“Dilce susup
bedence konuşulan bir çağda
biliyorum kolay anlaşılmayacak
kanatları kara fücur çiçekleri açmış olan dünyanın
yanık yağda boğulan yapıların arasında
delirmek hakkını elde bulundurmak
rahma çağdaş terimlerle yanaşmak için
bana deha değil
belgeler gerekli
kanıtlar, ifadeler, resmi mühür ve imza…”

Aslında normal geçmesi gereken bir yerel seçimi, beka söylemleri, hain ithamları, eski kavgaların köpürtülmesi, AK Parti içindeki seçilmemiş ama atanmış bir “kötü aklın” hezeyanları, “vur” taktiği vesaire gibi gereksiz gündemlerle olağanüstü bir halde geçti.

Seçimden sonra rahat ederiz diyorduk ancak “seçime şaibe karıştı” söylemleri, seçim sonuçlarına itiraz, mazbatayı kimin alacağı tartışmaları arasında Ekrem İmamoğlu mazbatayı aldı, göreve başladı ancak depremler bitmedi.

AK Parti, demokratik ve yasal bir hak kullanarak sonuçlara itiraz etti, YSK süreçte itirazları değerlendirdi nihayetinde seçim sonrasında da rahat etmedik ve seçimlerin yenilenmesine karar verildi.

YSK kararı bağlayıcıdır, halkın hangi görüşten olursa olsun demokrasiye sahip çıkmak için yeniden sandığa gitmekten başka seçeneği yok, ki doğru olan da bu…

Ancak karar uymak konusunda itiraz olmasa da kararı doğru bulmamak gibi bir hakkımız var. Zaten bırakın CHP’lileri, AK Partili olan ceza hukukçuları bile bu karar saygı duymak gereğini dile getirmekle birlikte, bu kararı doğru bulmadıklarını ifade ediyorlar. Çünkü…

“YSK’nın iptal gerekçesi iki hususa dayanıyor. Sandık kurullarında görev yapan bazı başkan ve üyelerin yasanın açık hükmüne rağmen kamu görevlileri arasından seçilmemesi ve yine bazı sayım döküm cetvellerinin imzasız ve boş olması seçim iptali sebebi sayıldı. 225 civarında sandık kurulu başkanının ve 3 bin 500 dolayında sandık kurulu üyesinin kamu görevlisi olmamasının, seçim sonucunu etkileyecek boyutta olduğu değerlendirildi.”

Bu gerekçe bir delil midir, somut bir delil midir? Sanırım bunun cevabı oldukça izafi; AK Partililer için bu bir delil, ki doğru da olabilir. AK Partili olmayanlar içinse bir delil sayılmayabilir, ki haksız olduklarını söyleyemeyiz. Çünkü, müessir olma ihtimali olması ile müessir olması arasında ciddi fark var. Somut delil sayılması için “müessir olduğunun ispatlanması” gerekiyor. Yani “Hiçbir şey olmadıysa da bir şeyler oldu!” zannı ile karar vermek biraz sorunlu.

AK Parti, kamu vicdanının, toplumun kafasında oluşan soru işaretlerinin giderilmesi için böyle bir tercihte bulunduğunu ifade ediyor, farz edelim ki öyle… o zaman İstanbul gibi en önemli şehirde bu olduysa yani bir usulsüzlük, bir gevşeklik gösterildiyse başka illerde de pekala buna benzer şeyler olmuş olabilir, öyleyse tüm seçimin tekrarlanması gerekmez mi?

Diğer yönden birçok insanın da ifade ettiği gibi neden sadece büyükşehir seçimi yenileniyor, yukarıda ortaya sürülen gerekçe büyükşehiri kapsıyorsa pekala ilçeleri de kapsıyordur, neden ilçelerde seçim tekrarlanmıyor?

Sandığa, demokrasiye inanan biriyim, sandıktan başka bir çözüm bilmiyorum, konuşmanın gereğine inanıyorum ama konuşamıyorum, oysa kendime meslek diye seçtiğim şey konuşmayı gerektiriyor, tabi konuşma da farazi bir şey değil konuşmak için bana belgeler, kanıtlar ve imza gerekli… oysa yok ya da yeterli değil.

Toplumun ciddi bir kesiminde oluşan düşünce şu: “AK Parti kazanamadığı için seçim yenilendi.” Çok haksız olduklarını düşünmüyorum ama kesinlikle bu sebepten seçim yenilendi de diyemiyorum. Birçok kişinin de benim gibi düşündüğünü ancak “başıma iş almayayım, durup dururken işimden olmayayım, AK Parti sayesinde bir yerlere geldim, ne gereği var ortalığı bulandırmayayım” gibi gerekçelerle sustuğunu biliyorum.

“Dilce susup bedence konuşulan bir çağda biliyorum kolay anlaşılmayacak” söylediklerim ama… dilce hakkı söylediğinde “hain” ilan edileceğimi de biliyorum ama… benim Rabbime, kendime, okuruma “doğru olmaktan” başka bir borcum yok, dolayısıyla doğruyu söylemekle mükellefim. Yarın yazdıklarım dolayı utanmak, sustuğum için ayıplanmak istemiyorum. Tek bir doğru cevap hakkım varsa onu da tarihin doğru tarafında olma seçeneğini kullanarak cevaplamak istiyorum.

AK Parti gibi 17 yıl, Sn Erdoğan gibi 20 küsür yıl bileğinin hakkıyla seçim kazanmış, yaptığı hizmetler kendilerine çok uzak mesafedekiler tarafından bile takdir görmüş, sevildiyse sebepsiz değil delilleri ile sevilmiş bir parti ve bir liderin, 17 yıl sonunda “Hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler oldu seçimi” ile anılmasına gerçekten üzülüyorum.

Sn Erdoğan’ın siyasi yasaklı olması, hapsedilmesi; AK Parti’ye kapatma davası açılması gibi durumlarda hep gerekçe “Hiçbir şey olmadıysa bile bir şeyler oldu” nevinden iddialardı. AK Parti bu sorunlu anlayışın mağduruydu.

Bunları yazdığım için ben hain değilim, bunu yazanlar hain değil! Kimse AK Parti’nin adının yanına bir şey yazmadı! 17 yıl boyunca adının yanına adaleti yazmış AK Parti, 17 yıl sonunda adının yanına “Hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu seçimini” kendi yazdı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Misafir 2019-05-08 14:16:29

binali yıldırımın mağduriyetinin son bulmasına sevindim..adamın oyları çalınarak imamoğluna yazılmış.tüm sandıklardaki oyların yeniden sayılması kararına chp itiraz etmeseydi bugün bunlar yaşanmazdı..gerçek kazananın kim olduğu belli olurdu.

Avatar
Misafir 2019-05-09 22:48:33

ti̇lki̇ vaaz vermeye başladiğinda gözünüz tavuklarda olsun..

Avatar
Ceren 2019-05-09 14:42:04

aynı şeyi düşünmesek te eleştirileri de yayınlayan yeni yüzyıla teşekkürler.umarım sözcü..cumhuriyet..yeni çağ-yurt gibi gazetelerde bundan nasibini alırlar..

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news