''Bugünlerde duvarda asılı olan ölmüş annemin resmine bakarak kendimi teskin edebiliyorum ancak. Ben babasız büyüdüm. Annem bana hem babalık yaptı hem de annelik. Onun himayesindeyken cebimde param da olurdu ev de tencere de kaynardı. O bana hiçbir zaman yoksulluğu hissettirmedi. Şimdi öyle mi? Artık her öğlen insanlardan gizlenerek köşedeki tavuk dönerciden 3 buçuk liraya ekmek içi tavuk döner yiyiyorum. Utanıyorum çünkü kimseye görünmek istemiyorum. Utancımın nedeni biri gelirde ona da yemek ısmarlamak zorunda kalırım diye. Ne hallere düştük.''

İki gündür Batmandaydım. Bir sabah erken kalkıp, caddeye bakan çayhanelerin birinde oturdum. Az ilerde oturan üç kişilik gruptan biri diğer iki arkadaşına Kürtçe tas tamam böyle dert yanıyordu.

Ekonomik sıkıntıların herkesin hayatını etkilediğini kendi kişisel hayatımdan biliyorum. Kulak misafiri olduğum beyefendi kadar olmasa da bende ciddi biçimde bu kahredici ekonomik atmosferden etkileniyorum. Gözlerimde bir kuruma problemi olduğu için göz damlası kullanıyorum. Son bir ay içinde 10 tl olan göz damlası ani bir fiyat artışıyla 25 tl oldu. Bu çok ciddi bir fiyat artışıdır ve herkesin zihninde iz bırakır. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Toplumsal hayatın en güçlü ve iz bırakan dürtüsü ekonomik dürtüdür. Hayatta kalabilmenin biricik nedenidir. Barınma yeme içme ve bedeni korumanın ilk temek taşıdır. Başka bir ifade ile söylersek ihtiyaçlar piramidinin tepesinde yer alan ilk üç ihtiyacın karşılanması ekonomik durumumuza bağlıdır. Toplumdaki ağırlığımız, statümüz ve saygınlığımız ne acıdır ki bugünlerde sadece ekonomik durumumuzla ölçülüyor ve bu kritere göre tartılıyoruz. Ekonomik mana da sıkıntıya düşmüş ve başkasına muhtaç hale gelmişseniz, bu durum her şeyden önce itibarınızdan yemeye başlar.

Bugünlerde ekonomik temelin her şeyi belirlediğine şüphe yoktur. Kişisel olarak da zihnimizi baskılayıp bizi ruhsal olarak büyük bir cenderenin altına sokan da bu durumdur. Ekonomik yoksunluk sadece hayatımızı kötüleştirmez, aynı zamanda tercihlerimizi de gözden geçirmemizi sağlar. Bir kez hayat standartımızda bir kötü gidiş baş gösterdiğinde aklımıza gelen ilk şey durumu değiştirmek olur. Eğer bu mümkün değilse, bu durumu engellemek ya da mümkünse hızını düşürmek olur.

İşte bu andan itibaren zihnimiz mevcut ezberleri bozmaya hazırlanır. Eski davranış kalıplarımızın konforlu atmosferinden çıkarız. Kendimizi kendimizle hesaplaşırken buluruz ve belki de ilk ciddi yüzleşmemiz gerçekleşiyordur. Ok yaydan çıkmıştır. bir çare mutlaka bulunacaktır. 

Bana kalırsa bugün Bütün Türkiye'nin ruh hali böyle bir tablonun içindedir. Halk bu durumdan sadece şikayetçi değil, aynı halk bu durumun değişmesi için etrafına daha dikkatle bakıyor. Bu durumun asıl sorumlularıyla bir tür hesaplaşmak için güç ve takat biriktiriyor.

Önümüzdeki Mart ayında yapılacak yerel seçimler bu durumun ilanı için bulunmaz bir fırsat sunuyor. AK Parti iktidarı bu hesaplaşmanın esas hedefi olacak. Korkarım Köprüler yaptık, otoyollarla bütün ülkeyi birbirine bağladık söylemi bu kez ciddi bir karşılık bulamayacak. Eski günlerin rüzgarını estiren söylem, evde kaynamayan tencere ile ciddi bir hesaplaşma yaşayacak.

Benim kişisel olarak inancım şudur:Yerel seçimlerde halk AK Parti iktidarına bir tür nota verecek. Bir tür erken uyarı sinyali gönderecek. Mesaj açıktır. Eğer ekonomik politikalarınızı değiştirmez, dolayısıyla da hayatımızı daha kolay hale getirmezseniz bizde siyasal iktidarımız için açtığımız kredileri kısarız.

Ekonomik göstergelerin siyasal göstergeleri baskıladığı ve siyaseti bu yolla işlevsizleştirdiği bilenen bir gerçektir. Ekonomik memnuniyete dayanmayan hiçbir siyasal iktidarın ömrü uzun olmamıştır.

Son üç seçimde AK Partinin sürekli oy kaybına uğradığı seçim sonuçlarından bellidir. Bu memnuniyetsizlik bu seçimde sanki çığ gibi büyüyecek gibi duruyor. Ekonomik memnuniyetsizlik demokrasideki defoları daha görünür kılıyor. Ekonomik memnuniyetsizlik adaletsiz uygulamaları daha da çekilmez kılıyor.

Bir toplumda eğer ciddi ekonomik sıkıntılar baş göstermiş ise o toplumda bugüne kadar üstü örtülü diğer sorunlarda gün yüzüne çıkar. Bu temel bir toplum davranışı karakteridir. Her kötü durum yek diğer kötü uygulamayı da tetikler. Tetiklenen kötü durumlar birleşerek adeta kocaman bir çığa bir sele dönüşür.

Kendimizi kandırmaya hiç gerek yok. Türkiye'nin ciddi sorunları var. Sorunların yakıcı etkisi sadece halkı etkilemiyor, Cumhur ittifakında görülen çatlak sesler bile bu durumun ürünüdür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news