Ben bu satırları yazarken, kedim Bulut yanımda oturuyor, bu yazıyı sadece bir köşe yazarı sorumluluğu ile değil evde iki kedi, bahçede iki kedi besleyen bir kedi annesi olarak yazıyorum. Bu yazı benim yavrularıma karşı sorumluluğumun bir parçası…

Aylar önce bir ailenin köpekleri komşuları tarafından öldürülünce konu Meclis’in gündemine gelmişti. Daha sonra ayakları kesilmiş halde bulunan yavru bir köpek olayı yaşandı yine bu konuyu gündeme aldık. Sosyal medya üzerinden hayvanlara yönelik şiddet videoları paylaşılınca yine hayvanlara yönelik şiddet kınandı. En son birkaç ay evvel Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yasanın Meclis’te gündeme gelmesinin gereğini vurguladı. Ama hâlâ hayvanlara yönelik şiddet yasalaşmadı. Sadece bir papağana işkence eden ruh hastasının paylaştığı videolar gündeme gelince sosyal medya baskısı ile işkenceciler tutuklanıyor ancak henüz yasalaşma gerçekleşmedi.

Şu durumda, aklı ve vicdanı olan herkesin ağzı dili olmayan, Allah’ın bizlere emaneti olan, doğal ortamlarına beton dikip yaşam alanlarını kısıtladığımız, avlayarak soyunu tükettiğimiz hayvanlar için acilen bir şeylerin yapılması gerektiği aşikâr. Bunun sağlanması için sosyal medyada günlerce süren kampanyalar yapılmalı aksi halde bu konuyu Meclis’e taşımak kimsenin aklına gelmeyecek gibi görünüyor.

Hayvan sahibi değilseniz, hayvan sahibi olan bizlerin duygularını anlamanız, onların da ailemizin birer parçası olduğunu tahmin etmeniz mümkün olmayabilir. Ama inanın durum tam olarak böyle; gecenin bir saati mama için sizi uyandırdıklarında bebeğinize itina gösterir gibi onlara itina gösterip uykunuzdan feragat edip onları besliyorsunuz, eğer hasta olmuşlarsa iyileşene kadar başlarında bekliyorsunuz, kendinizden fedakarlık edip onlara daha iyi mama alacak bütçe ayırıyorsunuz, tüm aileniz tatile çıkıyor ama –maalesef birçok otel evcil hayvan kabul etmediği için, ki bu konuda artık çözüme kavuşturmalı çünkü sorun hijyen ve sağlık ise otellerde yediğimiz her şeyin hijyenik ve sağlıklı olduğunu kimse iddia edemez- siz kedilerinizi bırakamadığınız için gitmiyorsunuz. Bazen toplum tarafından “tuhaf” karşılanıyorsunuz çünkü bu sevgiyi anlayamıyorlar hafifçe dalga geçenler bile oluyor… Aslında tuhaf olan kendileri; iş ve sosyal ortamda sadece çıkar ilişkisi, her türlü gayrı ahlâki tutumu içine sindirebilenler, güçlü olandan nemalanmak için ağız göz eğmenin haysiyetsizliğinden hâyâ etmeyenler, tüm bu tuhaflıkları sindirebilenler sizin hayvan sevginizi sindiremiyor.

Tabi bir de “kedilerin nankör” olduğunu söyleyen zevat var… o zevatı, kırk gün sırtınızda taşıyın, indirdiğinizde kırk günün kırk dakikasının vefasını bile hissetmeyeceklerdir.

Tabi bir de Müslüman olduğu halde İslâm’ın merhamet, sevgi de içerdiğini bilmeyenler var. “Kedi olan evde nasıl namaz kılıyorsun?”cu takımı, dini dramatik ve uydurma şekilde fonda ağlamalı müziklerle anlatan paragöz şarlatanlardan ya da “o günah, bu haram” deyip Yemen’de çocuklar açlıktan ölürken en lüks yaşamı yaşayan kalpazanlardan öğrendiği için, akıllarına Rasulullah (SAV)’in hayatını okumak, sahabe efendilerimizin hayatını öğrenmek gelmediği için, Ebu Hureyre’yi, onun kedilere sevgisi nedeniyle “Kedi Babası” ismi ile anıldığını, Rasulullah (SAV)’in kötü işler yapmış bir kişinin, sırf bir hayvanı susuzluktan kurtardığı için cennetle müjdelendiğini ifade ettiğini bilmiyorlar.

