Espriye ihtiyacımız olduğu, gülmenin hepimize iyi geleceği bir gerçek, misal Binali Yıldırım’ın esprileri hoşumuza gidiyor, günlerce paylaşıp duruyoruz. Özellikle siyasetin bugünlerde olduğu gibi oldukça sert ve keskin bir üslup tercih ettiği zamanlarda, seçmenin sürekli motive edilmesi için aşırı etkiye maruz kaldığı zamanlarda biraz espri hepimize iyi gelir.

Elbette her konu espri malzemesi olamaz, insanların hassasiyetleri, acıları üzerinden espri, mizah yapılmaz, karikatür çizilmez. Misal; insanların inançlarına hakaret eden karikatürler mizah değildir, Yahudilerin maruz kaldığı soykırımla ilgili espri yapamazsınız, nefret söylemi şeklinde siyahi ya da dindar insanlara onlara aşağılayacak şekilde yapılan espriler, çizilen karikatürler kabul edilebilir değildir. Bununla birlikte siyasi iktidar, önemli kişi ve kurumlar, medya espri ile eleştirilebilir.

Tabi bu bahsettiklerim normal koşullar için geçerli, yoksa her saniye topluma anksiyete yaşatacak şekilde “İrticacılar gelecek, beka sorunu var, teröristler ülkeyi ele geçirecek, şu partiye şu kişiler ihanet etti, bunlar hain, şunlar nankör” ezberlerinin havada uçuştuğu bir zeminde yani tahammülsüzlüğün yerleştiği bir zeminde en ufak espri meselesi gülüp geçilecekken kriz doğurabiliyor. Ülkede başka sorun yokmuş gibi, yanı başımızda İsrail, Golan Tepeleri’ni işgalini meşrulaştırmıyormuş gibi, Suriye’de kurulan planlar yarın bizim başımızı ağrıtmayacakmış gibi altı üstü 10 dakikalık bir esprinin peşine düşen medya ile uğraşıyoruz çünkü hâlâ normal değiliz, normalleşemiyoruz.

Vaktiyle Türkiye’de Marksizm üzerine olumlu bir şey söylemek yasaktı, şairler sürgün edilirdi, köşe yazısı yüzünden köşe yazarları hapse atılırdı, bir şiir okuduğu için siyasi isimler hapsedilirdi. Sonra sakal, başörtüsü, Kürt olmak gibi şeyler de dönem dönem yasaktı. Aslında suç olmayan espri, mizah, sanat, edebiyat muktedirler tarafından “tehdit” olarak algılandı, öyle lanse edildi, hukuk araçsallaştırılarak, hukuk yara alarak suçu günahı olmayan insanlar hapsedildi, ülkeden kaçmak zorunda kaldı ya da korkudan konuşamadı.

Yakın dönemde bu eski Türkiye’ye ait yanlış tutumlardan kurtulmuştuk, farklı sesler, farklı yorumlar yapılabiliyordu ve sopa yemeden, hapis cezası almadan, korkmadan, ülkeden kaçmak zorunda kalmadan sanat, mizah, karikatür yapılabiliyordu, bu hepimize de iyi gelmişti çünkü buna hasret kalmıştık.

Ancak yakın zamanda büyü bozuldu, boyalar döküldü, bir şeyler değişti… insanlar rahat konuşamıyor, insanlar hür bir şekilde düşündüklerini ifade edemiyor, espri yapamıyor, bir espriye gülemiyor, karikatür çizemiyor, film çekemiyor, eleştiri yapamıyor. Yapamıyor çünkü korkuyor, en ufak eleştiri, en ufak sözünüz maalesef işinizden atılmanıza, itibar suikastına maruz kalmanıza sebebiyet veriyor. Hatta iftiraya maruz kalıyorsunuz, hain damgası yiyorsunuz, sosyal medyada ismi cismi belli olmayan troller üzerinize salınıyor, hakaret edenlerle ilgili suç duyurusunda bulunsanız bir grup ruh hastasının bir şekilde korunduğunu görüyorsunuz. Hatır gönül çiğneniyor, yazar, oyuncu, şair, gazeteci ve hatta siyasetçi işini rahat bir şekilde yapamıyor.

Durumun bu şekilde olduğunu, ülkede yolunda gitmeyen şeyler olduğunu, baskının olduğunu söylüyorsunuz söylemenizle birlikte size yapmadıklarını bırakmıyorlar, bir skeç üzerine onlarca haber yapılıyor, köşe yazıları yazılıyor. E madem baskı yok, e madem kontrol yok, e madem herkes özgür o zaman neden 10 dakikalık bir skece tahammül edemiyorsunuz?

Skeci yazanlar isim mi verdi?

Yalan mı söyledi?

Bir kişi ya da kurumu hedef mi aldı?

Kişilik haklarına saldırı mı var?

Ülkede bir yılda her şeyin fiyatı iki katına çıkmadı mı?

Artan fiyatlar sadece tüccar hinliği mi yoksa benzinden doğalgaza kadar her şeye zam gelince esnaf da zorunlu olarak zam yapmak mecburiyetinde mi kalıyor?

Bir skece tahammül edemeyenler, düne kadar Ergenekoncu diyerek hedef aldıkları kişileri sonradan “uzman” diyerek ekrana çıkartmadı mı?

Günlerce market market gezip artan fiyatların faturasını esnafa kesmeye kalkmadı mı, esnafı hedef almadı mı?

Kişileri, kurumları hedef almadınız mı? Nasılsa yargı bize dokunamaz rahatlığı ile insanların hakkına tecavüz edip sonra hiçbir şey olmamış gibi -ki kimse size dokunamadığı için- elinizi kolunuzu sallayarak gezmediniz mi?

Televizyonlarda reyting uğruna dünyanın en tuhaf âilesine canlı yayın yaptırılmasında bir sorun görmediniz de bir skeç mi sorun oldu?

Her gün Türkiye’deki gazeteler ve televizyonların %90’ı tek tip haber yapıp, tek kesimi övmüyor mu?

Türkiye’deki medyanın %90’ı olumsuz haberleri es geçip, olumlu haberleri abartarak vermiyor mu? Ülkede alternatif, muhalif hatta hakkaniyetli medya organı mı kaldı?

Durum buyken bir esprinin nesinden korkuyorsunuz?

Bu ülkede dün birçok tahammülsüzlüğün mağduriyetini yaşayan bir kesim var. O kesim neyin ne olduğunu bilecek kadar gördü geçirdi. Bu kesim, uzunca bir süre el üstünde tutuldu çünkü kendi maruz kaldığı tahammülsüzlükleri yaşatmadı ve yaşatmayacağının garantisini verdi. Şimdi o fedakâr insanların emekleri üzerinden, bedavadan gazeteci, yorumcu oldunuz hadi oldunuz ona sözümüz yok… fedakârların emeğini düşünmeden yiyorsunuz hadi ona da sözümüz yok ama durduk yere o emekleri sömürüp, tahammül gibi birlikte yaşamanın garantisi olan hasletimizin köküne de incir ağacı dikmeyin bir zahmet.  Asıl sorulması gereken soruyu da şimdi sorayım; kendinizde tahammül zenginliğini, espri hakkını engelleyecek yetkiyi nereden buluyorsunuz? Bence uzun zamandır ertelediğimiz sorulması gereken asıl soru bu!

Daha sorulacak çok şey var ancak gerek yok, zaten sorularım da retorik, herkes de ben de bu soruların cevabını zaten biliyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news