Her şeyin para ile alınıp satıldığı bir toplumda saf kötülük, yokluğa yönelir; yokluğu, iğrenç, pis ve sinsi bir şey olarak, kişinin benliğinin bütünlüğüne yönelmiş isimsiz bir tehdit olarak görür. Kişinin benliğini çürüten bu korkunç sızıntının kendi başına hissedilebilir bir biçimi yoktur, o yüzden olası kurbanlarında paranoyaya neden olur. Her yerde ve hiçbir yerdedir. Bu kötülük türü varlık yönünde sıkıntı çeken, yetersizlik içinde olanlardan daha çok ve ziyade bir varlık fazlasına sahip olanların, sıkça ve değişik çeşitlerde başvurdukları bir kötülük türüdür.

Kopya çekmemesine izin verilmediği için birini öldürme dürtüsü yoksullara özgü bir dürtüsü değildir. Bu arsızlık, yokluğun ne anlama geldiğini bilenlerin dünyasında filizlenmez, onların buna cüret etmeleri bile hayaldir; çünkü bu eylemin içinde en küçük bir haklılık payı hem küçük bir meşruiyet zerresi ve binbirgece masalları gibi binbirgece anlatılsa bile içinde en küçük mağduriyet esamesi yoktur. Hiçbir yoksul kendini bu kadar haklı ve meşru olarak hissedemez. Çünkü yoksullar doğup dünyaya merhaba demeyi öğrendikleri ilk gün utanmayı da öğrenirler.

Kopya çekilmesine izin vermediği için öldürme arzusu, tüm anlayış yetisini aşan bu ucubeliği, ancak, ''Gününü yaşamak için hiçbir şeyi kafana takma, yağmur yağarken küpünü doldur, yarın hiç olmayacakmış gibi yaşa, gül goncalarını topla ve ye iç keyfine bak,'' dünyasında görülebilir. Bu dünyanın insanları destedeki joker gibidirler; manzaranın ortasındaki karanlık leke onlardır. Bu dünyanın şakası ve muamması onların karakteridir. Çünkü onlar, yokluğa yoksunluğa dayanamazlar. Çünkü onlar yoksun kalmaktansa öldürmeyi arzularlar.

Yoklukla kurulan bu eşzamanlı aşk ve nefret ilişkisini, Nazizmin bütün anlatılarında gözlemlemek mümkündür. Naziler, bir yandan ölüm ve yokluğa aşıktılar; bir yıkım ve yok oluş tutkusunun esiriydiler. Yahudileri, hiçbir zorlayıcı askeri ya da siyasi amaç için değil, sırf keyif için yok ettiler. Ortada hiçbir zorlayıcı neden olmaksızın cinayet işlemek Naziliktir; Nazicedir.

Tarifsiz bir iğrençlik ve iri kıyım bir kir tabakası olarak bu cinayet tam bir gaddarlık örneğidir. Hayatında merhamet nedir bilmez birinin sergilediği egemen bir kin kusmadır. Temel bütün insani değerleri toptan reddetmeden böyle bir cinayeti değil işlemek tasavvur etmek bile mümkün olmazdı.

Hoyrat, her istediğini zorla alan bir alışkanlık ve kişilik, elbette, böyle bir durumda bile gözünü karartıp pervasızlaşabilir; çünkü çok güvendiği, tepesine hiç kar düşmeyen dağları vardır. Bu dağlar iktidar sarhoşluğundan, egemen olmanın züppeliğinden başka da bir şey değildir.

Zaten o menfur dünya hemen işbaşı yaptı. Katilin ağzından daha önce yazdığı varsayılan bir intihar mektubunu medyaya servis etti. Bu bile o dünyanın ne kadar insani ve ahlaki değerlerden yoksun olduğunu gösterir.

Cinayete kurban giden eşin, eşinin tabutu başında yaptığı insani konuşma ile katili binbir hile ile aklamaya çalışan ve bu cinayet için makul sebep üretmeye çaba gösteren zihniyeti karşılaştırdığımızda, iki zihniyeti hem farkı çıkıyor ortaya hem de cinayeti işleten zihniyetin yarattığı bataklığın ne kadar büyük olduğunu görürüz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sponsor Bağlantı

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news