31 Mart yerel seçimleri sonuçlarına göre seçimin kaybedeni yok sanki. Devlet Bahçeli’nin seçim gecesi yaptığı konuşmadaki tespitiyle “herkes memnun” sanki. Bendenizin gözlemleri ve hissiyatı da o yönde.

Peki neden?

Kanaatimce temel neden, Türkiye’nin son beş yıldır, son beş yıl içinde, Türkiye’nin ekonomik ve politik kaderini ve performansını da belirleyen çok yoğun bir ulusal ve uluslararası politik maratonunun içinden geçmesi.

Bu beş yıl içinde yapılan seçimler şunlar: 30 Mart 2014 seçimleri, 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi, 7 Haziran 2015 Genel Seçimi, 1 Kasım 2015 Genel Seçimi, 16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu, 24 Nisan 2018 Genel Seçimi ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi, 31 Mart 2019 Yerel Seçimi. Bu sürece Suriye’deki iç savaşı, Irak’ı, FETÖ Terör Örgütü’nün 17/25 Aralık Yargı Kalkışmasını ve 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni, PKK’yı ve 24 Haziran Seçimlerinin hemen öncesinde başlayarak seçim öncesinde zirve yapan ve halen de devam eden finansal operasyonları da dahil edin.

Velhasıl, beş yılı aşkın süredir “toplumu da giderek kutuplaştıran ve hatta yoksullaştıran, güven ortamını bozan” bir politik ve ekonomik gerilim sürecinden geçtik ve halen de geçiyoruz. Bu gerilim, kaçınılmaz olarak politik dile ve ekonomiye de olumsuz yönde yansıdı. Siyasal parti liderlerinin ve destekçilerinin birbiri aleyhindeki ithamları, hakaretleri, tazminat davaları sıradan vatandaşı da bu gerilimin bir parçası haline getirdi nitekim.

31 Mart yerel seçim sonuçlarına göre, 30 Mart 2014 yerel seçimlerine kıyasla, AKParti’’nin toplam oy oranında bir eksilme ya da erime yok. 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde toplam oy oranı %45,5 iken bu seçimlerde %44,3. AKPArti’nin oy oranı; 7 Haziran 2015 Genel seçimlerinde % 44,32, 1 Kasım 2015 Genel Seçimlerinde %49,9, 24 Haziran Genel Seçimlerinde ise %42,56. Cumhur İttifakı’nın milletvekili seçimlerindeki oy oranı ise 24 Haziran 2018’de %53,66; 31 Mart yerel seçimlerinde ise 51,63. Velhasıl, Cumhur İttifakı’nın oy performansında anlamlı bir değişme yok.  Dolayısıyla; toplam oy dağılımına bakıldığında AKParti’nin ve Cumhur İttifakı’nın taban ve seçmen kaybetmediği açık. Sadece MHP’den AKParti’ye bir miktar oy kayması var gibi görünüyor.

Öyle ki; Nisan 2018’den itibaren başlayan ve 24 Haziran 2018 sonrasında hız kazanan dolar ve Euro kurlarındaki düşüşlerin, reel sektördeki daralmaların, artan enflasyonun, düşen satınalma gücünün ve işsizlik artışının seçmen tercihlerini çok da etkilemediği söylenebilir. Cumhur İttifakı seçmeninin  bu ekonomik değişkenlerin dış güçlerin etkisiyle manipüle edildiğini düşünerek “ekonomik istikrar” için “siyasal istikrar” lehinde bir tercih yaptıkları da düşünülebilir.

CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı’nın 24 Haziran genel Seçimlerindeki oy oranları ise sırasıyla %22,64, 9,96, 1,38 iken 31 Mart seçimlerinde % 30,12,  7,45, 2,71. HDP’nin iki seçim arasındaki oyları ise sırasıyla %11,1 ve %4,24. Aradaki fark %6,77. CHP oylarındaki artışın İYİ Parti ve HDP oylarındaki azalıştan karşılandığı ortada. Bu dağılımda Saadet Partisi’nin oylarının %1,33 puanla yaklaşık %100 artması da dikkat çekici elbette. AKPArti’nin oy kaybı da yaklaşık bu kadar (%1,2) zaten. Bu dağılıma göre CHP’nin performansındaki artış ödünç oylardan kaynaklanmış görünüyor. Zaten Türkiye’de CHP’nin alabileceği ve aldığı azami oy oranı %30 civarında. Millet İttifakı olmasa CHP’nin 31 Mart yerel seçimlerindeki performansı yakalaması imkansız nitekim.

Ancak Millet İttifakı’nın yapısının ve performansının çok önemli bir anlamı da var. CHP gibi devletçi ve ulusalcı, İYİ Parti gibi Türk milliyetçisi, Saadet Partisi gibi ümmetçi ve HDP gibi Kürt milliyetçisi algısı yaratan çok farklı dünya görüşlerine sahip siyasal partilerin bir siyasal amaç için bir araya gelebiliyor olması, daha da ötesi büyük bir seçmen kitlesini peşinden sürüklemesi; etnik ve dinsel ayrışmaya dayanan siyasal kutuplaşma döneminin Türkiye’de artık sona erdiğinin somut delili. Millet İttifakı’nın seçim söyleminin “ekonomik kriz” odaklı olması, bu ittifaka verilen oyların temelde ekonomik kaygıyla verildiğinin de göstergesi. Bu kaygıdan “vatandaşa hizmet” doğacağına inanıyorum şahsen.

