‘Türkiye’nin harekatı dengeleri Batı aleyhine değiştirecek cinsten, harekatın etkileri yıllar sonra anlaşılacak’

‘ABD, TÜRKİYE’Yİ TAMAMEN KAYBETTİ’

‘Türkiye’nin harekatı dengeleri Batı aleyhine değiştirecek cinsten, harekatın etkileri yıllar sonra anlaşılacak’

‘ABD, TÜRKİYE’Yİ TAMAMEN KAYBETTİ’

10 Ekim 2019 Perşembe 13:01
‘Türkiye’nin harekatı dengeleri Batı aleyhine değiştirecek cinsten, harekatın etkileri yıllar sonra anlaşılacak’
İHA / MEHMET KALAY

Türkiye’nin ABD ile ‘güvenli bölge’ mutabakatının sonuçsuz kalmasının ardından Suriye’de giriştiği üçüncü operasyon olan ‘Barış Pınarı Harekatı’nın etkileri ve olası sonuçları ne olur? Uzmanlar Sputnik’e değerlendirdi.

Türkiye, Suriye’de PKK’nın uzantısı olarak gördüğü YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu YPG Terör Örgütü’ye karşı harekat başlattı. 2016’da Cerablus ile Azez hattında gerçekleştirilen Fırat Kalkanı Harekatı ve 2018’de Afrin’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekatı’nın ardından Türkiye’nin üçüncü operasyonu olan ‘Barış Pınarı Harekatı’, Türkiye ile ABD arasındaki güvenli bölge planının sonuçsuz kalmasını takip etti. Peki, ABD, AB ve BM’nin yanı sıra çok sayıda Batılı devletin karşı çıktığı ve Türkiye’yi hedef alan açıklamalar yapmasına sebep olan harekatın önemi ne? Sputnik’in bu sorusunu yanıtlayan Yörünge Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ceyhun Bozkurt “Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik harekatında önemli iki ayrıntı var. Bunlardan birincisi, Barış Pınarı Harekatı, dünya dengelerini Batı dünyasının aleyhine çevirecek türden bir harekat. Etkisi yıllar sonra anlaşılacak. Çünkü Washington’daki bütün dengeler alt üst oldu. Aynen S-400 meselesindeki gibi Türkiye’nin geri adım atacağını, eninde sonunda Türkiye’nin ABD ile uzlaşacağı gibi bir beklenti vardı. Türkiye’nin kararlılığı görülünce de, aynen Münbiç’teki mutabakat gibi oyalama taktiğine girdiler. Geçen hafta sonu harekatın ayak seslerinin duyulmaya başlamasıyla birlikte ABD’deki panik çok aleni bir şekilde ortaya çıktı. Yıllardır işgal anlamında yatırım yaptıkları bölgeye Türk ordusunun girmesi, ABD’nin dünyadaki sözünün geçersiz olduğunu gözler önüne serdi. ABD Başkanı Trump’ın çelişkiler içeren açıklamaları ve üst düzey isimlerin çok sert bir şekilde NATO müttefiki Türkiye’yi ‘düşman’ tanımı içine oturtmaları, ABD ve NATO dengelerinin önümüzdeki dönemde ciddi bir şekilde tartışılacağını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘ABD, TÜRKİYE’Yİ TAMAMEN KAYBETTİ’

ABD’nin Türkiye’yi kaybettiğini ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarına öncelik vereceğini söyleyen Bozkurt “Usta CIA ajanı Graham Fuller’in bir süre önce yazdığı “Türkiye’yi kim kaybetti” yazısı, önümüzdeki dönemde ABD gündeminin birinci sırasında yer alacaktır. Evet, ABD Türkiye’yi tamamen kaybetti. Peki Türkiye nereye gidiyor? Türkiye yeni bir dünyaya doğru ilerliyor. Bu dünya, bağımsız, dengeleri gözeten ve ulusal çıkarlarını koruyan bir dış politika. Ayrıca özelde Avrasya, genelde de Asya dünyası ile ilişkilerini kuvvetlendirecek” dedi.

‘BÖLGENİN TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN TEMİZLENMESİNDE KİLOMETRE TAŞI’

Bozkurt “Bu temizliğin küresel etkilerinden bir tanesi de Çin’in ekonomik ve siyasi anlamda dünya dengelerini değiştirecek Kuşak ve Yol Projesi’nin önünün açılması olacak. ABD, bölgemizde kaosu derinleştirerek bölgeye yerleşmek ve bu projenin önünü kesmek istemişti. Ayrıca proje güzergahında çok sayıda bölgede de aynısını yapmıştı. Bu stratejisinde PKK/PYD, DEAŞ gibi terör örgütlerini kullanmıştı. Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’nı başlatmasıyla bölge terör örgütlerinden temizlenecek. Uzun vadede, ABD’nin gayri meşru varlığı da sorgulanacaktır. Türkiye’nin, Kuşak ve Yol Projesi’nde önemli bir aktör olduğu hesaba katılırsa, harekat bir anlamda bu projenin önünü de açacaktır. Ayrıca başka bölgelere de örnek teşkil edecek, yıkıcı faaliyetlere karşı çözümü gösterecektir” ifadelerini kullandı.

