Malum, 31 Mart genel mahallî seçimlerinde İstanbul’u Mİ adayı Ekrem İmamoğlu 14 bin civarında oy farkıyla kazandı. Mazbatasını aldı ve göreve başladı. AK Parti’nin bu sonuca itirazı var ise de en azından YSK’nın itirazla ilgili kararına kadar seçimin galibi İmamoğlu.

İmamoğlu’nun seçimi nasıl ve kim sayesinde kazandığı hakkında yorum ve değerlendirmeler yapılmakta. Öne en çok çıkan yorumlardan biri İmamoğlu’nun seçimi HDP (Kürt) oyları sayesinde kazandığı. CHP kanadı bunu pek seslendirmiyor, çünkü 31 Mart seçimlerinde HDP’nin Mİ’nin gizli müttefiki olduğu iddialarına delil sağlamaktan korkuyor.  Ama bir taraftan Cİ ortakları diğer taraftan da HDP bu hususu dile getirmekte çekingen davranmıyor.

İmamoğlu gerçekten HDP sayesinde mi kazandı?

Önce yazmaktan asla usanmayacağım bir konuya tekrar temas edeyim. Türkiye’de HDP’ye siyaset yolunun açık olması ilginç bir durum. Çeşitli açıkardan değerlendirmeler yapılabilir. En önemlisi bunun Türk demokrasisinin gücünü gösteriyor olması. HDP’nin, maalesef, teröre karşı ilkeli ve açık bir tutumu yok. Bu yüzden, legal bir statüye sahip olmasına rağmen ahlâkî ve demokratik meşruiyeti zayıf. Bunun temel nedeni, demokratik siyaset ile şiddetin birbirine zıt ve bir diğerini inkâr edici bir ilişki içinde bulunması. Bunlardan biri tercih edilirse diğerine veda etmek gerekir. HDP bunu yapmıyor veya yapamıyor. Hem demokratik siyaset imkânından yararlanmak istiyor hem de teröre karşı ilkeli bir tavır almamakta direniyor. Demokrasiye gerçekten inanan bir siyasî hareket bu çelişkiyi görür ve giderme yolunda gayret sarf ederdi. Demokratik siyaset kanallarını gerçekten açık tutan bir ülkenin HDP gibi terörle bağları bizzat kendisi tarafından bu kadar açık şekilde sergilenen bağlara sahip bir partiye müsaade etmemesi de demokrasiye aykırı olmazdı.

Buna rağmen, şahsen, HDP’nin kapısına hukuk yoluyla kilit vurmak yerine terör eylemlerine bizzat katılan veya teröre alenî destek veren kimselerin hukukla muhatap edilmesinin daha doğru ve yararlı olduğu kanaatindeyim. Siyaset yolunu tamamen kapatmak şiddete başvurma eğilimlerini kuvvetlendirebilir ve hatta -daha kötü durumlarda- şiddeti meşrulaştırabilir. AK Parti tarafından yapılan mevzuat değişiklikleri zaten parti kapatmayı basit, sıradan bir iş olmaktan çıkartmıştı. Türkiye bu yolda devam etmeli. Sıkıntılar ne olursa olsun milyonlarca insanı siyaseten önlerinin kapandığı hissiyatına ve düşüncesine itmek yanlış, haksız ve zararlı.

Evet, HDP çeşitli sıkıntılar ve engellerle karşılaşıyor olsa bile siyaset yapabiliyor, siyasî aktör olarak yarışlara katılabiliyor. Nitekim son seçimlerde de yer aldı. Mahallî seçim olmasının verdiği rahatlıkla kazanma şansının olmadığı yerlerde Mİ lehine tavır takındı. Ayrıntıları zamanla ortaya çıkacaktır ama bazı şehirlerde (Adana ve Mersin gibi) HDP desteği Mİ adaylarının kazanmasında etkili olmuştur.

HDP Ankara’da ve özellikle İstanbul’da son sözü kendisinin söylediğini ileri sürüyor. İddiaya göre HDP (yani Kürt) oyları Mİ adayı E. İmamoğlu’nu kazanabilecek konuma taşıdı. Bazı HDP’liler Cİ’yi rahatsız edecek ve Mİ’ye karşı teyakkuza geçirecek aşırı ve abartılı sözlerle bu duruma işaret ediyor olsa da iddiada kısmî bir gerçeklik var. Anlaşıldığı kadarıyla HDP tabanından CHP (Mİ) adayına hatırı sayılır bir destek gitti.

