Eğer aşırı doktriner bir ülke değilseniz yani daha anlaşılır şekilde söyleyecek olursam; bizde 1950’lere kadarki CHP anlayışında olduğu gibi “ne sen bana karış ne ben sana karışayım”, bir diğer deyişle “Yurtta sulh cihanda sulh” anlayışına, katı kimliğe sahip bir ülke değilseniz uluslararası ilişkilerin doğası gereği ekonomik, güvenlik, coğrafi ve daha birçok alanda diğer ülkelerle stratejik ortaklık kurabilirsiniz. Bazen bu ortaklık birden çok amacı aynı anda da taşıyabilir. Peki, nedir bu “Stratejik Ortaklık”? Özellikle, Türkiye’nin Suriye politikasından bahsederken “Stratejik Ortağımız ABD” ifadeleri kullanılıyorken, bu kavramın ne olduğunu, böyle bir ortaklığın da imkân dahilinde olup olmadığına bakalım.

Stratejik ortaklık, köklü ve uzun vadeli amaçlara dayanması gereken bir ortaklıktır. Ancak Türkiye-ABD ilişkileri ya da Türkiye ve ABD düşünüldüğünde Türkiye, NATO üyesi olsa dahi ortak amaçlara dayalı politikaların oluşması, gelenek haline gelmemiş sadece belli özel zamanlarda yoğunluk göstermiştir.

Stratejik Ortaklık, çok uzun süren hatta bir asra ulaşabilen devamlılığı olan bir ilişki biçimidir. Ancak Türkiye ve ABD’nin, Suriye konusunda böyle uzun süreli bir amaç belirlemesi pek mümkün değildir.

Stratejik Ortaklık, ülkeler arasında uzun sürece yayılan, hatta bu nedenle ülkelerdeki iktidarların da üzerinde gelişen bir ilişkidir. Türkiye gibi halen sistemin oturmadığı, değişebildiği ve değişebileceği potansiyeli taşıyan ülkelerin stratejik ortak olmasını engelleyecek türden bir durumdur.

Stratejik Ortaklık, büyük çıkarları öngörür, ortak çıkarlara hizmet eder ancak hepimizin bildiği gibi Türkiye-ABD arasında ifade edilen “stratejik ortaklık” Suriye politikası üzerinde ortak amaç ya da ortak çıkar üzerinde ilerlememektir.

Stratejik ortaklık, köklü güçlü ilişkiler gerektirdiği için bu ortaklığın krizlere karşı dayanıklı olması beklenir ancak Türkiye-ABD ilişkileri düşünüldüğünde, Obama döneminde ABD’nin Suriye konusunda verdiği hiçbir sözü tutmaması, Brunson krizi sonra gerilen ilişkiler, Trump’ın Türkiye’nin Suriye’de hareketini engellemek için “Türkiye, Kürtlere zarar verirse onu ekonomik anlamda mahvederiz” ve bu sözü söylediği günün akşamında ise “Türkiye ile çok iyi ekonomik ilişkiler geliştirebiliriz” gibi açıklamaları kaldırmaz.

Stratejik Ortaklık için iki ülkenin doğru oyuncular, birbirleriyle çelişmeyen amaçlar, net politikalar belirlemesi gerekir. Bu anlamda Türkiye’nin amaçları nettir, çok uzun süredir Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, bölgedeki insanların can güvenliğinin sağlanması, PKK/YPG terör örgütlerine fırsat verilmemesi, bölgede ÖSO gibi yerel, meşru oyuncuların taleplerinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor, neredeyse 5 yıldır bunları ifade ediyor ve asıl amacının da Türkiye’nin güvenliğini sağlamak olduğunu belirtiyor. Ancak henüz Trump gibi istikrarsız bir başkan ortaya çıkmadan bile ABD, Suriye konusunda kafa karışıklığı yaşamaktaydı. Trump’ın başkan olmasıyla birlikte ABD’nin Suriye ve tüm politikalarında başkan ve kongre arasında birçok uyuşmazlık yaşandı. ABD’nin kafa karışıklığı ya da başkan ve Pentagon’un uyuşmazlığı Suriye politikasında bir akşam çekileceğiz, bir sabah kalacağız, bir sonraki gün “güvenli bölge oluşturacağız” gibi istikrarsız açıklamaların ortaya çıkmasıyla netleşmedi, böyle kafası karışık ve istikrarsız politikalara sahip ülkelerle ortalık kurmak mümkün değildir.

