1985’ten bugüne en düşük değerlerine indi. 29 Ocak’ta ise, yasal bağlayıcılığı olmasa da, “Anlaşmasız Brexit” önergesi parlamento tarafından da reddedildi.

Parlamento’da tıkanan İngiliz hükümetinin talebi üzerine, AB, 22 Mart’ta Brexit'e koşullu erteleme verdi: Buna göre çıkış tarihi, İngiltere Parlamentosu Brexit Anlaşması’nı onaylarsa, (AB seçimlerinden bir gün önce) 22 Mayıs, onaylamazsa 12 Nisan olacaktı. Anlaşma oylaması öncesi alternatif çıkış senaryoları tespit etmek için yapılan anketvari oylamada ise Parlamento, önüne konan şu dört Brexit Senaryosu’nu da reddetti. 1) İngiltere’nin Gümrük Birliği üyeliğinin sürmesi, 2) İngiltere’nin Gümrük Birliği, Tek Pazar ve Avrupa Serbest Ticaret Alanı üyeliğinin sürmesi, 3) Brexit anlaşmasının referandumla halkın onayına sunulması, 4) Brexit anlaşması olmaması durumunda 50. maddenin yürürlüğünün tek yanlı durdurulması ve Brexit’in iptal edilmesi.  29 Mart 2019’da ise Brexit Anlaşması, Parlamento tarafından üçüncü kez ve büyük oy farkıyla reddedildi.

İngiltere’nin AB’den “anlaşmalı/anlaşmasız” çıkmayı belirlenen takvimde başaramaması sonucunda da Brexit Süreci, hem İngiltere hem de AB için bir trajediye dönüştü.

Senaryolar arasında, tek kaçış kapısı olan “Lizbon Anlaşması’nın 50. maddesini tek yanlı olarak durdurma” imkanının da reddedilmiş olması nedeniyle İngiltere, “mümkün en iyi metni onaylamamış” ve “anlaşmasız olarak” 12 Nisan 2019’da AB’nin kapısına konacak görünüyor. Bu kötü yönetimin İngiltere’ye ekonomik ve politik maliyetleri olacağı kesin. Sterlin’in, dolar ve euro karşısında değer kaybının hızlanması, şirketlerin kaçması gibi riskler doğabilir. 50. maddenin durdurulması ise İngiltere’de Theresa May’in ve AB nezdinde ise İngiltere’nin “tükürdüğünü yalaması” ve itibar kaybı demek. 

Meşhur fıkrada olduğu gibi, şimdi İngiltere’de herkes kendine şunu soracak: “Biz bu haltı niye yedik?”

Bu trajik sonucun ve AB’den anlaşmasız ayrılmanın önüne geçebilmek için, Başbakan Theresa May’in 12 Nisan öncesi bir uzatma talebinde bulunması muhtemel. 23 Mayıs’taki AB seçimlerine katılacaklarını beyan etti nitekim. AB üyesi ülkeler de İngiltere’nin bu muhtemel talebini değerlendirmek üzere 10 Nisan’da toplanacak. İngiltere’nin AB içindeki ekonomik ve politik kaderi bu toplantıda alınacak karara bağlı olacak. Beklentiler, uzatma talebi gelirse AB’nin kabul edeceği yönünde olsa da sonuç belirsiz. İngiltere’nin, uzatma talebi kabul görse de bu çıkış kararından vazgeçmeyeceği ortada. Tek değişiklik, Brexit Süreci’nin daha yavaş işleyecek yeni bir takvime bağlanması olacak gibi. Uzatma talebinin reddedilmesi durumunda ise süreci başlatan ve “hızlı çıkışı” savunan Başbakan Theresa May’in politik kariyeri sona erebilecek ve İngiltere de AB’de itibar kaybına uğrayacak.

Yine de, tüm başarısızlığına rağmen, İngiltere’nin Brexit Kararı, AB’nin “mutlak bir ekonomik refah ve özgürlük bölgesi” olmadığını sorgulamak ve alternatiflerini değerlendirmek açısından önemli bir deneyim. Brexitle birlikte AB’nin “ekonomik, politik ve hukuksal yönleriyle test edildiği bir yeniden yapılanma sürecin tetiklendiğini” öngörmek için kahin olmaya da gerek yok. AB’nin kendi içinden gelen özeleştiriler de bu yönde.

Brexit Süreci’nin alacağı yönün ve AB’nin yeniden yapılanma sürecinin Türkiye açısından da önemli ekonomik sonuçları olacak elbet.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news