Ezanın, Bilâl Habeşi’den başlayarak rivayetler üzerinden kaynağını, Allah’ın emrine davet olduğunu, bu davetin şekli bir namaza değil aynı şekilde maneviyatı da olan bir namaza olduğunu, bir beldenin İslâm toprağı olduğunu, hür olduğunu gösteren bir işaret olduğundan bahsedebiliriz.

Ezanın çağrıcısı olduğu namaz, diğer emirlerden daha fazla yapılan bir ibadettir, orucun farziyeti yılda bir Ramazan ayıdır, zekat ve hac gibi emirler, ibadetler sadece imkânı ve gücü olana farzdır ancak namaz ve ona çağıran ezan her gün, günde beş kez tekrar edilir. Çünkü amaçları, bizleri, Allah ve kullar ile ilişkilerimizde doğru olana davet etmek, doğru olana sevk etmektir. Kendimizi dünya hayatında dünyaya fazlaca meylederek dünyaya kaptırmayalım diye günde beş kez Allah, merhamet ederek kullarına kendisini hatırlatır, onları hatadan, hakka girmekten alı koymaya çalışır.

Kulluk, sadece Allah ile ilişkilerimiz üzerinden inşa edilmez. Kulluğumuzun bir yönü de diğer insanlarla olan ilişkilerimiz tarafından belirlenir. Hakka girmemek, zanda bulunmamak, emin olmadığın şeyin peşine düşmemek, fitne yaymamak, zekat vermek, iftira etmemek, ihtiyaç sahibinin yanında olmak, yakınını gözetmek, anaya babaya iyilik etmek… daha onlarca farz, onlarca sünnet, yani yapıldığında sevap olan şeyler, diğer insanlarla ilişkilerimizin iyiliği, doğruluğu üzerinden değerlendirilir. Bunlar arasında Allah ile kul arasında doğrudan irtibat halinde olunarak yerine getirilen namaz, bir anlamda diğer ilişkilerimizin iyi olması için, kulluğumuzun iyi olması için bizleri ona hazırlayan bir ibadettir. O yüzden namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz. O yüzden namazda gözü olmayan çekinmeden kul hakkına girer, çünkü onu bu hatadan alıkoyacak şeyleri göz ardı etmiştir.

Türkiye  din konusunda, dindarların Türkçe ezan okutulması zorunluluğu, orduya dindar ailelerin çocuklarının rütbeli olarak alınmaması, başörtüsü yasakları, 15 Temmuz gecesi selâ okuyan bazı müezzinlerin birkaç kendini bilmez tarafından dövülmesi trajedilerini yaşadığı için ezan konusunda hassasiyeti olan bir toprak. Durum böyle olunca ezana yönelik olası bir saldırı, olası bir müdahale olması konusunda yapılan tüm haberler birden ülkeyi ayağa kaldırabiliyor.

İlk olarak “8 Mart’ta Taksimde yapılan yürüyüşte ezanı ıslıkla susturdular” diye bir haber okuduk, sonra bu haberin altındaki videoda polisin bir grupla karşı karşıya olduğunu,  seslerin yükseldiğini gördük o sırada da ezan okunmaktaydı. Daha sonra bu yürüyüşü yapan kişiler şu açıklamayı yaptılar: “Polis yürüyüşümüz sırasında bizi dar bir alanda bırakmaya çalıştı, caminin yanındaki dar alana sıkıştık, polisi protesto etmek için ıslık çalıp, sesimizi yükselttik, ezan öncesinde de esnasında da sırasında çıkan sesler polisi protesto etmeye yönelikti, ezana yönelik bir protesto söz konusu değildir.”

