Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, sanırım Urfa’ ya ilk kez gidişimdi.  Nisan ya da Mayıs ayının son günleriydi. Havada parlak bir güneş vardı ve ağaçların hepsi baharın tadını oburca emiyor gibi yeşil ve tazeydiler. Her yerde bir zindelik ve müthiş bir enerji vardı. Hedefimde bir an önce Balıklı Gölü görmek vardı. Nemrut ‘un ve Hz. İbrahim’in efsanesine tanıklık etmiş o muhteşem mekanı görmek, beni ziyadesiyle heyecanlandırıyordu. Büyük bedestenin önünde indim. Gümrük Han'ın içinden doğrudan doğruya Balıklı Göle yöneldim. Ben denizi olan bir yerde büyümemiştim. Gördüğüm en muhteşem sulak alan Dicle nehrinin vadisiydi. Dolayısıyla Balık ve türevlerine dair, bende birikmiş bir görsel hafıza yoktu. Balıklı göldeki on binlerce balığı yan yana görünce adeta kendimden geçtim.

Gölün kenarındaki herkes bir taraftan balıklara yem atıyordu bir taraftan da yemi kapmak için adeta birbirini ezen balık sürülerinin, muazzam gösterisini izliyordu. Gölün hem kenarında yem satan küçük bir kulübe gözüme ilişti. Yem satın almak üzere ona doğru yürümeye başladım. Kulübede yaşlı bir adam ağır hareketler ile yem isteyen insanların taleplerini karşılıyordu. Ben de sıraya girdim ve sıranın bana gelmesiyle bir kap yem alıp, balıklara atmaya başladım. Hayatımda ilk kez bir büyük balık sürüsü görüyordum. Balıkların zarif sayılmayacak hareketlerden sonra yemi yutma çabaları, doğrusu keyfime keyif katıyordu. Elimdeki yem kabını hızla bitirmiştim. Dönüp bir tane daha aldım. O da bitti bir tane daha satın aldım o da bitti. Kaç kez yem satın aldığımı şimdi tam olarak hatırlayamıyorum. Ama galiba sonuncusunda yem satan yaşlı adamın asık suratını fark ettim.

Ben çok eğleniyordum. Yaşlı yem satıcısının neşesiz yüz ifadesi, dikkatimden kaçmadı.‘’Amca’’ dedim, ‘’ bak ben ne kadar keyifliyim, üstelik habire senden alışveriş yapıyorum, para kazanıyorsun. Satışların çok iyi. Sen neden bu kadar keyifsizsin?’’ dedim.’’ Evladım ‘’ dedi. ‘’ ben senin gördüklerini göremiyorum’’ Yüzüne daha dikkatlice baktığım zaman gerçeği gördüm. Yaşlı yem satıcısı kördü. Binlerce kez özür diledim ama, sanırım içim hiç huzur bulmadı.

Doğuştan kör olan bir insan körleşme yaşamaz. Yaşlı yem satıcısı da körleşme yaşayanlardan değildi. Bana senin gördüklerini göremiyorum demesi durumun ne kadar farkında olduğunu anlatır. Onun bilinci benim bilincimden daha açıktı. Zihni daha berrak ve benim iki gözle göremediğimi o doğuştan kapalı gözleriyle görüyor hissediyordu.

Gerçek körleşmeye örnek olacak gerçek bir hikaye anlatmak istiyorum. Sanırım yıl 1985 ti. O zamanlar Yazko adında bir yazarlar kooperatifi vardı ve bu kooperatif, 12 Eylül darbesinden ötürü daralan siyasi alanı edebiyat sanat ve felsefe dergileri çıkartarak genişletmeye çalışıyordu. Ben de Yazko’nun çıkardığı dergilerin tümüne abone olmuştum. O dönemde Yazko edebiyatta Özdemir İnce’nin ''Türk Şiirinde imgenin serüveni'' adlı bir yazısını yayınladı. O yazıda şiirin çarpıcı etkisini ifade etmek için Özdemir İnce Kör bir dilenci hikayesinden söz ediyordu.

New York’ da Manhattan köprüsünün tam dibinde bir kör dilenci varmış. Adamın kör ve dilenci olduğunu gösteren bütün emareler mevcutmuş. Başında şapkası, gözünde kara gözlükleri, kolunda pazubandı, boynunda levhası ve levhasının üstünde de ‘’ Ben körüm" yazısı. Bunlar yetmezmiş gibi önünde hem köpeği hem de dilenci mendili duruyormuş. Buna rağmen kör dilenci günde ancak bir dolar dilenebiliyormuş.

Gel zaman git zaman adamın biri günün birinde dilenciye şöyle bir bakmış ve eğilip levhasındaki ben körüm yazısını silmiş ve yerine başka bir şey yazıp çekip gitmiş. O günden sonra bizim kör dilenci günde yüz dolar kazanmaya başlamış.

Günün birinde artık sesinden mi kokusundan mı bizim kör dilenci adamı bileğinden yakalamış ve demiş ki,’’ Allah aşkına sen söyle, sen ne yaptın da ben daha önce günde ancak bir dolar kazanırken şimdi yüz dolar kazanıyorum’’

Adam ‘’Basit ‘’demiş ‘’ Daha önce levhanda ben körüm yazısı vardı. Onu sildim, onun yerine ‘’ bahar gelecek ama ben görmeyeceğim’’ diye yazdım.

 Bazen görmemiz gereken her şey aslında gözler önünde serilidir ama biz göremeyiz. Bakış açımızı değiştirmeden de görmemiz hiç mümkün olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yusufmurat 2019-02-28 02:34:36

senin gibi boş teneke tvlere çıkıp bu ülkede ahkam kesti ya pes doğrusu

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news