Bununla beraber, E. İmamoğlu’nun kazanabilecek duruma HDP oylarıyla geldiği iddiası yeterince sağlam görünmüyor. İki ittifakın oyları birbirine çok yakın. Oy farkı 14 binin altında. Tartışmalar daha ziyade bu dev kentte kazananla ikinci gelen arasında bu kadar az oy farkı olmasından doğdu. Arada yüzdeye vurulabilecek (% 2, 3 gibi) bir fark olsaydı, sanırım AK Parti cephesi daha sakin olurdu.

İstanbul seçiminde Mİ adayının kazanmasını sağlayan, hanesine eklenen son oylar olmalı. Başka bir deyişle, marjindeki oylar. Geniş anlamdaki marjinde Kürt oylarının olduğu rahatlıkla söylenebilir, çünkü Mİ=CHP+İP idi, bu ikisinin oylarına eklenen Kürt seçmen oyları İmamoğlu’nu yarışa ortak etti. Ancak, kazanmaya sadece HDP oyları yetmiyor, muhtemelen, İmamoğlu’nun zaferine HDP’nin verdiği toplam oydan daha küçük bir oy blokunun katkısı var. HDP İmamoğlu’nu yarışta öne geçiren kazandıran blok işte bu blok.

Bu blokta kimler var? Bu satırların yazarının dünya görüşüne bakarak kazandıran oylar liberallerin oyları denmesini beklemeyin. İki sebeple İlk olarak,  liberaller siyasî tercihleri talimatla belirlenebilecek ve kolektif hareket hâlinde olabilecek kimseler değil. Bu yüzden liberallerden İstanbul’da her iki ittifaka da oy çıkmış olması çok muhtemel. İkincisi ve daha önemlisi, liberaller siyasette cürümleri kadar dahi ateş yakabilecek oy potansiyeline sahip olmaktan mahrum. Bazı liberallerin egoları büyük, hatta aralarında kendisini Tanrı gibi görenler ve “dünya yanılır ama ben yanılmam” havasında olanlar da var, ama liberal camia marjinde oy bloku bile olamayacak kadar küçük.  Hem de pek küçük. Bu yüzden, kazandıran marjindeki oylar için başka yerlere bakmamız lâzım. Nereye?

Nereye bakmamız gerektiğini sanki rakamlar söylüyor. İstanbul’da Cİ’nin ilçe belediye başkanlıklarında aldığı oylar ile İBB başkanlığı için aldığı oylar arasında 400 binden fazla fark var. Bu durumda İmamoğlu’nu Yıldırım’ı geçebilecek pozisyona taşıyan marjindeki tabakanın seçimden önce dikkat çektiğim AK Partili küskünler olduğu rahatlıkla söylenebilir. Şahsî gözlemlerim de siyaseti iyi okuyan bazı arkadaşlarımın tespitleri de bu hususu teyit ediyor. Benzer şekilde, bir önceki seçimlerde 20 bin kadar oy alan Saadet Partisi’nin oyları da 103 bine çıkmış. Bu artışın da küskün AK Partili seçmenlerden kaynaklandığı söylenebilir. Buna dayanarak denebilir ki, 500 bin civarında küskün veya eski AK Partili seçmen İBB seçimlerinde ya İmamoğlu’na, ya Saadet Partisi adayına oy vermiş, ya da oy kullanmamış. Bu oylar AK Parti’ye gitseydi sanırım AK Parti %5, 6 civarında bir farkla seçimi kazanırdı.

Anlaşılan bu seçmenler AK Parti’den tamamen vazgeçmiş değiller, ama bazı şeylerden ciddî biçimde rahatsızlar. Bu yüzden sanırım AK Parti’ye bir ikaz göndermek istediler ve yukarda anlattığım şekilde davrandılar. Bu doğruysa, HDP’nin böbürlenerek övünmesi boşuna. Çünkü İmamoğlu’na seçimi kazandıran HDP değil. İmamoğlu ve arkadaşlarının bunu anlaması, gerçek durumun bilincine varması da, sanırım, HDP’nin açık ve örtülü tehdit ve şantajlarına direnmeleri için gerekli.

Türkiye siyaseti, sen ne şaşırtıcı şeysin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ersin 2019-04-25 10:27:35

altına imzamı atararım hocam. ama ak parti kanadından yapılan açıklamalara bakılırsa durumu çok doğru analiz edebildikleri gözükmüyor. bir de soyal medyadaki bazı ak parti fanatiklerinin bu küskün kesime yönelik tavır ve söylemleri bu küskünleri iyice ak partiden koparacak. bunlara pirim verilirse kaybeden ak parti olacak farkında değiller

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news