“Geleceği bilmek; ekonomide, politikada, doğada neler olabileceğini öngörebilmek, kestirebilmek” her birey için en büyük güç kaynaklarından biri ve hatta bir ihtiyaç.

Bu nedenle olsa gerek; kadim çağlardan modern dünyanın kahinlerine evrilen bir çizgide kehanetçilik, her dönemde ve her konuda itibar ve rağbet gören faaliyetlerden biri.

Politik iktidar ve güç odakları ile ekonomik kesimler de her dönemde “geleceğin bilgisi”ne ilgi gösterme eğiliminde olagelmiş nitekim.  Bu, son derece insani bir şey. Öyle ki; bu satırları okuyanların bir kısmı, en azından “fal aplikasyonlarına” fincan resmini göndererek geleceğe dair enformasyon edinmeye çalışmış olabilir.

“Fal aplikasyonlarının” yorumlarında da görüleceği gibi; kehanetlerin ortak noktası, “kripto olması”. Delphi kahini Pythia’dan Ortaçağ’ın Nostradamus’una, Baba Vanga’dan rüya yorumcularına, müneccimlere, falcılara, medyumlara, fütüristlere ve ekonomistlere kadar durum bu.

Misal Delphi’de kehanet talep edene tanrı Apollon, ücreti mukabilinde,  tapınak etrafındaki “meşe ve selvi” ağaçlarının rüzgarda çıkardığı hışırtılarla iradesini bildirirmiş. Bu iradenin kriptosunu da ancak Kahin Pythia çözer ve karşıdakine yine şifreli ve mecaz ifadelerle aktarırmış. Ya da kehanetler, rüyalarda şifreler ve mecazlar suretinde tecelli edermiş. Firavun’un rüyası gibi misal. Hz. Yusuf’un, “İş Çevrimlerinin ilk kestirimi” niteliğindeki rüya yorumuna göre “7 yıl bolluktan sonra 7 yıl da kıtlık olacaktır”. Ekonomisini bu çevrim kestirimine göre yöneterek bolluk döneminde depolarını tahılla dolduran Mısır, kıtlık döneminde bu zenginlikten çok büyük bir ekonomik ve politik güç devşirir. Keza; bir başka kripto kehaneti çözerek büyük bir doğal afet olan Tufan’ı öngören Hz. Nuh, gemi yaparak insan soyu yanında çok sayıda canlı türünü de kurtarır.

Hemen dikkati çekeceği gibi, iki kehanet de büyük felaketlerle ilgili. Zira insan, felaket kehanetlerine daha duyarlı.

Bu anlatıların etkisi altında kalarak, insana ve evrene dair her şeyin kutsal kitaplar ve metinler içinde kriptolarla kodlandığına ve gerçeğe bu kodlar çözülerek ulaşılabileceğine inanan milyonlarca insan var. Ve bu insanlar, binlerce yıldır bu kripto kehanetleri, icaz ve mecazları deşifre edebilecek uygun yöntemler arıyor.

“Gematria/ebced”, “Büyü Çağı”nda kripto kehanetleri çözerek geleceği öngörmenin mistik/batıni/gnostik araçlarından biri. Geçmişte ve günümüzde bu yöntemin ekmeğini yiyen çok sayıda medyum, guru, v.s. var. Portföyünü medyumlara danışarak yapılandıran kerli ferli adamlar olduğunu bizzat biliyorum. Büyü ve gurular üzerine söylenebilecek bir sözüm yok maalesef. Bu, bilimin değil inancın konusu neticede. İnanıp inanmamak da kişinin kendi seçimi.

Ekonomistleri ilgilendiren ise “Akıl Çağı” yöntemleri, istatistik ve ekonometri. Her ikisi de nispeten daha karmaşık matematiksel işlemler perdesi altında şifre çözme ve geleceğin bilgisine ulaşma amacına hizmet ediyor: Böylece; bir sonraki politik seçimleri kimin kazanacağı, hangi sektörlerin yükseleceği, hangi varlığa yatırım yapılacağı, deprem ya da afet olup olmayacağı, kıyamet kopup kopmayacağı, savaş çıkıp çıkmayacağı, küresel ısınmanın yol açabileceği sonuçlar, ekonomide bir daralma ya da canlanma imkanı, teknolojide bir sıçrama yaşanıp yaşanmayacağı, kripto paraların geleceği, aşk ve iş hayatının ne yönde değişeceği ve daha bir sürü şeyle ilgili kestirimlere ulaşılmaya çalışılıyor. Bu çağdaş yöntemleri kullanan anket ve araştırma şirketleri, ekonomi uzmanları, rating kuruluşları, danışmanlık hizmeti verenler; politik ve ekonomik aktörlerin (tüketici ve üreticilerin) geleceğe dair bilgi edinme arayışlarına cevap vererek besleniyor ve ekmek yiyor nitekim.

Bilinçli bir psikolojik bir tercihle de sürekli olarak ekonomide felaket kehanetlerinde bulunuyorlar. Ekonomide “kredi balonu” da bu kehanetlerin en güncel ve moda olanı. Credit bubble yazıp googleladığınızda neredeyse her ülke için kredi balonu patlayacak kehaneti yapıldığı görülüyor.

Ancak, bu felaket kehanetlerinin temelindeki istatistiksel ve ekonometrik analizlerde kullanılan zaman serisi verilerinin tamamı geçmişe ait. Geçmiş verilere dayalı ekonometrik/istatistiksel kestirimler de güvenilir kabul edilmiyor. Bir diğer ifade ile, geçmişin verilerine dayanarak, finansal piyasaların yarın ya da gelecekte ne yönde değişeceğini ve hangi varlıklara yatırım yapılması gerektiği öngörülemez. Herkes bunun mümkün olamayacağını deneyerek de test edebilir.  Geçmiş verilere bağlılık kehanetin felsefesine de aykırıdır. Bu yöntemsel ve bilimsel kısıtlar altında geleceğe yönelik “ekonomik felaket kehanetleri”nde bulunulamayacağı ve hiçbir felaket kehanetinin de tutmayacağı açık.

Velhasıl; piyasalarda kehanet namı altında dolaşan iddialar da özünde bilimdışı ve desteksiz balonlardan ibaret. Bu balonları uçuranlar da kahin değil “üfürükçü”.

Bu üfürükçülerin, hiçbir bilimsel ve yöntemsel dayanağı olmayan “ekonomik felaket balonları” uçurmasının kanaatimce tek amacı var: Londra’nın “swap” operasyonunda olduğu gibi; algı bozarak küçük çıkar gruplarının, etkin olmayan finansal piyasalarda spekülasyon yapıp kısa vadeli kazanç elde etme çabalarına hizmet etmek.  

Türkiye üzerinde uçurulan “kredi balonu patlayacak, gayrimenkul balonu patlayacak” gibi “felaket balonları”na ve “üfürükçülere” itibar edilmeye zinhar.

Gelecek yazımın konusu da “Türkiye’de kredi balonu” iddiasının dayanaksızlığı olacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news