CHP geçenlerde bir FETÖ raporu yayınladı (http://www.gazeteyeniyuzyil.com/gundem/chp-raporunda-can-alici-soru-2004-kararlari-uygulansaydi-feto-bu-guce-erisebilir-miydi-h27236.html). Gerek rapor gerekse Kılıçdaroğlu’nunson zamanlardaki konuşmaları FETÖ’nün bir siyasî ayağı olduğuna daha hırslı, haşin, sert sözlerle işaret ediyor. Ana muhalefet lideri hayli çirkin ve provokatifbir üslupla Erdoğan’ın FETÖ’nün siyasî ayağının başı olduğunu ileri sürüyor.

Daha önce de yazdığım gibi, FETÖ gibi iddialı, muhteris, her renge girebilen bir örgütün siyasî alanı ve siyasî aktörleri hedefleri arasına almaması imkânsızdı. Siyasetten yararlanmak, en azından siyasetin kendisine zarar vermesini önlemek için siyasete el atması gerekirdi.

FETÖ tüm siyasî partilerle ilgilendi, hemen hepsinden yararlanmaya çalıştı. Bunda çoğu zaman başarılı da oldu. Ama kendisi ayrı bir siyasî parti kurmadı. Dolayısıyla,FETÖ’nün medya ayağı, üniversite ayağı gibi nispeten müstakil, örgütle bütünleşik bir siyasî ayağı yok. Çalışma tarzı hakkındaki bilgilerimizin de bizi düşünmeye sevk ettiği üzere, onun bütün partilerde kendine bağlı unsurlar barındırdığı ve partileri manipüle etmek için hazırlıklar yapmış, yöntemler geliştirmiş olduğu tahmin edilebilir.

FETÖ’nün AK Partiile hiç ilişkisinin olmadığını söylemek doğru da inandırıcı da olmaz. Bu hem eşyanın tabiatına hem de Türkiye’nin siyasal ve toplumsal yapı, gelenek ve tecrübelerine aykırı. FETÖ on yıllardır devlet içinde  kadrolaşmaktaydı, ama muhtemelen bu kadrolaşma AK Parti zamanında arttı, hızlandı. Bunda da şaşırtıcı bir taraf yok. Zira bir taraftan FETÖ hızlanan bir örgütlenme ivmesine sahipti diğer taraftan AK Parti’nin geniş koalisyonu içinde o iktidara gelinceye kadar kamusal alanlardan şu veya bu derecede dışlanmış olan dinî grup ve çevreler de yer almaktaydı. Böyle bakıldığında AK Parti adeta birdinî gruplar koalisyonuydu. Bu iki faktörün tesiriyle FETÖ AK Parti zamanında devlet içinde daha hızlı büyüdü.

Bürokratik vesayet odaklarıyla mücadele sanırım AK Parti ile o zaman Fetullahçılar olarak bilinen FETÖ arasındakiilişkilere diğer gruplarla olandan daha ileri boyutlara taşınmasına zemin hazırladı. AK Parti FETÖ’nün kamu kurumlarındaki adamlarına  muhtaçtı, hatta mecburdu. FETÖ ise bunutam olarak fethetmek istediği devlet teşkilâtı içinde yeni mevziler kazanmakiçin iyi bir fırsatolarak gördü ve kullandı.

2000’li yıllarda AK Parti’nin Fetullahçıları kamusal alana taşınmada, devlet içinde görev almada engellememesinin, bazen teşvik etmesinin yanlış olduğu söylenebilir miydi? Bana göre hayır. Çünkü Fetullahçılar henüz FETÖ değildi ve bu masum görünümlü ezoterik, totaliter,kriminal grubun suçlarından toplum habersizdi. Hep işaret ettiğim üzere o yıllarda Fetullahçılar kamudan dışlansaydı bu sanırım yalnızca CHP çevrelerini mutlu eder geri kalan herkes ve her kesim demokrasiye,eşit vatandaşlığa, insan haklarına aykırı olduğu düşüncesiyle buna şiddetleitiraz ederdi.

Dolayısıyla, bugünden bakarak AK Parti’nin FETÖ ile o yıllarda suç ortaklığı yapma sonucunu veren bir işbirliğine girdiğini iddia etmek haksız ve anlamsız olur. Buna karşılık AK Parti’nin CHP kanadından Ergenekon ve Balyoz davaları sebebiyle gelen ve ortada bir kumpas olduğunu ve kumpası Fetullahçıların yaptığını dile getiren sözlere veya ikazlara kulakasmamasının bir hata olduğusöylenebilir. Ama AK Parti liderliği bu hatayı zaten itiraf etti ve toplumdan özür de diledi.

Buna karşılık AK Parti (Erdoğan) FETÖ ile amansız bir mücadeleye girişirken CHP kendi sözlerini ve tutumunu inkâr eden berbat bir noktaya kaydı. Geçmişte kumpasçı olduğunu söylediği kriminal grupla bazen açık bazen örtülü bir işbirliğine girdi. SiyasetteFETÖ’nün getirdiği malzemeleri kullanarak AK Parti’yi vurmaya, iktidardan düşürmeye çalıştı. Yasa dışı yollarla elde edilmiş ve montajlanmış kasetleri Meclis’teki kürsü masuniyetini istismar ederek dinledi, dinletti. Dolayısıyla, FETÖ ile bir tür işbirliği yapma pozisyonuna düştü.

CHP çevrelerinin 15 Temmuz’un siyasî ayağının Erdoğan ve partisi olduğu iddiaları sadece olgulara değil akla ve mantığa da aykırı. Buyaklaşımı kabul edersek Erdoğan’ın kendi kendisine darbe yaptığına inanmamız gerekir. Böyle bir şey bir iktidar partisi tarafından niçin yapılır ve nasıl mümkün olabilir? Erdoğan kendisine darbe yapıp ne yapacaktı? İktidara mı gelecekti? Ayrıca, AK PartiFETÖ’nün siyasî ayağı olma gerekçesiyle devre dışı bırakılırsa FETÖ ile mücadeleyi kim sürükleyecek? CHP bu konudahiç ümit vermiyor. Aksine, CHP’nin bu abartılı söylemi FETÖ ile mücadeleyi sekteye uğratabilir.

CHP Türkiye’nin köklü ve önemli partilerinden. Demokrasinin prosedürelkurallarını korumak ve demokratik süreçlere ve kurumlara sahip çıkmak CHP’nin de görevi. Zira FETÖ sadece AK Parti’ye değil tüm demokratik siyasete kumpas kurmuş,darbe yapmaya kalkmış bir çete. FETÖ dalgasına binerek meşru siyaset yapma ve demokrasiyi güçlendirme imkânı yok. CHP bunu anlasa ve FETÖ ile mücadelede AK Parti ile işbirliği yapsa bu alanda Türkiye’nin önü açılır. Çünkü Türkiye tüm dünyada FETÖ tarafından bir kuşatma altına alınmış durumda. Seküler bir CHP FETÖ’nün iç yüzünü dünyaya anlatmakta ve dolayısıyla demokrasiyi korumakta çok faydalı olabilir. Emin olun bu CHP’yi taban olarak da büyütür. Gel gör ki CHP’nin kurmay aklı ya yok ya da bu basit gerçeği anlamaktan aciz.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news