Genelde finansal kurumlar özelde ise bankalar, finansal sektöre yatırım yapanların da çok iyi bildiği gibi, her şeyden önce, her işlemden olabilecek en kısa sürede “kâr” elde etmeye odaklı kısa zaman ufuklu (miyop) çevrelerdir.

Bunun en tipik ölçütü, bankaların resesyon ve canlanma dönemlerinde izledikleri kredi patikalarıdır: Türkiye’deki özel bankaların kredi işlem hacimlerinden de hemen tespit edileceği gibi, bankalar, resesyon dönemlerinde kredi arzını kısar, ekonomik canlanma dönemlerinde ise artırır. Bir diğer ifade ile miyop finansal kurumlar, ekonomik istikrarsızlığı artırıcı ve sürdürülebilir büyümeyi tahrip edici, iflaslara ve piyasa başarısızlıklarına yol açıcı etkiler yaratır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 28 Aralık-12 Nisan döneminde kamu bankalarında kur etkisinden arındırılmış TL krediler %44,6 büyüyerek 63.3 milyar TL ve toplam kredi hacmi 98,8 Milyar TL artmıştır. Bu artışın %85’i şirket kredileridir. Özel bankaların kredi artışı ise aynı dönemde 3.1 milyar TL’de kalmış, yabancı bankaların TL kredi hacmi ise ise 4 milyar TL azalmıştır. Özel kesim TL kredi hacmi, bir yıl içinde sadece %3 artmıştır. Ekonominin %7,4 büyüdüğü 2017’de ise kamu bankalarının kredi büyüme hızı 48.4 iken özel bankalarınki de yüzde 31.2 idi. Bu veriler, özel bankaların ekonomi daraldığında kredi hacmini ve artışını kıstığının, canlanma ve büyüme dönemlerinde ise artırdığının tipik göstergesi.

Bireysel ölçekte dahi çoğumuzun deneyimlediği gibi, özel bankaların müşteri temsilcileri kredi notu yüksek ve kredi almaya ihtiyacı olmayan kişilere ve firmalara kredi satmaya çabalar. Bizzat tecrübe ettiğim bir vakada, kredi ihtiyacım olmadığını açıkça beyan etmeme rağmen, müşteri temsilcisi hanım şahsıma aynen şu cümleyi sarfetmiştir: “Olsun, alın bir kenarda dursun!”. Buna karşılık Findex notu düşük ve kredi geri ödemeleri riskli bireylerin ve keza firmaların kredilere erişimi ise neredeyse imkansızdır.

Nitekim; Türkiye’de faaliyet gösteren yerli ve yabancı özel bankalar, YEP sonrası Türkiye Bankalar Birliği’nin imzaladığı Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması’na dahi uymayarak kredi hacmini artırmamıştır. Birçok bankanın da imzaladığı bu anlaşmanın amacı, en az 100 milyon TL borçlu ve borcunu geri ödeme yeteneği olan ancak gelir-gider dengesi geçici olarak bozulduğundan dolayı borçlarını vadesinde ödemekte zorlanan işletmelere destek olmaktı. Bu sayede, borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağı tespit edilen işletmelerin ekonomik faaliyetlerinin sürdürülerek nakit akımlarının düzenlenmesine yardımcı olunacaktı. Ancak iş uygulama aşamasına geldiğinde özellikle yabancı ortaklı bankalar kredi yapılandırmalarında zorluk çıkardı.