Tüm bunlar 24 saat içerisinde gerçekleşti, ben de dahil birçok kişi olayı bütünüyle inceleyince ezana yönelik bir tepki olabileceğini düşünmemeye başladık çünkü doğru olan buydu. Bunun ezana yönelik bir protesto olmadığını, böyle anlaşılamaması gerektiğini vurgulamaya çalıştık, çünkü az da olsa ezanda kulağımız vardı ve bizi hakka çağıran ezanın her zaman ve her şartta doğruyu söylemiz gerektiğini hatırlatmıştı. Dolayısıyla ezanda kulağı, namazda gözü olan herkes bu yanlış anlaşılmayı düzeltmeye çalıştı. Ezanda gözü, namazda kulağı olmayan, karşılıklı gerilimden, provoke etmekten beslenen bir takım medya ve tetikçiler hariç, onlar göz göre göre gerçek olmayan bir şeyi paylaşmaya devam ettiler, şaşırmadık çünkü namazda gözleri olsa ezanda kulakları olurdu, ezanda kulakları olsa kul hakkından kaçınmak gerektiğin bilir ve uygularlardı.

Bazı marketleri hedef alma gafleti…

Okurlara, ekonominin toplamda büyüdüğü, son çeyrekte küçüldüğü, bu büyümenin reel mi yoksa balon bir büyüme mi olduğu, doların artıp atmayacağı, neye yatırım yapılması gerektiği hakkında ekonomik açıklamalar yapacak kadar ya da bunları bilmediği halde ahkâm kesecek kadar hadsiz değilim.

Lâkin, ekonominin Türkiye’nin bugünkü şartlarında ancak üretim ve ihracat, ekonominin sadece bir ülkenin içindeki dinamiklerle değil küresel ölçekteki dinamiklerle de ilgili olduğunu bilecek kadar da bu meselenin farkındayız. Ayrıca ülke içinde ekonomiyle ilgili bir takım sorunlar varsa bu sorunların manava, pazarcıya, marketlere soruşturma açarak, onları hedef göstererek çözülmeyeceğinin de farkındayız.

Ezan meselesinde olduğu gibi aynı şekilde manipülasyondan beslenenlerin ülkede etkin olduğu bir dönemdeyiz. Herkesi gayrı âkil, bir tek kendilerini akıllı görenler, uzun süredir gıda satıcılarını, marketleri yaptıkları haberlerde alenen hedef gösteriyor, vatandaş/tüketici ile satış noktasını karşı karşıya getiriyor. Birkaç aydır kesintisiz olarak sabahtan akşama kadar market market gezip çikolataların 10 gramını ölçüyordu, akılları sıra pahalılığın bu marketlerin “aç gözlülüğünden” olduğunu vatandaşın aklına sokmaya çalışıyordu, hâlâ çalışıyor. Maalesef bu vatandaşa bidon kafalı, düşünemez demenin farklı bir yoludur ve gerilim oluşturması açısından da yanlış bir davranıştır.

Bir marketin ya da şirketin aşırı pahalı olduğunu marketin logosu ile paylaşmaya gerek yok, alışverişi yapan vatandaştır, oradaki etiketin pahalı olduğunu görür ve bir daha alışveriş yapmaz, ülkede yüzlerce binlerce market, şirket olduğu için gider daha uygun fiyatlı olanından alışveriş yapar, bu durumda market de mecburen satış yapabilmek için fiyatlarını düşürmek zorunda kalır, yani piyasa kendi içinde itidali bir şekilde sağlar. Hedef göstererek fiyat düşmez, düşürülmez yoksa bu başka yerden çıkar, şirket/market sahibi çalışan sayısını azaltır ya da kapatır bu daha olumsuz bir sonuç doğurur.

Nihayetinde, etkin kişiler ve kurumlar, medya organları, siyasiler, bu ülkeyi seviyorsa, bu ülkeye hizmet etmek istiyorsa, vatandaşını düşünüyorsa, kadın haklarına önem veriyorsa manipülatif ve provokatif dilden ve haberlerden vazgeçe, olması gerektiği gibi en iyi hizmet verebilme imkânları oluşturmaya çalışır çünkü ezana saygı biraz da bu tür davranış ve doğru ahlâk üzerinden inşa edilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nuri Özal 2019-03-13 11:24:07

hey gidi günler kimleri savunmak kimlere kalmış 28 şubatı yaşayan birisi olarak hayretle izliyorum.

Avatar
Misafir 2019-03-13 20:48:11

o ezanlar ki şahadetleri dinin temeli..ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli..m.akif ersoya saygılarla.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news