Tabi bir de sosyal medya fenomeni olarak “hayvan sahibi olma” modası var. Sırf moda diye bir hayvanı sahiplenip sonra hayvan bakımı zor geldiği için o hayvanı sokağa bırakırken, eve alışmış bir hayvanın sokakta yaşayamayacağı ve öleceğini bile bile onu sokağa bırakıyorlar. Sevgililer, eşler evlerinde bir cıvıltı olsun diye, vıcık vıcık romantik ilişkilerinde bir romantizm argümanı olsun diye hayvan alıyorlar, bir yıl sonra “bebeğim olacak” diyerek yine hayvanı sokağa bırakıyorlar. Ben bu tiplerin kendi bebeklerine anne-babalık yapacağından bile şüphe ediyorum, çünkü merhamet tek bir alana değil tümden her alana karşı duyulan bir duygudur eğer merhametse tabi… diğeri merhamet değil sadece öğretilmiş, geçici olan; yerleşik ve doğal olmayan duygudur.

Tabi bir de petshoplardaki hayvanlara yönelik kötü ortamlar sorunu var. Küçücük kafeslerde, sağlıklı olmayan koşullarda sırf kâr etmek için hayvanları kötü ortamlarda yaşamaya maruz bırakanlar var, bakın bu petshop meselesi de halen çözüme kavuşmuş değil.

Tabi bir de çocuklarına oyuncak olsun diye eve hayvan alanlar var. Çocuklar farkında olmadan o hayvanlara zarar veriyor… yapmayın, onlar da can, çocuklarınızın oyuncağı değil, canları yanıyor.

Tabi bir de tasmasız hayvan gezdiren tipler var, genellikle doğası gereği saldırgan olan köpekleri sırf kendi psikolojik hastalıkları nedeniyle alıyor, hayvanı dövüyor ya da başka hayvanlarla dövüştürüp saldırgan hale getiriyor, yolda psikopat gibi yürüyor, köpeğine de tasma takmıyor. Bu tuhaf türün ülkenin her yerine dağılmış olduğunu eminim siz de biliyorsunuz. Ve insan, o tipleri uyarmaktan da çekiniyor çünkü “ben ayaklı belayım” der gibi bir halleri var.

Görüyorsunuz ya, hayvanlara şiddetin bir yönü değil birden çok yönü var. Bu mesele şiddet uygulayanlara yönelik yasal yaptırımla kısmen çözülebilir ve bu devletin, hukukun görevidir. Bunun yanı sıra bizlere de çok iş düşüyor; birbirimize o merhamet huy olup bize yerleşene kadar merhameti öğretmeliyiz. Ben ileri yaşımda hayvan sever olmadım, evimizde bahçemizde çocukluğumdan bu yana hep hayvanlar oldu; ördekler, köpekler, kediler, kuşlar, kaplumbağalar… çünkü bu ailemin bana öğrettiği bir sevgi, onların öğrettiği bir merhametti. Lütfen çocuklarınıza, öğrencilerinize, arkadaşlarınıza merhameti öğretin, yukarıda bahsettiğim tüm olumsuz durumlar merhametsizlikten kaynaklanıyor. Merhameti sadece bir türe duyulan bir duygu olarak ele almayın çünkü bahsettiklerim, sadece hayvana şiddetten kaynaklı problemler değil, insana, çevreye, ormana, denize, ağaçlara kısacası can taşıyan her şeye karşı duyarsızlıktan, merhametsizlikten kaynaklanan sorunlar. Bu nedenle çevreyi kirletmek, ağaçları kesmek, kadın cinayeti, hayvanlara şiddet, çocuklara yönelik şiddet birbirinden bağımsız şeyler değiller, dolayısıyla ihtiyacımız olan öncelikle engelleyici yasalar ve cezalar sonrasında toplu bir ahlâk seferberliğidir vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news