“Kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır. Kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur, içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.” Diyor Carl G. Jung. Belki de dünyanın en zor işidir kendine dışarıdan bakmak. İnsanın, sanki kendisi bir başkasıymış gibi, kendi içine dışarıdan tarafsız bir noktadan bakabilmesi, olabilecek en adil bir bakış açısı edinmesine yol açar ama çok zor. Kendimden biliyorum, bunu becermek kendine karşı tarafsızlaşmak mümkün değil. 

Ama bunu becerdiğine inandığım çok değerli insanlar var; onların kişisel anılarımdan anladığım kadarıyla buna yoğun düşünme süreçleri sonrası ulaşmışlar. Mesela ünlü Çinli düşünür yaşadığı bir hikayeyi şöyle anlatır. 

“Gençken tekneler beni büyülerdi. Küçük bir kayığım vardı ve yalnız başıma göle açılırdım. Saatlerce orada kalırdım. 
Bir seferinde güzel bir gecede kapalı gözlerle, kayığımda meditasyon yapıyordum. Akıntı aşağı boş bir kayık geldi ve benimkine çarptı. Gözlerim kapalıydı, bu yüzden şöyle düşündüm: ‘Biri kayığıyla geldi ve kayığıma çarptı.’ 
İçimde öfke yükseldi. Gözlerimi açtım ve öfke içinde adama bir şey söyleyecekken kayığın boş olduğunu fark ettim. 
O zaman hareket edecek yön kalmadı. Öfkemi kime ifade edecektim? Kayık boştu. Yalnızca akıntı aşağı yüzüyordu ve gelip benim kayığıma çarpmıştı. Bu yüzden yapacak hiçbir şey yoktu. Öfkemi boş bir kayığa yansıtamazdım. 

Gözlerimi kapattım. Öfke oradaydı ama çıkış yolu bulamadığımdan gözlerimi kapattım ve öfkeye doğru geri geri yüzdüm. 
Ve o boş kayık benim fark edişim oldu. 
O sessiz gece, içimde bir noktaya geldim. O boş kayık benim ustamdı. Ve artık biri gelip bana hakaret ettiğinde gülüyorum ve diyorum ki: ‘Bu kayık da BOŞ…’ 
Gözlerimi kapatıyorum ve içeriye gidiyorum." 

Öfkeden, yalandan ve her türlü kaygı verici davranışlardan arınmak için, onları anlamsızlaştıracak çok büyük hakikatler arayışına girmeye gerek yok; sadece onları bırakmak, terk etmek yeterlidir. Çünkü öfkeyi ve yalanı terk ettiğimizde hakikat ile aramızda var olan pürüzleri ortadan kaldırmış oluruz. Hakikatler bizim bir adım ötemizde duruyorlar. Onlara ulaşmak için bizi onlardan uzaklaştıran yalanlardan kurtulmamız yeterlidir. 

Kolay bir işten söz etmediğimi biliyorum, çünkü bütün yalan ve öfkeli davranışların kökenin de toplumun ön yargıları ve ön kabulleri vardır. Kültür yolu ile zihin dünyamızın bir parçası olan bu davranış ve tutumlar bizi geliştirmiyor; tam tersine biz her gün onlarla yaşadığımız için bizi, vasatlaştırıp, kusurlarımız ile yaşamaya mahküm ediyor.  

Bunca lafı niye ediyorum? Şunun için geçen gün Sakarya’da bir cinayet işlendi. Bir baba öldürüldü ve on altı yaşındaki oğlu ağır yaralandı. Cinayetin nedeni sosyal medyaya ‘’bir Kürt, Kürt olduğunu söylediği için katledildi’’ başlığıyla yansıdı. Valilik başka açıklamalar yaptı. Karşılıklı suçlama ve farklı hikaye edilme biçimleri bir süre sonra ciddi biçimde kafaları karıştırdı.

Ben size daha basit ve daha rasyonel bir durumdan söz edeceğim. Hiç kimse hiçbir cinayeti toplumun ona sağladığı meşruiyet olmadan işleyemez. Sakarya’daki katil de son tahlilde toplumda var olan bu ön kabulden hareket etmiştir. Bu tolerans ve meşruiyet cinayet işlemesini kolaylaştırmıştır. Dolayısıyla ileri sürülen cinayet sebepleri çok önemli değildir. Bütün cinayetlerde ileri sürülen haklı sebep pek önemli değildir. Önemli olan cinayetleri meşru gören anlayıştır. Sırf bu anlayış tek tek cinayetleri, seri cinayetler dönüştürür. 

Cinayet, adı üstünde cinayettir ve cinayetin faali katildir. Nedeni ne olursa olsun bu cinayetlerin mutlak surette en ağır ceza ile cezalandırılması gerekir. Ama iş bununla bitmez. Biz hepimiz içimizdeki öfkeyle mücadele etmek zorundayız. Içimizdeki öfkeyi kontrol etmeden bu cinayetleri durduramayız: çünkü bu cinayetler yine içimizdeki öfke gibi içimizde olan o büyük yalanlardan besleniyor. 

İçimizdeki yerleşik yalanlar adam gibi bir ruh temizliği yapmadan dışarı atılamazlar. Ruhumuz yıkanamaz. Ruhumuz yalan ve öfkeden arınmaz. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news