Açıkça görüldüğü gibi, özel yerli ve yabancı bankalar ekonomik faaliyetteki daralmaya bütünüyle kayıtsız kalmakta; yabancı bankalar ise daha da ileri giderek kredi hacmini daraltmakta; elini taşın altına koymamaktadır. Özel bankaların tutumları nedeniyle ortaya çıkan “kredi açığı” da, çoğunlukla kamu bankaları tarafından karşılanmaya çalışılmaktadır. Nitekim; özellikle 20 Eylül 2018’de açıklanan Yeni Ekonomik Program’ın (YEP) parçası olarak 10 Nisan’da açıklanan “YEP 2019 yapısal dönüşüm adımları”nda duyurulduğu üzere kamu bankalarına 28 Milyar TL tutarında DİBS aktarılarak sermaye yapılarının güçlendirilmesi, özel bankaların miyopluğunu ve kredi arzını daraltmalarını da telafi etmeye yönelik bir uygulamadır.

Ancak; kısa ufuklu (miyop) özel bankaların, imza atmalarına rağmen Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması’na uymamaları nedeniyle, ekonomi yönetiminin ekonomiyi canlandırmaya yönelik tedbirlerinin sadece kamu bankalarının sermaye artırımı ile sınırlı kalamayacağı anlaşılmaktadır. Bu süreçte en önemli adımlardan biri de finansdışı sektörün kredilerinin yeniden yapılandırılmasının sağlanmasıdır. Bu amaca yönelik olarak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda bazı değişiklikler yapılması da gündemdedir. Bu değişiklik, ekonominin canlanması sürecinde elini taşın altına koyan kamu bankası yöneticilerini güvence altına alacak hükümler de içermektedir. Şöyle ki; tasarı taslağı aynen şöyledir: "Bankacılık mevzuatı ile bankacılık usul ve prensiplerine uygun kredi kullandırılması, bu kredileri temdit etme veya ek kredi kullandırma, taksitlendirme, teminata bağlama, anapara ve sair alacaklardan vazgeçilerek kayıttan düşme yahut benzer işlemlerle kredilerin yeniden yapılandırılması zimmet suçunu oluşturmaz." Bu değişiklikle kredi alt sınırı 100 milyon TL’den 50 milyon TL’ye indirilmekte ve bu miktar üzerindeki kredilerin, “yeniden yapılandırılarak” kamu bankalarının aktiflerinden tüm anapara ve faizi ile birlikte silinmesi ve böylece hem borcun sıfırlanması hem de banka aktiflerinin sorunlu kredilerden temizlenmesi mümkün hale gelmektedir. İlaveten; yeniden yapılandırmalara vergi istisnası da getirilecektir.

Bu tasarının; finans dışı sektörü miyopik özel bankaların insafına bağlı olmaktan kurtaracağı, kamu bankaları yönetimlerinin elini rahatlatacağı, finans dışı kesime daha rahat kredi verilmesini sağlayacağı, kamu bankalarının aktiflerinin sorunlu kredilerden arındırılmasını sağlayacağı, kredi borcu olan şirketlerin de yükümlülüklerini sıfırlayarak ya da azaltarak iflasları engelleyeceği, sonuçta ekonomik canlanma sürecine katkı sağlayacağı açıktır. Bunun maliyetini de elbette ki tüm toplumsal kesimler üstlenecektir. Çanakkale’de savaşırken 250.000, PKK Terörü’yle mücadelesinde 30.000, 15 Temmuz darbesine direnirken 250 şehit veren bu millet, finansal saldırılara gereken cevabı vermeye de muktedirdir.

Lakin; bu noktadan sonra, özel bankaların da finansal miyopluktan kurtularak ekonominin canlanması yolunda finans dışı sektörü desteklemesi hem milli hem de vicdani bir sorumluluktur.  Zira, her şey devletten ve hükümetten beklenemez; “finansal gücü elinde toplamak, sorumluluk da getirir!” Bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeleri de sadece finansal miyoplukla malûl özel bankaların yönetimlerine bırakılamaz. Nitekim, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda, birden fazla bankaya borçlular için, iki bankanın imzalaması durumunda kredi yapılandırmasına gidileceği de hüküm altına alınıyor.

Bu düzenlemelerin finansal miyopluğun ekonomik tahribatına son vermeye katkı sağlayacağını öngörüyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news