AK Parti’den zerre kadar menfaati olmayan ve hiçbir zaman da menfaat sağlamamış kişilerden biriyimdir. Hayatım boyunca AKParti Genel Merkezi’nden ya da İl/İlçe başkanlıklarının kapısından bir kez olsun kişisel menfaatim için girmedim ve girmem de. Tek bağlantım, 2013’te, Prof. Dr. Numan Kurtulmuş öncülüğünde yürütülen Kent Ekonomileri Forumu’nda Adana ve Mersin moderatörlüklerini yapmak oldu. Hiçbir dönemde hiçbir politikacıdan da kendi menfaatim için bir talebim olmadı. Böyle bir arayışım da yok. Rabbim de nasip etmesin inşallah!  

Sadece; iyiniyet ve tam bir sadakatle, inançla hak ve doğru bildiği yolda, vatan, millet, bayrak, refah, zenginlik, özgürlük, aş, iş, ekmek, huzur ve barış ve evlad-ü iyal için gece gündüz çabalarken  “ad hominem” saldırılara hedef olmanın ne kadar acıtıcı olduğunu, insanın ruhunda nasıl bir haksızlık hissi yarattığını ve iz bıraktığını çok iyi bilirim.

Bu konuda hassasiyetim ve empatim çok yüksek.

Bu nedenle; Bakan Albayrak’ın, tüm emeklerinin  “ad hominem” yorumlarla karartılmaya çalışılmasını; “cazibesi olmayan damat, damat kendini rezil etti, gördüğümüz en kötü ekonomik sunum” gibi ifadelerle çabalarının değersizleştirilmeye çalışılmasını, Sayın Bakan’ın kendi kişiliği ve vasıflarıyla, deneyimleriyle ve “baş döndürücü” performansıyla değil “damat”lık rolüyle öne çıkarılmasını, Google aramalarda “Damat Albayrak” yazıldığında 22.000 kez çıkmasını, Timothy Ash gibi bir yatırımcının twitinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’ndan bahsederken “kayınpederi” yazmasını da içime sindiremiyorum; kınıyorum.  

Bu sakil söylemin arkasında uluslararası çıkar gruplarının olduğu; Financial Times, Bloomberg, Reuters ve Die Welt’de çıkan kara propaganda mahiyetindeki yorumlarla ve ekonomist Steve Hanke’nin twitleriyle de sübuta ermiştir. Burada Mr. Hanke’ye seslenmek istiyorum: “Ne demek Türkiye’den gelen verilere itibar etmeyin? Senin bilgisayar başındaki uyduruk veri yorumlarına mı itibar etsinler? Yatırımcılara da seslenmek istiyorum: “Steve Hanke’nin uyduruk hesaplarına itibar eden, yanılır!” Türkiye, dünyada istatistiksel verileri en güvenilir ülkeler arasındadır. AB ile müzakerelerin en çok ilerleme sağlanan fasıllardan biri de İstatistik faslıdır.

Bakan Albayrak’a ve dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı’na yönelik bu “ad hominem” ve sübjektif yorumların temel nedeni, kanaatimce, bu isimlerin ekonomi yönetimini küresel güç odaklarının ajanlarına devretmemesi; TL’nin erimesine ve faizlerin yükselmesine ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 17 yıllık birikimi olan finansal ve reel varlıkların ucuza gaspedilmesine fırsat  vermemesi; sağlam ve tutarlı bir duruş sergilemesidir.

Bir sor: Yoksa neden belden aşağı saldırsınlar?  

Üstelik; Bakan Albayrak’ın “milletin refahı ve ekonominin istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve istihdam, düşük enflasyon ve işsizlik için” gece gündüz ayakta duramayacak ölçüde yoruluncaya dek çalıştığını da gözlemliyorum. Bir önceki yazımda somut verilerle destekleyerek açıkladığım gibi, Bakan Albayrak’ın altı aylık performansı ve ekonomik sorunları sahiplenme derecesi, seleflerinin çoğundan çok daha yüksek görünüyor bana.

Nitekim; Bakan Albayrak tarafından 20 Eylül 2018’de açıklanan Orta Vadeli Program (Yeni ekonomik Program-YEP) sonrasında, dibe vuran ekonomik veriler hızla iyileşmektedir. Kanaatimce 2019’da IMF’in Türkiye ekonomisiyle ilgili %2 küçülme değil Yeni Ekonomik Program’ın öngördüğü %2,3 büyüme hedefi gerçekleşecektir.  2019’da hedef enflasyon oranının tutturulabileceği görülmektedir. Bütçe açığı ve cari açık da düşecek; TL’nin değer kaybı da sınırlı kalacaktır. Türkiye; dünyada kamu, hanehalkı ve reel sektör borcu en düşük ülkeler arasındadır. El’an zaten dibe vurmuş olan TL cinsinden varlık fiyatları da 2019 içinde hızla yükselecektir. 12 trilyon TL üzerinde finansal varlığıyla da, her tür sorunun üstesinden gelebilecek mali güce ve performansa sahiptir.  Önümüzdeki 4,5 yılda seçim yapılmayacak olmasının ekonomi yönetimine vereceği rahatlıkla tüm ekonomik sorunların da üstesinden gelineceğini bekliyorum şahsen. Bu süreçte en son akla gelmesi gelen ihtimal, erken seçim olmalı; Türkiye kesinlikle bir erken seçim batağına sürüklenmemelidir.

IMF yöneticilerinin ve uluslararası yatırımcıların bilmesi gereken şudur: Türkiye’nin yabancı yatırımcıları çekmek için IMF ile bir standby anlaşması yapmaya ihtiyacı yoktur. “Ad hominem” yorumlarla da Türkiye’den kimse bir çentik koparamaz.  TL’nin daha da eriyeceğini ve faizlerin yükseleceğini bekleyen avucunu yalar. S-400 ve yerel seçimler gibi idari ve hukuksal süreçlere dair ekonomiyle ilintisiz bahanelerle ya da “adhominem” yorumlara rağbet edip çekimser davrananlar, olsa olsa, Bakan Albayrak’ın ayaklarına kadar götürdüğü kazanç fırsatını tepmiş olacaktır. Ulusal ve uluslararası yatırımcılar için TL varlıklara ve Türkiye’ye yatırım yapma zamanı gelmiştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news