Bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda tereddütte kaldım zira hâlâ başörtülü kadınlara karşı nefret duyan tahammülsüzlerin yanlış tutumlarını eleştirmek zorunda kalmak, bu barbarlığı kınamak zorunda kalmak bana yorucu geliyor.

Oyuncu Deniz Çakır, bir kafede otururken yan masadaki başörtülülere “Niçin buradasınız, burası Arabistan mı?” diyerek sözlü saldırı da bulunmuş. Deniz Hanım’ın alkollü olduğu da iddia ediliyor. Bu haberi ilk okuduğumda Çakır’ın herhangi bir açıklaması var mı diye bakmak istedim zira bazen gerçek olmayan haberler ya da çarpıtma haberler üzerinden insanlara zarar verildiğini gayet iyi tecrübe etmiş biriyim. Deniz Çakır’dan konuyla ilgili bir açıklama alamadım. Ancak kendisinin ifadelerini, tepki verdiği olayları görünce iki şeye şahit oldum; Metin Akpınar’ın darbeyi örnek veren maksadını aşan açıklamalarından sonra kendisine sahip çıkmış. Yani, ifade özgürlüğünü savunan biri ancak bu özgürlük, darbe ve baskı dönemlerini örnek verebilen ağızlara yönelik bir özgürlük… yoksa kadınların, dilediği gibi yaşaması konusunda herhangi bir özgürlük tercihini Çakır içine sindirebilmiş değil.

Deniz Çakır örneğinde olduğu gibi bu tarz nefret hastalığı örnekleri sonucu, bu ülkede on binlerce başörtülü kadın, sadece başörtülü oldukları için eğitim ve çalışma temel haklardan mahrum olmasalar kendisinin söylediklerini görmezden gelebilirdim ancak durum bunun tam aksi olunca ve bu tip olaylar münferit olmayınca ve henüz bu tip saldırıların önüne geçilmesi için iyileştirilmeler yapılmadığı için halen bu tip barbar saldırıların muhatabı oluyoruz. Dolayısıyla da tekrar tekrar yazmak zorunda kalıyoruz.

Daha önce de birçok kadın oyuncu, başörtülü kadınlara hakaret eden açıklamalar yaptılar. Daha önce de bazı oyuncular, bazı konularda maksadını aşan açıklamalar yaptılar. Zaman geçip devir değişince ya da toplumsal tepki oluşunca basın açıklaması yapıp özür dilediler. Ancak başörtülü kadınlara sözlü hakaret ve saldırıda bulunanlardan hiç birisi çıkıp da bizden özür dilemedi. Siyasi isimler, tanınan kişiler sadece 28 Şubat ruhunun ayakta olduğu dönemlerde değil, o dönemden önce de sonra da başörtülü kadınlara yönelik yaptıkları hak ihlâlleri, hakaretler için özür dilemediler. Durum böyle olunca görmezden gelinmek istenen bu olayları yazmayı doğru buluyorum çünkü yazdığımız her şey aslında tarihe de düşülen notlardır.

Geçtiğimiz hafta da hatırlarsınız Suriyelilere yönelik nefret söylemi gündemi meşgul etmişti. O konu için de bugün yazdığım yazı için de aynı şeyler geçerli; tek tipçilerin kendilerini kaim kılmak için hep bir ötekisi olur, onlar kendi varlıklarını sürdürmek için hep bir öteki icat ederler, o ötekileri değilleyerek de kendilerini var ederler, kendilerini devamlı kılmanın yollarını ararlar. Bu ötekiler bazen vatandaşlar olur, bazen Kürtler olur, bazen dindarlar olur, bazen Suriyeliler olur… burada temel sorun ötekine, kendi gibi olmayana tahammül edememe, ona barbarca saldırma, haklarını ihlâl etme yetkisini kendisinde gören tek tipçilerdir ve tek tipçilik Türkiye’de sadece bir dönemin resmi ideolojisi olan Kemalizm’e, Kemalistlere de özgür değildir, her grubun kendi tek tipçiliği maalesef bulunmaktadır.

Net ifade edeyim, insanlar bazı maksadını aşan açıklamalar yaptı diye hemen yargılanmaları taraftarı değilim çünkü yargının amacı, adaleti ve huzuru istihdam etmek olmalıdır. Her ifadeyi yargıya taşırsanız, yargı baskının aracı olur ve amacının tam aksi sonuçlar doğurur. Bu nedenle bazı konular yargıya taşınmadan da, toplumsal anlayış inşa edilerek kendinden çözülebilir. Dolayısı ile bu tip açıklamaların yasa yolundan -ki bence o da gerekli- değil de toplumsal hoşgörü ve kabuller yoluyla çözülmesi hedeflenmeli, tabi bunu isteyen varsa, karşılıklı vurdu kırdıdan beslenen anlayışların, vurdu kırdının fayda sağladığını düşündüğü için daha çok “vur vur” ifadesi kullananların, bu tip toplumsal hoşgörülerin önünde bir engel olduğunu da unutmayalım.

Ceren Damar

Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan Ceren Damar, sınavda kopya çektiğini tespit ettiği öğrenci Hasan İsmail Hikmet tarafından üniversitedeki odasında öldürüldü.

Toplumda psikopat, sosyopat, öfke kontrolü olmayan kişiler olabilir bu tarz kişileri tek tek tespit edip tedavi altına almak pek mümkün değildir. Ancak bu tiplerin daha da sivrilmemesi için okullarda güvenlik önlemi alınır ya da toplumun her kesimine hitap etme imkânı olanlar, şiddeti minimuma indirmeyi amaçlayan açıklamalar yaparlar, en azından yapmaları gerekir.

Toplum olarak zaten coşkulu bir milletiz, bu coşkunun olumlu sonuçları olduğu gibi çok olumsuz sonuçları da olabiliyor. Türkiye’de oldu bitti bir mafya dizisi merakı var, reytingi yüksek olduğu için çekilen diziler zaten potansiyel coşkusu olan gençlere şiddeti, kahramanlıkmış gibi göstererek gençleri olumsuz etkiliyor, öğretmen arkadaşlarımız lise öğrencilerinin ellerindeki tespihlerden, tuhaf yürüme şekillerinden bahsediyor. Bu potansiyel coşku yanlış yönlendirilince ortaya böyle facia sonuçlar çıkıyor.

Tahammülsüzlük illeti, insanlara sözlü ve canlarına kast ederek saldırma vahşeti, normal olmamasına rağmen çokça görülen vakalar, bu tip vakalarla mücadele etmek, meseleyi kişilere odaklayıp, sadece o kişiyi mahkûm ederek olmuyor. Eğer bu tip üzücü vakalarla karşılaşmak istemiyorsak dizilerden yasalara, köşe yazılarından toplumsal araştırmalara, siyasi söylemden sivil toplum kuruluşu çalışmalarına kadar her yerde başkalarının bizden farklı olma, farklı düşünme hakkı olduğunu telkin etmeliyiz. Birileri toplumsal gerilimden besleniyor diye gerilimi arttıracak söylemlerde bulunmaya devam ederse, herkes kendisi gibi olmayana nefret duyar, şiddeti sorun çözücü bir tavırmış zanneder  ve toplumsal cinnetin fitilini yakar, kim ne yapıyorsa lütfen yaptığını bir daha gözden geçirsin, Ceren Damar gibi genç hukukçu akademisyenlerimizi korumak, bu ülkenin geleceğini korumaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news