Yukarıda belirtiğim gibi kanaatimce Cumhur İttifakı’na verilen oyların temelinde de ekonomik kaygılar ve ekonomi için siyasal istikrar arayışı var. Dolayısıyla; her iki ittifak mensubu siyasal partiler için politik performansın ekonomik performanstan geçtiğini öngörmek mümkün. Her iki ittifak üyelerinin de bu ekonomik talebi doğru okuduğuna ve gereğini yapacaklarına inanıyorum.

Gerek sayın Cumhurbaşkanı’nın Balkon Konuşması, gerek Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Berat Albayrak’ın  ve gerekse hükümete yakın medyanın seçim sonrası manşetlerinin ana temasının “yapısal reformlar” olması, bu farkındalığı ve önceliği gösteriyor. Millet İttifakı mensuplarının da ele geçirdikleri belediyelerin kaynaklarını yine halkın refahını artırıcı ve hizmet öncelikli kullanacaklarını bekliyorum.  Özellikle İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun ve Ankara’da Mansur Yavaş’ın; keza memleketim Adana’da Zeydan Karalar’ın daha önceki performanslarına da bakarak başarılı bir belediyecilik performansı sergileyeceklerini öngörüyorum. Bunu başarır, halka ve merkezi yönetime de güven verirlerse, Sayın Cumhurbaşkanı’nın desteğini de alabileceklerine, birlikte verimli bir çalışma ortamı yakalayacaklarına eminim. Aksi halde ise hem merkezi devletten hem de izleyen seçimlerde seçmenlerden ağır darbeler yiyecekleri kesin.

31 Mart Yerel Seçimleri’nde üzerinde durulması gereken en önemli bir şehir de Şırnak elbette. Şırnak’ta %61,72 ile AKParti adayı Mehmet Yarka belediye başkanı seçildi. En yakın takipçisi HDP’nin oy oranı %35. Bu sonuç da Türkiye seçmeninin “ideoloji”ye değil “hizmet”e oy verdiğini göstermesi açısından anlamlı kanaatimce. Haritede görüldüğü gibi; HDP’nin kalesi olan Güneydoğu’da yıllardır ilk kez merkez sağ bir siyasal parti olan AKParti’nin kazanması, surda açılan bir gedik nitekim. Ve bu gediğin tek mümkün rasyoneli, “vatandaşa hizmet”.

31 Mart Yerel seçimleri haritasının en önemli anlamlarından biri de Türkiye’de seçmenlerin ve demokrasinin artık “olgunlaştığı”. AKParti Genel Başkanı ve T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın demokratik sonuçları olgunlukla kabul etmesi ve onaylaması, millet iradesinin her şeyin üzerinde olduğunu vurgulaması bu açıdan çok anlamlı oldu. Türkiye özgür seçmenlerin özgürce oy kullandıkları yarışmacı demokrasi ile yönetilen bir ülke olduğunu, tüm uyuşmazlıkları demokratik süreçlerle aşabileceğini, SEÇİMLERDE ŞAİBE OLMADIĞINI tüm dünyaya bir kez daha ispat etti.

Bu güvenilirliğin ekonomik sonucu olarak da dolar ve Euro kurları ve Türkiye’nin CDS puanları düştü, BIST endeksi yükselişe geçti.

Ancak açık olan şu ki çok sayıda ve üstüste seçim yapılması toplumu geriyor ve kutuplaştırıyor. Bir sonraki yasal seçimlere kadar seçimlere de bir ara vermek, Hudeybiye Anlaşması misali, hem gerilimin azaltılmasına hem toplumsal barışın sağlanmasına hem de ekonomik performansın artmasına katkı sağlayabilir. Demokrasiyi ve seçim sonuçlarını fazla kurcalamak ise hem demokrasiyi hem de seçimleri bozabilir.

Kanaatimce 31 Mart Yerel Seçimleri’nde çıkan tablo çok anlamlı: Öyle ki seçimi tüm siyasal kesimler ama özellikle de vatandaş kazandı. Kalemle çizilmiş gibi ince ve bıçak sırtı bir denge kurdu: Hem Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya gibi büyükşehirleri vererek muhalefete “vatandaşa hizmet” yolunda kendini gösterebilmek için büyük bir fırsat verdi hem de hükümete ve Millet İttifakı’na toplamda %50’nin üzerinde bir destek vererek ekonomik ve toplumsal alanda yapısal reformlar yapmasına dayanak ve uluslararası politik ve ekonomik ilişkilerde ve terörle mücadelede, beka sorunuyla başa çıkmada elini sağlam tutacak bir meşruiyet sundu. Hükümetin toplam oy oranının korunması, ekonomik istikrar ve güven ortamı için hayati önem taşıyan siyasal istikrarı da güvence altına aldı; yeni siyasal oluşum girişimlerinin önünü de tıkadı. Seçimin en büyük kazananı da bu bıçak sırtı dengeyi kurmak ve her kesime fırsatlar vermek suretiyle tüm siyasal kesimleri kendine hizmet etmeye mecbur bırakan “vatandaş/seçmen” oldu. “Egemenliğin kayıtsız ve şartsız kendi elinde olduğunu” bir kez daha gösterdi.

Bir vatandaş olarak, bendeniz de 31 Mart yerel seçim sonuçlarından ve sunduğu ekonomik ve politik fırsatlardan memnunum nitekim.

Hadi hayrlı hizmetler..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İletişim adreslerimiz: ihbar@yeniyuzyil.news ve info@yeniyuzyil.news