Emin olun her mesleğin kendi içinde bir takım zorlukları var. Ve hiçbir mesleğin de birbirine bir üstünlüğü bulunmamakta.  Elbette zorluk dereceleri farklı olabilir. Kimsenin polislik, askerlik gibi güvenlik alanındaki meslekler ya da hekimlik gibi hem meslek sahibi olurken hem de çalışırken yaşadığı zorluklar ile oturduğu yerden iki satır ezber cümle yazan köşe yazarlığını bir tutamaz. Ya da sabah 08.00 akşam 17.00 arasında masa başında çalışan, hafta sonu tatil yapanların mesleki zorlukları ile içinde satış elemanının sabahtan akşama kadar çalışırken arada oturabileceği bir sandalye bile olmayan, arada asap bozan müşterinin kahrını çekmek zorunda olanların mesleki zorlukları aynı olamaz. Eline verilen kağıtta yazanı okumaktan başka bir sorumluluğu olmayan biriyle baskı altında olsa da adaletten ayrılmayan savcılar, meslek hayatı bitecek dahi olsa doğruyu yazabilen gazetecilerin yaptığı işin zorlukları aynı olamaz

Kronikleşmiş bir öğrencilik hayatım olduğu için birçok öğrenci ile çalışma, mesleğim gereği de sorunlarını dinleme fırsatım oldu. Mesela hukuk okuyorsanız o tuğla gibi kitaplar, bazen de değerli hocalarımızın zorluğu insanı öğrencilikte çok yoruyor. Hayatınızın baharını, gençlik yıllarını akranlarınız hayatın tadını çıkarırken ders çalışarak geçirmek zorunda kalıyorsunuz. Tıp da öğrenciliği zor olan alanlardan biri… Biz sınavlarımızı bitirip eve giderken, ara tatillerde evde ders çalışamam diye tüm tatilini kendi gibi birkaç arkadaşıyla yurtta geçiren tıp öğrencileri tanıdım. Bayram tatillerinde eve gitmeyen ve ders çalışan…

Tabi hekimliğin bir de çalışma zorlukları var, yoğun nöbet saatleri… Size hasta olan insanlar geliyor, onların da asapları bozuk, kimse hasta olunca gülüp oynamaz, moraller bozuk, sinirler gergin… insanlık hali bu süreçte karşımıza çıkan şey, insanlık dışı hekim cinayetleri ve sağlık personelini darp etme hadiseleri…

Evet, anlıyorum, bazen onlara tweet’lerinde rastlıyoruz, hastalarla dalga geçen, aşağılayan birkaç hekim var ya da bazen muayene sırasında hastalara ters davranan birileri var ancak hiçbir şey hekimlere darp ve cinayeti haklı çıkarmıyor.

Çoğunlukla hastanın derdini dinleyen, çözüm arayan, ilaçlarını nasıl kullanacağını anlatan, bu tıpçılar zeki bir tür, iyi espriler yapıyorlar, böyle hekimlerde var… dahası kendilerinden şikayetiniz varsa dilekçe yazıyorsunuz, ilgileniliyor. Yani her dilediğini yapan, sürekli hasta azarlayan bir hekim profili yok, böyle bir genelleme de yok. Dahası yineliyorum kendi özel hayatından kaynaklı ya da mesleki zorluktan kaynaklı olarak size olumsuz muamele eden bir hekim varsa çözüm onu dövmek ya da öldürmek değil. Hekim ona getirdiğiniz fiziksel olarak hasta olan kişiyle ilgilenmek zorunda, “hasta yakını” denilen bazı saldırgan türlerin saldırganlığı ile değil.

Son zamanlarda sağlık görevlilerine, hekimlere darp ve şiddet artmış durumda, hekimler haklı olarak bundan şikayetçi ancak onların haklarını korumak sadece hekimlerin değil hekimlerimize ihtiyacı olan bizlerin de ödevi olmalı.

Hastane kapısı yumruklamak, vay benim hastama niye bakmadın diyerek doktora saldırmak tam anlamıyla bir sinir krizi durumu çünkü bunu yapan “hasta yakını” en çok zararı, iyileşmesini istediği hastasına veriyor, yani doktora saldırmak amacınız olan hastanızı tedavi ettirme isteğinize yardımcı olmuyor.

Bu tip saldırganlar her yerde var, trafikte, sosyal medyada, kalabalıklar içinde, stadyumda bu saldırganlarla ile yaşamak zorunda kalıyoruz. Laftan anlamıyorlar, illa birini dövecekler, “kardeşim sen haklısın” deseniz de sonuç değişmiyor, böyle bir tür var… Ancak böyle bir tür var diye kabullenip kenara çekilemeyiz, bu türün zararından insanları korumak zorundayız. 

Doktorlar bize demir kafes arkasından hizmet vermez, doktorlar hizmet verirken acaba arkadan bir hasta yakını geliyor mu diye tedirgin şekilde görev yapamaz, hastanelerde doktor sayısı kadar güvenlik bulundurmak da mümkün değil o halde saldırgan türün saldırılarını engelleyecek bir şey yapmak zorundayız.

Sağlık personelimize yönelik saldırıların önlenmesi için hekimlerimize kulak vermeli ve talepleri neyse hayata geçirmeliyiz. Bu mesele sadece sağlık çalışanlarının değil hepimizin meselesi, birçok zorluğuna rağmen hala doktor olmayı tercih eden insanlar sadece kendileri için değil bizim için de zorluk çekiyor. Doktorluk, sağlık çalışanı olmak bir hizmet sektörüdür, orada olası bir eksiklik tüm toplumun ihtiyacındaki eksiklik demektir. 10 dakika sonra senin 40 derece ateşle yanan çocuğuna, nefes almakta zorlanan babana hizmet verecek doktorun kolunu kıran bir saldırgan varsa, bu o doktorun değil hepimizin sorunudur. Dolayısıyla fazla uzatmadan “sağlık personeline yönelik şiddetin son bulması için” vatandaştan devlete kadar herkes elinden yapmak zorunda.

Mesleği başında hayatını kaybeden doktorlarımızı rahmetle anarım, darp edilenlere şifa dilerim, bir daha yaşanmamasını temenni ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news