Her halde gazeteciliğin, köşe yazarlığının en zor olduğu zamanlarda bu işi yapmaya çalışıyoruz. İktidarı sorgusuz sualsiz savunanlar için sorun yok, onların işi, taraftarları hazır, hatta çoğunun düşünmeye, öğrenmeye bile ihtiyacı yok, över geçerler. Muhalefet için de bir sorun olduğunu sanmıyorum çünkü onlar da olumlu olsun, olumsuz olsun iktidarın her icraatına saldırmayı, olumsuz olarak tanımlamayı görev edinmişler, açıkçası onların da çabalamaya, düşünmeye pek ihtiyacı yok. Bu iki keskin bıçak arasında kalan azınlık için ise sorun büyük; doğru ya doğru, eğriye eğri demenin mükâfatını istemiyorlar ama aynı şekilde bunun zararını da görmek istemiyorlar ama gelin görün ki, “hainlik, omurgasızlık, ötekine yaranma ve hatta yandaşlıkla” bile itham ediliyorlar. Bir köşe yazısında ifade etmeye utanıyorum ancak akademisyen statüsü olan, gençlerimizi emanet ettiğimiz kişiler bile makul eleştirilere “mamanız kesildi diye muhalif oldunuz” diye iftira atmaktan çekinmiyor. Yazılan komplo teorilerinin gerçeği yansıtmadığını ifade ettiğinizde “Kraliçenin adamı” oluyorsunuz… daha bir sürü saçmalık. Yani doğruya doğru, yanlışa yanlış demek gibi bir erdem maalesef erdemsizlik gibi algılanıyor.

Bu bahsettiklerim, 9 kişinin hayatını kaybettiği ve 85 kişinin yaralandığı tren kazası sonrasında düşündüklerim… Bir tren kazası bir köşe yazarına neden bunları düşündürüyor diye düşündünüz mü? Çünkü kaza ile ilgili ilk haberler gelmeye başladığında yarım gün boyunca zaten kazanın nedeni belli olmamıştı ama muhalefetin sabırsız ve itham eden dili ile iktidarı savunduğunu zannedenlerin komplo teorileri arasında “bir daha olmaması için gerekenin yapılması gerektiğini vurgulamak” kimsenin aklına gelmedi, aklına geleni de dikkate alan olmadı.

Kazadan bir gün sonra “İlk tespitlere göre kazanın meydana gelmesinde yüksek hızlı trenle kafa kafaya çarpışan kılavuz trenin, koornidasyonsuzluk nedeniyle hattan zamanında çekilmemesi rol oynadı. Rutin yol kontrolüne çıkan ve Konya treninin çıkış yaptığı YHT istasyonuna doğru dönen tek lokomotiflik kılavuz tren, YHT trenine yaklaştığı sırada gerekli makas değişikliği zamanında yapılamadı ve iki tren karşı karşıya geldi. Burada makas değişikliğinin yaklaşık iki dakika geç yapıldığı sanılıyor.” CNNTürk böyle bir bilgi yayınlıyor. Bu bilgi de bu yazı yayımlanana kadar değiştirilir mi bilmiyorum ama 9 kişinin göz göre göre bir ihmal sonucu hayatını kaybettiğini ve bir daha geri gelmeyeceklerini biliyorum.

Temmuz ayında da bir tren kazası yaşadık, daha önceki yıllarda da bu tarz kazalar yaşandı, kazalar olabilir en yüksek teknolojiler bile doğal ve ani afetler karşısında yetersiz kalabilir ancak kazaların çoğuna baktığımızda gördüğümüz şey ihmâl ve sorumluların yeterince ceza almadığı.

İnsanlarımızı kaybettiğimizde bu acının iktidarı ya da muhalefeti olmuyor, bu kazalar birbirimizi suçlamak ya da aklamak için veya komplo teorileri yazıp faturayı “dış güçlere” kesmek için fırsat doğurmuyor, sadece sevdiklerimizi ihmâl yüzünden kaybetmiş oluyoruz.

Şu durumda, kaza raporlarını meslek grubu mu yoksa muhalefet grubu mu ne olduğu belli olmayan odaların taraflı raporlarına, Twitter hesabını kilitleyen müdürlere, komplo teorisi yazan medya organlarına bırakmadan, Meclis’te her partinin katılımıyla hazırlanan sağlıklı raporlar ile aydınlatmaya ihtiyacımız olduğu bir gerçek. Bununla birlikte sorumluların sadece alt kadrodaki işçiler olarak ilan edilmeden yetkili kişilerin âdil yargı önünde yargılanıp, garabet savunmalara sığınmadan eğer suçlularsa cezalandırılmaları, gerekiyorsa görevden alınmaları gerekmektedir. Bu da talep açısından halka ve muhalefete, yerine getirmek açısından ise iktidara düşen bir görevdir. Eğer bu şekilde sorumlular hak ettikleri cezaları alırlarsa bir daha kimse görevini ihmâl etmeye cüret edemez. Ancak bunun bedeli ödettirilmezse ve unutturulursa bu tarz kazalar maalesef daha çok yaşanır.

Her şey çok kötü ya da her yer güllük gülistanlık diyerek bu ülkeye ve bu halka değer vermiş, onları önemsemiş olmuyorsunuz. Bu tarz kazaları bir takım husumetlerin hesabını görmek için araçsallaştırmak bize bir şey kazandırmıyor. Hiçbir şey yapamıyorsanız adına kaza denen ama altında ihmâlin de olduğu bu vahim trajedilerde hayatını kaybedenlerin evladınız, anneniz, kardeşiniz olduğunu düşünün, o durumda ne yapacaksınız şimdi de onu yapın. Çünkü bu halk, bu devlete “baba” diyor, devlete düşen evlatlarına sahip çıkmaktır. Elinizi ideolojik yanlarınıza değil vicdanınıza koyun, 15 Temmuz gecesi sokağa ilk çıkanlardan biri olarak o meydanda darbenin ilk dakikalarında ülkücü işareti yapanı da, Tuncay Özkan baskılı tişörtle 10. Yıl Marşı okuyanı da, tekbir getireni de gördüm ben… Bu hasletlerle donanmış vatandaşlarına en iyi hizmeti sunup onları korumak da devletin, iktidarın görevidir ve sorumluları görevden alıp, bir daha yaşanmamasını garanti etmek devleti, iktidarı güçsüz göstermez bilakis halkı ile bütünleştirip daha da güçlendirir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news