Seçim günü geldi çattı. Bugün seçmenler sandık başında olacak, belediye başkanlarını ve mahallî idarenin diğer aktörlerini seçmek için oy kullanacak.

Seçim günü demokrasinin bayram günüdür. Yarışmacı seçimsiz demokrasi olmaz ve her demokratik seçim birçok kurumun ve sürecin sonucudur, eseridir. Her seçim bir son ve aynı zamanda bir başlangıçtır. Yani demokratik siyaset bir yönüyle başlangıç ve bir yönüyle bitiş halkalarından oluşan ve sonu gelmeyen bir zincirdir.

Demokrasi teorik olarak mükemmel bir yönetim biçim olmadığı gibi fiiliyatta mükemmel bir demokrasi de yoktur. Her demokrasinin akut ve/veya kronik problemleri var. Başka bir deyişle, her demokrasi kusurludur. Bu kusurluluk liberal değerlerden uzaklaştıkça artar. Ama liberalizm de hem tek başına demokrasinin tüm kusurlarını gidermeye muktedir değil hem de kendisi çeşitli iç sıkıntıları ve açmazlarıyla uğraşmak durumunda. Bu yüzden, reel demokrasiler mükemmel (en iyi) için değil ikinci en iyi için çabalıyor. Gerçekçi bir bakışla hedef, mükemmel bir demokrasiden ziyade kusurları az ve/veya azalmakta olan bir demokrasi.

Türkiye demokrasisi de kusurlu. Kusurluluğu bazen azalıyor bazen artıyor. Demokrasimizin problemleri çeşitli başlıklar altında toplanabilir. Diğer taraftan, demokrasimizin güçlü ve daha istikrarlı demokrasilerle yarıştırılabilecek yönleri de var. Âdil, hür, rekabetçi seçimler yapabilmek gurur duyacağımız siyasî varlıklarımızın en başında geliyor.

Türkiye demokrasisi bu seçimlere de çeşitli kusurlarla girdi. Ne yazık ki özgürlük-güvenlik dengesinin korunması ile sivil alanın siyasal alana karşı korunması ve geliştirilmesi açısından çeşitli sıkıntılar var.

Bunlara ilâveten, yaşadığımız kampanya sürecinde, partilerin tarzından kaynaklanan sıkıntılar da tezahür etti.

Cİ ortakları bu seçimde çok uygun olmadığını -en azından bu şekilde ele alınmaması gerektiğini- düşündüğüm bazı temalara dayanan bir seçim kampanyası yürüttü. Daha açık söylemek gerekirse, Cİ’nin abartılı ve iyi tanımlanmamış beka söylemi ne yeterince ikna ediciydi ne de demokrasimiz için yararlı olacağa benziyordu. Üstelik liderlerin sert üslubu temadan doğan sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Seçim propagandasının beka teması üzerinde odaklanmış olması Cİ’nin oylarını artıracak mı? Aşırı vurgunun ve abartılı, rakipleri suçlayıcı anlatımın ters tepme ihtimâli bile var. Seçmenlerin bu tavırdan ve söylemden ne yönde etkilendiğini birkaç gün içinde öğreneceğiz.

Mİ seçim kampanyasında parlak bir performans sergileyemedi. Beka başlığı altına alınmasa bile memleket için hayatî meseleler olan FETÖ’nün tasfiyesi, PKK ile mücadele ve ABD’nin Türkiye’yi dışlayıcı politikaları –seçimi adeta genel seçim gibi görmelerine rağmen- Mİ bileşenlerinin gündeminde hemen hemen hiç yoktu. CHP ve İyi Parti neredeyse sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunlarını adeta bir Erdoğan ve AK Parti meselesi olmaya indirgedi. Muhalefet ittifakı da sert üsluptan uzak kalamadı. Özellikle bir kadın olarak Meral Akşener’in erkeksi lisanla yaptığı konuşmaları şaşkınlık ve rahatsızlıkla izledim. Onun ve tüm kadınların adına üzüldüm. Seçim kampanyasının Akşener’i kariyer yapayım derken erkekleşen kadınlara benzemekteydi. İnşallah bu tarzı seçimden sonra da muhafaza etmez.

CHP sorunlara bakıştaki açısı ve derinliğiyle ülkede bir muhalefet boşluğu bulunmasının ana sebebi olmaya devam ettiği iddialarına yine malzeme sağladı. Bu başarısızlığı medyada yeterince yer bulamama gibi gerekçelerle izaha çalışması pek inandırıcı ve ikna edici görünmüyor. CHP medyanın neredeyse yüzde yüz desteğine sahip olduğu zamanlarda da maalesef bunu yapamadı. Ayrıca, medya desteği ile seçim kazanma arasında tam bir korelasyon yok. Hatta aşırı medya desteği partilere zarar bile verebilir. Nitekim bu seçimde medyada orantısız bir ağırlığa sahip bulunmasının AK Parti’nin aleyhine bir faktör olarak işlemesi ihtimâli olduğunu düşünüyorum

HDP standart taşkın lisanından bu seçimde de uzak kalamadı. HDP liderliği demokrasinin ne olduğunu gerçekten bildiği ve ne de demokrasinin meşru bir kurumsal aktörü olmanın bir ön şartı olarak terör ile arasına mesafe koymaya hazır olduğu izlenimini veriyor. HDP seçimlerde Mİ’ye verdiği desteğin bir faturası olacağını açık açık ilân etti. Kampanya boyunca yer yer ırkçı söylemler de kullandı ve -o kadar ki- parti taraftarlığını MHP ve İP çizgisinden daha sert bir etnik muhtevaya büründürdü.

Sonunda kim kazanırsa kazansın, usulüne uygun olarak yapılan, kazasız belasız tamamlanan her seçim demokratik bir zaferdir. Demokrasi açısından uzun vadede en mühim olan şey, kimin kazandığı değil, seçimlerin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığıdır. En önemli ve değerli demokratik varlığımız âdil, hür, yarışmacı, güvenilir seçimlerdir. Bu yüzden, yargı mensupları başta olmak üzere, ilgili her kamu kurumu, kurumsal siyasî aktör ve seçmen demokrasimizin temeli olan seçim kurumumuzun korunması için hassasiyet göstermelidir, çaba sarf etmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news