‘BATI, TÜRKİYE KARŞITI PROPAGANDA YAPIYOR’

Batılı ülkelerin düzenlediği harekat sebebiyle Türkiye karşıtı propaganda yaptıklarına işaret eden Bozkurt “Bir başka boyut da, terör örgütü PKK ile arkasındaki Batılı güçlerin propagandasını yaptığı ‘Türkiye Kürtler’e saldırıyor’ yalanı… Herkes bilmeli ki, Türkiye Kürtler’e karşı değil, Kürtlerle beraber bu operasyonu gerçekleştiriyor. Öncelikle şunu söyleyelim, PKK, en büyük zararı Kürtler’e vermiştir. Binlerce Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, PKK terör örgütünün saldırıları neticesinde hayatlarını kaybetmiştir. Silah zoruyla Kürt kökenli vatandaşlarımızı adeta rehin almış, Türk ordusunun yıllar boyunca yaptığı operasyonlar neticesinde bu rehine durumu son bulmuştur. Terör örgütü güçlenirse, yeniden en büyük zararı Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları görecektir. İkincisi, KCK/PKK terör örgütlenmesinin Suriye ayağı PYD de benzer şekilde Suriye’nin kuzeyinde yaşayan Kürt kökenli Suriyelilere büyük baskı, işkence yapmış, katliamlar gerçekleştirmiştir. Bu nedenle Türkiye’ye yaklaşık 400 bin Kürt sığınmıştır. Kaçma imkanı olmayan Suriyeli Kürtler, örgütün baskısı altında yaşamaya devam etmektedir. Bu durum, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluşun raporlarına yansımıştır. Yani Türkiye’nin mücadelesi Kürtler’e karşı değil, tam tersine Kürtlerin de özgürleştirilmesi içindir. Ayrıca PKK’yı da içine alan KCK terör yapılanmasını da iyi incelemek gerekir. Bu örgüt ABD’nin Ortadoğu saldırısıyla paralel işlev görmesi için 2005 yılında altyapısını oluşturmuştur. 2002 yılında PKK’nın üst düzey elebaşılarından Mustafa Karasu’nun ABD Dışişleri Bakanlığı’na yazdığı bir mektup vardır. Bu mektupta Karasu, ‘ABD’yi destekliyoruz, operasyonlarında görev almaya hazırız’ demiştir. İşte KCK bu çerçevede kurulmuştur. 2003 yılında kurulan PYD’yi Suriye kolu olarak tanımlayan KCK, PKK’yı Türkiye’de, PÇDK’yı Irak’ta, PJAK’ı da İran’da kullanmıştır. Yani 4 ayaklı bir sözde devlet yapılanması vardır. ABD askeri olarak kullanılmaktadır. Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye yönelik tüm saldırıları, ABD stratejileri çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu örgüte indirilecek her darbe, ABD’nin bölgesel ve küresel politikalarına darbe indirmek anlamına gelir” diye ekledi.

‘SURİYE, RUSYA VE İRAN’LA TAM İŞBİRLİĞİ ŞART’

Vatan Partisi Uluslararası İlişkiler Büro Sekreteri Özge Ergen Yahşi ise, Türkiye’nin güvenli bölgenin ötesine geçerek bölge ülkeleriyle işbirliğine gitmesi gerektiğine işaret etti. Ergen “Türk Ordusu, haklı bir operasyon yürütmektedir. Bütün Türk Milleti'nin yüreği bir olmuş, şanlı ordumuzun nabzında atmaktadır. Hedef, sadece güvenli bölge değil PKK-PYD-YPG'yi ve diğer terör örgütlerini bitirmek olmalıdır. Türk Milleti'nin kararlı duruşu ve Türk Ordusu'nun iradesiyle, ABD içindeki çatlak giderek derinleşiyor. Bu, emperyalizme ağır bir darbe vurmak için iyi bir fırsat. Türkiye, Suriye hükümetinin yanı sıra Rusya ve İran’la derhal bir araya gelerek ortak düşmana karşı birlikte mücadele etmelidir. Batı Asya'nın görünüşte terör örgütlerine ama gerçekte emperyalizme karşı zaferlerini tarihe altın harflerle yazdıracak en önemli adım budur. Yakın bir gelecekte bu adımın atılacağına inanıyorum. Bu operasyon, tarihte verdiğimiz bütün haklı mücadelelerimiz gibi Türk'ün zaferiyle sonuçlanacak ve emperyalizm yine ağır bir yenilgiye uğrayacaktır. PKK terörü bu iradeyle bitirilecek ve Kürt-Türk-Arap tüm halklar yine burada kardeşçe binlerce yıl daha yaşayacaklar. Şanlı ordumuzun yolu açık olsun. Zafere inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news