Doğu Guta'da bir lokma için yaşanan dehşet günleri

Beşşar Esed rejimi ve destekçilerinin, başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesini ele geçirmek için 19 Şubat'tan bu yana düzenlediği yoğun saldırılarda bölgenin büyük bir kısmı yerle bir olurken, yüzlerce sivil can verdi. Saldırılar sonucu on binlerce aile parçalandı, binlerce

Doğu Guta'da bir lokma için yaşanan dehşet günleri

Beşşar Esed rejimi ve destekçilerinin, başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesini ele geçirmek için 19 Şubat'tan bu yana düzenlediği yoğun saldırılarda bölgenin büyük bir kısmı yerle bir olurken, yüzlerce sivil can verdi. Saldırılar sonucu on binlerce aile parçalandı, binlerce

05 Nisan 2018 Perşembe 13:05
Doğu Guta'da bir lokma için yaşanan dehşet günleri
Beşşar Esed rejimi ve destekçilerinin, başkent Şam'ın Doğu Guta bölgesini ele geçirmek için 19 Şubat'tan bu yana düzenlediği yoğun saldırılarda bölgenin büyük bir kısmı yerle bir olurken, yüzlerce sivil can verdi.

Saldırılar sonucu on binlerce aile parçalandı, binlerce çocuk yetim ve öksüz kaldı.

Doğu Gutalı aileler, hayatta kalan aile bireylerini korumak için Rusya'nın garantörlüğünde varılan tahliye anlaşması gereği tahliye edilmeyi kabul etti.

"Hamileyken yiyecek bir şey bulamadım"

İdlib'deki Saed barınma merkezine yerleştirilen Doğu Gutalılardan İnas Havaca yaşadıklarını anlattı.

"Muhasaranın son döneminde hamileydim. Rejim güçleri yaklaşınca mahalleden üzerimizdeki elbise ile çıktık. Hamileyken yiyecek hiçbir şey bulamadığım için çocuğum hasarlı doğdu. Kalbinde ve beyninde delikle, çok cılız ve bir gözü diğer gözünden çok küçük şekilde dünyaya geldi."

"3 gün soğuk kamplarda kaldım"

Havaca, doğumunun ardından ilk 8 ayının hep hastanelerde geçtiğini sözlerine ekledi.

"Doktorlar, rejim bölgesindeki hastanelere gitmem gerektiğini söylüyordu. Ama geçiş noktalarına gittiğimde rejimin askerlerinin geçmek isteyenlere ateş açtığını gördüm. 3 gün soğuk kamplarda kaldım. Rejim geçmeme izin vermedi."

"Bir kutu sütün fiyatı 105 lira"

"Doktorlar o kadar bombardıman varken hastaneye gelebildiğime şaşırıyordu" diyen Havaca, şöyle devam etti:

"Ama kızımı emziremiyordum. Gitmek zorundaydım. Reçeteler yazarlardı. Ama ilaç yoktu. Eşim günlük olarak 500 Suriye lirasına (yaklaşık 4 lira) çalışıyordu. Eğer varsa bir kutu sütün fiyatı 12 bin Suriye lirası (yaklaşık 105 lira) idi."

"Ölmüş, kefene sarmışlar"

Bebeğini Doğu Guta'nın Hammuriye ilçesindeki hastaneye yatırdığından bahseden Havaca, "Ertesi gün bakmaya gittim. Beni gördü, güldü. Bir sonraki gün yine gittim. Ölmüş, kefene sarmışlar" dedi.

"Kuyunun suyu kıpkırmızıydı, içinde kurtlar vardı"

Havaca, son aylarda sığınaklarda yaşadıklarını hatırlattı.

"İki gün sığınaktan çıkamadığımız için susuz kalırdık. Yoğun hava saldırılarından yeryüzüne çıkamazdık. Kuyunun suyu kıpkırmızıydı. İçinde kurtlar vardı."

"Muzu ve portakalı kabuklarıyla yedi, elmayı oyuncak sandı"

Havaca, Doğu Guta ’da bıraktığı en değerli şeyin bebeğinin mezarı olduğunu söyledi ve ekledi:

"Büyük kızım, tahliye edildikten sonra geldiğimiz Hama ’da muzu ve portakalı kabuklarıyla yedi, elmayı oyuncak sandı. İlk defa görmüştü." 

'Allah için besleyin' yazısı

Sağlık ocağında gönüllü çalışan Um Halil de yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Ablukanın son dönemlerinde aileler bakamadıkları için bebeklerini kapı önüne bırakmaya başladı. Sabah saatlerinde kapımın önünde 1 aylık bebek buldum. Beşiğinde 'Allah için besleyin.' yazan bir kağıt vardı. Açlığı yüzünden belli oluyordu. Cılız, gözlerin önü morarmış ve sürekli ağlıyordu." 

"Çocuğuma sakladığım ekmek parçasını verebilir miydim?"

Kadınların sabah erken saatlerde kapı kapı dolaşıp ekmek istediğini anlatan Um Halil, "Çocuğuma sakladığım ekmek parçasını verebilir miydim? Vermiyordum. Ama vermediğimde de acı çekiyordum. Böyle sorulara kapılırdım hep" diye konuştu.

"Doğu Guta'yı hayalet şehri olarak bıraktık"

Um Halil, tahliye edilmek zorunda kaldıklarında, mahalleden çıkarken tüm evlere bir göz attığı anla ilgili, "Günahımız neydi? Neden ayakta tek ev kalmadı? Doğu Guta ’yı hayalet şehir olarak bıraktık" dedi.

"Çiftçi olmama rağmen imkansızlıktan ötürü dilenmeye mecbur kalırdım"

Doğu Guta ’nın Neşşabiyye beldesinden çiftçi Ömer Abdülkadir de, rejimin cephe hattına 200 metre mesafedeki bahçesini çocuklarına un temin etmek için ektiğini söyledi.

"Ses çıkmaması için gece bellerdim. Parasızlıktan ekemezdim. Bahçeyi sulamak için jeneratörlere akaryakıt lazımdı. Para yok. Para var ise akaryakıt yok. Bir avuç buğdayı öğüterek çocuklarıma mı yedireyim yoksa bir sonraki yıla mı bırakayım, bilemezdim. Çiftçi olmama rağmen imkansızlıktan ötürü dilenmeye mecbur kalırdım. Bir günlük ekmeği çocuklarıma temin etmeye acizdim."

"Her şey bittiğinde Doğu Guta'ya dönmek istiyorum"

Abdülkadir, İdlib'de sığındıkları kampta uyurken rüyasında arazisini, hayvanlarını gördüğünü söyleyerek, "Bir gün her şey bittiğinde tekrar Doğu Guta'ya dönmek istiyorum" dedi.

Kaynak : www.trthaber.com

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news