ABD ve Koalisyon Güçleri, 11 Eylül saldırılarını bahane ederek 2001’den başlayarak, uluslararası hukuku, BM sözleşmelerini kendi lehlerine kullanarak, ihlal ederek önce Afganistan’ı ardından Irak’ı işgal etti. Yaklaşık 18 yıldır bu iki ülke hemen hemen hiçbir konuda belini doğrultamadı halen işgalin, terörün, şiddetin, fakirliğin olduğu ülkeler haline geldiler.

İşgal trajedisi Irak ve Afganistan’da 18 yıl boyunca yaşananlarla sınırlı değil işgalin bir de suçu olup olmadığı bilinmediği halde Irak’taki Ebu Gureyb ve Küba’daki Guantanamo Hapishanelerinde işkence gören kişilerden oluşan bir tarafı var.

ABD Savunma Bakanlığı, başlangıçta 680 zanlıyı Guantanamo'ya gönderirken, zamanla bu sayı 800’e ulaştı ama doğru sayıyı net olarak bilemiyoruz aynı Afganistan Savaşı’nın ilk yıllarında kaç kişinin öldürüldüğünü bilemediğimiz gibi çünkü işgalciler konuyla ilgili rapor tutmaya bile gerek görmemişler. Mahkum sayısı konusunda net bilgi olmayan yerlerden biri de Ebu Gureyb, şimdilerde kapanmış olsa da işgal döneminde en ağır işkencelerin, tecavüzlerin yaşandığı hapishane burası… daha sonra adı IŞİD ile anılarak eski işkencelerin unutturulmaya çalışıldığı yer.

Ama bu hapishaneler Ebu Gureyb ve Guantanamo ile sınırlı değil, örneğin Yemenli Samir Naji el Hasan Mukbel, Guantanamo’da tutulan kişilerden birisiydi, ABD tarafından gözaltına alındı ve 2002’de Guantanamo’ya götürüldü, 2014 yılında Guantanamo’daki işkenceleri anlattığında 12 yıldır aynı cezaevindeydi. 2017 itibariyle hâlen hakkında bir suçlama olmadan Umman’da bir hapishanede tutuluyordu, akıbeti nedir henüz bilemiyoruz. Bunun gibi onlarca örnek daha var…

Guantanamo ve Ebu Gureyb Hapishanelerinde yaşanan insanlık dışı işkencelere ait görseller kamuoyuna ulaşınca ilk olarak bir infial yarattığı doğru ama ardından sadece 12 dava açıldı. Bu davaların sonucunda yalnızca düşük rütbeli olan Lynndie England ve eski sevgilisi Charles Graner gibi bir kaç asker hapis cezası aldı. Hakkında dava açılan yüksek rütbeli Amerikalı asker Yarbay Steven Jordan ise aklandı, suçlamaların hepsi düşürüldü.

Skandallar bularla da sınırlı değil, 2009-2014 yılları arasında yapılan işkenceleri ele alan raporda, “CIA tarafından 11 Eylül sonrasındaki yıllarda kullanılan acımasız sorgulama teknikleri esasen yararsız ve gizli servisin Kongre’ye ve kamuoyuna söylediği gaddarlıktan çok daha fazla” ifadesi geçti. 6 bin 700 sayfalık raporun 528 sayfalık özetinde, CIA’ın 2001-2006 yılları arasında uluslararası yasaya dayanmadan yakaladığı esirlere yasaların dışında zarar verme ve acı çektirme taktikleri uyguladığı ifade ediliyordu. Ancak bu raporun CIA müfettişindeki nüshasının "yanlışlıkla" silindiği bildirildi. Bu kadar acı olmasa “şaka gibi” diyebilirdik.

Tarifsiz işkencelerin yaşandığı, insan haklarının sonuna kadar ihlal edildiği Guantanamo Hapishanesi’nde işkence gören birçok kişinin suçlu olmadığı anlaşıldı ancak bu kişilerden sadece özür dilendi. Eski ABD Başkanı Barack Obama, başkanlığı döneminde bu hapishaneyi kapatacağını söylemişti ancak kapatmadığı gibi Guantanamo Ortak Görev Gücü Komutanı Tuğamiral John Ring 2018 yılında yaptığı açıklamada Pentagon’un kendilerine 'tesisin en az 25 yıl daha açık kalması konusunda bir bilgi notu gönderdiğini' söyledi. Guantanamo’da halen 41 mahkum bulunmakta…

Şimdiki ABD Başkanı Trump ise Guantanamo Körfezindeki tutukevini açık tutma talimatı veren bir başkanlık kararnamesi imzaladı. Trump bununla da yetinmedi, CIA’nın işkencehanelerinde mahkumlara işkence yapıp, yapılan işkencelerin delillerini yok eden Gina Haspel’i  CIA’in başına getirildi.

Her gün başka bir araçla görebileceğimiz her yerde hukuka saygılı, medeni, demokratik bir Batı modeli inşa ediliyor. Bu yalan o kadar ustaca ve sıklıkla söyleniyor ki yaşadığımız şeylere rağmen bize dayatılana inanıyoruz. Diğer yönden “Müslüman ve terörizm” kelimeleri sıklıkla yan yana kullanılıyor. Diktatörler, işkenceciler, teröristler, baskıcılar hep Müslümanların yaşadığı ülkelerde mevcutmuş algısı oluşturuluyor. ABD Kongresine meşru şekilde seçilmiş bir kadın sırf Müslüman olduğu için “terörist” olarak lanse ediliyor. Oysa karşımızda Batı’nın gayrı medeni, gayrı insanı, gayrı hukuki, gayrı demokratik uygulamaları, hiçbir etik değere saygı duymadan uyguladığı gerçeği duruyor, bu gerçeği görmeyip Batı yalanını kanıksadığımız her gün işkencelerimizin nasıl vahşi olduğunu unutuyoruz. Biz unuttukça işkencecilerimiz daha fazlasını yapacak güç ve imkân buluyor, bu nedenle diyeceğim odur ki, vahşet fotoğraflarını hatıralardan silemeyiz, Guantanamo ve türevlerini belki kapatamayız ancak biraz daha dikkatlice bakarsak “Medeni Batı” algısının aslında koskoca bir yalandan ibaret olduğunu görürüz. Bu bile algılarımızın temizlenmesi için önemli bir adım olabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news