Türkiye ve ABD’nin Suriye konusunda stratejik ortak olamamasının nedenlerinden biri de Türkiye’nin ülke içinde ve ülke dışından Türkiye’nin güvenliğine zarar veren PKK/PYD ile mücadelesi temel amacı olmuşken, ABD, Suriye politikasını PKK/PYD’yi istihdam etme, onları destekleme üzerine kurmuştur, dolayısıyla Suriye konusunda ABD ve Türkiye’nin stratejik ortak olması bu minvalde zaten mümkün değildir.

Türkiye-ABD arasında 2006 yılında “Türk-Amerikan Stratejik Ortaklığını İleriye Götürmek İçin Ortak Vizyon ve Yapılandırılmış Diyalog” (Tam metin için: https://www.amerikaninsesi.com/a/a-17-2006-07-05-voa11-88017772/848797.html ) belgesi imzalandığında bu stratejik ortaklık olarak yorumlanmıştır. Ancak bu antlaşmanın maddelerine bakıldığında burada da birbiriyle uyumsuz olabilecek politikaların belirlendiği görülür. Bu minvalde ortaklıkta her amacın uyumlu olmayacağı arada tolere edilebileceği savunması yapılabilir ve bu savunma da kısmen kabul edilebilirdir ancak Türkiye’nin Suriye konusundaki temel amacı terör örgütü PKK/PYD’yi yok etmek, ABD’nin amacı istihdam etmekken bu ortaklıktan bahsetmek pek makul görülmemektedir.

Ez cümle, Türkiye bir NATO ülkesi olarak ABD ile uyumlu, bağlantılı dış politikalar belirleyebilir. Hatta bunu yaparken esnek politikalar izleyerek Rusya ve İran’la da iyi ilişkiler, yer yer ortak çıkar amacı güden politikalar belirleyebilir, bu doğrudur ve becerilebilirse başarıdır. Ancak, özel ve geçici bir durum olan ABD ve Türkiye’nin Suriye politikası, bu politikadaki amaçları maalesef stratejik ortaklık başlığında değerlendirilemez. Kavramsal olarak mümkün olmayan bu ortaklığın sahada pratikte de tam anlamıyla bir ortaklık olması en azından şimdilik mümkün görünmemektedir. Trump gibi çoğu kez ciddiyetten uzaklaşan bir başkanla da ortak bir çizgi belirlenememektedir. Türkiye’nin tüm dünyadan bağımsız dış politika belirlemesi mümkün değildir, ortaklıklara ihtiyaç duyar ve ortaklık da kurmalıdır ancak ilk olarak bunun bir ortaklık olup olmadığı sonrasında da bağımlılık içermediğinden emin olunmalıdır.

ABD, Suriye’deki amacını PKK/PYD üzerinden şekillendirirken, “stratejik ortağı” Türkiye’yi uzaklaştırmak istemiyor ancak aynı zamanda sivil Kürtleri bahane ederek PKK/PYD’ye yaptığı yatırımın karşılığını almak istiyor. Kendi politikasına ve terör örgütlerine meşruluk kazandırmak için sivil Kürtleri bahane ediyor. Sonuçta PKK/PYD’ye ait bir koridor oluşturmak istiyor, bu örgütleri Rusya’ya ya da rejime kaptırmak istemiyor, Türkiye’yi oyalamak için de “güvenli bölge” formülü uyduruyor. “Güvenli bölge”, Türkiye’nin uzun süredir talep ettiği bir durumdu ancak ABD’nin “güvenli bölgeden” maksadı ile Türkiye’nin maksadı çok farklı. ABD, bu bölge ile Türkiye’nin talep ettiği şekilde sivillerin güvenliğini garanti etme amacı gütmüyor, PKK/PYD’yi koruma ve kollama amacı güdüyor, dolayısıyla ne yaparsanız yapın ABD ile Suriye’de stratejik bir ortaklık mümkün olmuyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news